Dert ortağım değilsin. Bilhassa derdimsin.
Xuebing Du
Keni
Lint Roller? I Barely Know Her

#extradirty

oozey mess
NASA

No title available
dirt enthusiast

Love Begins
$LAYYYTER
Stranger Things

JVL
No title available
hello vonnie

Kiana Khansmith

No title available

JBB: An Artblog!
taylor price

Discoholic 🪩

roma★

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Tunisia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Tunisia
seen from Australia
seen from Tunisia

seen from Malaysia
@shinedalgarnodizisi
Dert ortağım değilsin. Bilhassa derdimsin.
Size biraz acilde tuttugumuz nöbetlerden bahsedeyim:
- Ölmesin diye dua ede ede yapılan kalp masajı arasında 10 sn nabız kontrolü yaptıktan sonra hocanın yaşam bekletiniz olmasın sadece eğitim amaçlı resüsitasyona devam edeceğiz dediği an benim değişen kalp ritmim…
- 18 yaşında intracerebral kanama yani beyin kanaması ile gelen minik kızın annesinin kendi başına vurup Allah beni kahretsin 4 gündür başım ağrıyor demişti, neden getirmedim kafama tükürsünler benim diyerek titrek elleriyle başına vurup kendini suçlarken benim düğümlenen nefesim…
- Amca bak böyle tansiyonun 260 larda gezemezsin bunu kontrol altına alman lazım dediğimde ilerde evladın olunca anlarsın kızım deyip koca adam karşımda ağlayınca yutkunduğum kelimeler…
- Sonda takarken Allah kimseyi sağlık ile imtihan etmesin yavrum hakkını helal et çok utanıyorum diyen amcaların gözlerinden akan yaşlar, benim titreyen sesim…
- Önceki beyin kanamasından sekel kalmış konuşamayan ve bedeni bası yarası dolu teyzenin çok ağrın var biliyorum Allah sana şifa versin deyip saçlarını okşadığımda gözlerinden damlayan yaşlar… - Küçük çocuk bedeniyle kanserle savaşan ve minicik parmaklarıyla tuttuğu kalemle elimin üzerine kalp çizmeye çalışırken ellerinde çok kemikliymiş deyip koca kalbiyle gülümsetirken ağlatmayı başaran ufacık bir kalp…
Bunların yanında doğumhanede hayata yeni başlayan yeryüzünün ve insanlığın en masum hali… Mutluluk, üzüntü ve acı ne kadar iç içe… Kimsenin kimseden haberi yok… Yalnızca kendi derdinde herkes… Belki de bu yüzden güzel doktor olmak…
Bir başka dertleri kendine dert edinmek… Bir başka mutlulukla mutlu olmak…
Günün sonunda iyileştirirken iyileştiğinin farkına varmak… Allah Kerim ne demek daha iyi anlamak…
Allah'ım!
Bu sabah bize mutluluk ver, yüreklerimizi ferahlat, kaygılarımızdan kurtar, her sıkıntıyı rahatlıkla her zorluğu kolaylıkla ve her hastalığı sağlıkla değiştir!
Heyecanlı yaşamak istiyorum. Azimli, bereketli.
sad suresi (mealen):
﴾49-50﴿ Bu bir hatırlatmadır. Kuşkusuz Allah’a itaatsizlikten sakınanlara çok güzel bir gelecek, kapıları kendilerine ardına kadar açılacak adn cennetleri vardır.
*gelecek kaygılarımız var Allah'ım sen iyi et bizi.
Önümüzü açacak bir öncü kuşak için 100 Kitaplık Okuma Listesi
Yusuf KAPLAN:
Bu ülkedeki eğitim sistemi pozitivist, ezberci ve hâlâ Batı-merkezci. Kendi dünyamızı, tarihimizi, toplumumuzu bile seküler-Batılı perspektiflerle öğretmeye kalkışıyor çocuklarımıza. Ödünç akılla, ödünç bir dünya inşa etmeye çalışıyor: Boşuna çaba! Yazık oluyor, bu ülkeye de, bu ülkenin çocuklarına da! Oysa başkalarının kavramlarıyla kendi dünyanızı kuramazsınız. Kendi dünyanızı da tanınamaz hâlâ getirir ve yıkarsınız. O yüzden bize ait olmayan dinamikler üzerinden kurulan bu eğitim sistemi, bizim dinamiklerimizi, ruh köklerimizi dinamitlemeye yarıyor yalnızca. Tanpınar'ın “kültürel inkâr” dediği bizim modernleşme / sekülerleşme serencamımız, sonuçta bizi kültürel intiharın eşiğine getirip bırakıyor… Bu eğitim sistemi, diploma veriyor yalnızca. Ve yetenek öğütüyor. Böyle gitmez. ÇAĞRI'SI ÇAĞ'INI KURACAK BİR ÖNCÜ KUŞAK OLMADAN ASLÂ! Aynı durum, ülkemizin fikir, sanat, kültür ve medya hayatında da geçerli: Tam bir entelektüel anarşi, nihilizm ve metamorfoz / başkalaşma hükümfermâ: Fikir, sanat, kültür ve medya hayatımız, Batı'da üretilenleri, üstelik de Batı kültürünün posası çıkmış ürünlerini tepe tepe tüketmeyi marifet sanıyor! Böylelikle kaygan zeminlerde patinaj yapıyoruz yalnızca! Zaman kaybediyoruz… Çocuklarımızı kaybediyoruz… Geleceğimizi kaybediyoruz bu yoz eğitim, fikir, sanat, kültür ve medya rejimiyle.Kendi kuyumuzu kazıyor, kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Oysa yeniden keşfedilmeyi bekleyen, henüz hakkıyla anlaşılamış, aşılamamış, anlaşılamadığı için aşılamadığı da anlaşılamamış, Medine'den süt emen köklü bir medeniyet tecrübesine sahip bir ülkenin eğitim, fikir, sanat, kültür ve medya rejimi, kabına sığmayan, öncü kuşaklar yetiştirebilmeli; fikir, sanat ve kültürde insanlığın önünü açacak, insanlığı yitirdiği hakikatle buluşturacak öncü atılımlara kaynaklık edebilmeli, değil mi? Bendeniz, sözünü ettiğim medeniyet atılımına öncülük edecek, oluş, fikir ve “varoluş” çilesi çekecek, bu dünyada yaşayacak ama bu dünyayı yaşamayacak, çağ aşacak, çağ açacak, çağrısı çağ'ını kuracak “bizim öncü kuşaklarımızı nasıl yetiştirebiliriz?” yakıcı meselesi üzerinde kafa patlatıyorum, çırpınıp duruyorum yaklaşık çeyrek asırdır karınca kaderince… YATAY VE DİKEY OKUMA Bu çerçevede beş aşamadan oluşan 100 kitaplık bir Okuma Listesihazırladım. Hepsi birinci sınıf yazarlar tarafından yazılan kitaplar bunlar. Bir de zihin ve ufuk açıcı bir okuma yöntemi geliştirdim âcizâne. Önce şunu söyleyeyim: Okuma, yatay ve dikey eksenlerden oluşur:Yatay okuma, genelden özele doğru ana kaynaklara götürecek, değişik seviyede gerçekleştirilen giriş okumalarıdır. Dikey okuma ise pergelin sabit ayağını kendi medeniyet ilkelerimize ve ruh köklerimize basarak, pergelin hareketli ayağıyla bütün medeniyetlerin kurucu metinlerini hazmederek, özümseyerek, tartışarak ve nihayetinde aşma çabası ortaya koyacak bir ruhla ve donanımla okumaya soyunmaktır. Bu listenin ilk aşaması, dersten önce derd sahibi yapacak 20 kitaplık Birinci Aşama okumalarından oluşuyor. 65. kitaptan itibaren ana metinlere geçilecek Türkçe, Arapça ve İngilizcesinden. BİRİNCİ AŞAMA OKUMA LİSTESİ 100 kitaplık Okuma Listesi'nin BİRİNCİ AŞAMA kitap listesi:
İslam'ın Dirilişi-Sezai Karakoç.
İnsanlığın Dirilişi-Sezai Karakoç (Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).
Diriliş Neslinin Amentüsü-Sezai Karakoç.
Sütun-(Hepsi değil, bazı bölümleri seçilerek okunacak)-Sezai Karakoç.
Yitik Cennet-Sezai Karakoç.
Geleceğimizde İslâm Var-Roger Garaudy.
Bu Ülke-Cemil Meriç (Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).
Beş Şehir-Ahmet Hamdi Tanpınar-(Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).
Yaşamak-Cahit Zarifoğlu (Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).
İnsanlığın Medeniyet Destanı-Roger Garaudy.
Gül Yetiştiren Adam-(Anlatı) Rasim Özdenören
Yoksulluk İçimizde-(Hikâye) Mustafa Kutlu.
Ya Tahammül Ya Sefer-(Hikâye) Mustafa Kutlu.
Bu Böyledir-(Hikâye) Mustafa Kutlu.
Sır-(Hikâye) Mustafa Kutlu.
Uzun Hikâye-(Hikâye) Mustafa Kutlu.
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler-Rasim Özdenören.
Üç Zor Mesele-İsmet Özel.
İslâm'ın Vadettikleri-Roger Garaudy.
Doğu ve Batı Arasında İslâm-Aliya İzzetbegoviç.
Not-1: Bunlar, Ders'ten önce Dert Sahibi yapacak kitaplar… Not-2: İkinci Aşama okumalardan önce Yahya Kemal, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Erdem Beyazıt ve Cahit Zarifoğlu şiirleri üzerinde yoğunlaşılacak. İLK AŞAMA OKUMA LİSTESİ'NİN 3 TEMEL GÂYESİ:
Dert sahibi yapmak.
Dil zevki kazandırmak.
Medeniyet perspektifi ve Müslümanca düşünme melekeleri kazandırmak.
4 KURŞUN KALEMLE OKUMA YÖNTEMİ VE GEREKÇESİ Kitaplar, mutlaka 4 Kurşun Kalem'le okunacak. Bu okuma yöntemi, liste kadar önemli. Neden 4 kurşun kalemle okuma yöntemi geliştirmeye ihtiyaç duydum, peki? Kültürel, entelektüel ve pedagojik gerekçelerle elbette: Görsel kültürünhâkim olduğu bir çağda yaşıyoruz. Görsellik, zihnî faaliyeti yalnızca görüntü'ye indirgiyor; oysa görüntü, hem ayartıcı hem de dolayısıyla zihnî melekeleri yoksullaştırıcı bir işlev görüyor. Bu okuma yöntemiyle görselliği, yazılı kültürün içinde eritmiş oluyorum. Böylelikle ortaya her sayfanın resim tablosuna dönüştüğü, estetik zevk de kazandıran zihni geliştirici bir “manzara” çıkmış oluyor. Kalemlerin işlevlerine ve nasıl kullanılacağına gelince…
Yeşil Kalem'le: Kilit kavramların altı çizilecek.
Kırmızı Kalem'le: Önemli satırların altı çizilecek.
Mavi Kalem'le: Atlanmayacak yerler işaretlenecek veya gerekirse çizilecek HAFİFÇE
Siyah Kurşun Kalem'le: Kitab'ın sayfalarının sağ ve sol kenarlarına notlar alınacak, başlıklar çıkarılacak, kavramlaştırmalar yapılacak ve ÜST BOŞLUKLARA EN ÖNEMLİ CÜMLE YAZILACAK…
Birinci Bölüm bitince, sırasıyla:
Önce yeşil kalemle çizilen yerler / kavramlar hızla okunacak…
Kırmızı kalemle çizilen satırlar okunacak…
Sayfaların üst taraflarına yazılan cümleler okunacak…
Bu üç işlemden sonra Kitabın İKİNCİ BÖLÜMÜNE GEÇİLECEK… Bu 100 kitap bitince ihtisaslaşma okumalarına geçilecek… Bu okumaları, arkadaşlarla birlikte yapıyorum İstanbul'da değişik yerlerde. Gazenferağa Medresesi'nde, Balaban Tekkesi'nde -ve yakında Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde. MESELE OKUMAK DEĞİL, KELİMELERİ RUHA DÖNÜŞTÜRMEK… Amacım yalnızca kitap okutmak değil; ruh kazandırmak. Mevcut eğitim sisteminin, fikir, sanat, kültür ve medya rejiminin genç kuşaklarımızı nasıl öldürdüğünü ispat etmek ve bu yoz sistemi “çökertmek”. *** Sözün Özü: Bir “eğitim” çabası, genç kuşaklara şu beş temel şeyi vermiyorsa, toplumun mezarını kazıyor demektir:
Ruh
Ahlâk
İdeal
Özgüven
Tevazu / Başkalarına saygı.
*** Yalnızca kabına sığmayan insanlar, karanlıkları aşabilir…«kalıbımız»ın rahatını bozabilir… ve kalbimize “yol açan” bir ışık saçabilir… *** Ey Genç! Önce Dert sahibi olacaksın. Dert, yaratılış sırrını okuma melekeleri ve ruh kazandıracak sana. İşte o zaman, Ders'in ne olduğunu anlayacaksın. *** Mesele, okumak mı? Hayır! Kelimeleri ruha dönüştürebiliyor musun? İşte bütün mesele bu! Gerisi, çelik çomak oyunu. Ancak o zaman, zamanı aşar, çağlaya çağlaya akar, toprağı sularsın… *** Herkese zihin açıcı “okumalar” diliyorum.
Yusuf KAPLAN, Yeni Şafak
Evet yaa buydu işte aradığım. Allah razı olsun sizlerden.
Hayatımın Işığı -Abdullah Harmancı-
Kanepeme uzanır, kuruyemiş tabağını elime alır, kendimi karanlık odama yayılan mavi ışığına terk ederim. Sende yepyeni bir dünya var. Sende ruhumu boyayan öyle parlak bir ışık var ki. Sen bana hatırlamak istemediklerimi unutturursun. Sen bana unutmak istediklerimi hatırlatmazsın. Sen bana kısa ömrümde görmediğim renkleri gösterir, sen beni hiç bilmediğim ülkelerden, sen beni hiç bilmediğim şehirlerden haberdar edersin. Rüyalarımda bile görmediğim kaplanların derin uykularını, geyik yutan dev yılanları görürüm sende. Sen bana arabamdan bin kat güzel arabalar gösterirsin. Sen bana öyle güzel kadın yüzleri. Sen bana öyle pırıltılı binalar. Sen bana öyle temiz sokaklar. Sen bana öyle kaldırımlar, kilise çanları. Sen bana bilmediğim iklimler. Tanımadığım yüzler. Hiçbir zaman sahip olamayacağım bahçeli evler gösterirsin. İsviçre'deki Peter, Amerika'daki Mayk, Almanya'daki Klinsman, İngiltere'deki Corci karanlık evimin konuğu olurlar. Sen bana hiç tanımadığım acılar tattırırsın. Sen benim bağrımda durmadan yaralar açarsın. Sen bana ne çok şeyimin olmadığını söyler durursun. Yaşamadığım ne çok şey olduğunu söyler durursun. Ne çok şey kaçırdığımı. Ne çok eksiğimin olduğunu. Ne rezil. Ne kepaze. Ne doğulu. Ne köylü bir hayat yaşadığımı. İkinci sınıf bir dünyanın üçüncü sınıf bir insanı olduğumu. Sen bende durmadan yaralar açarsın. Mahalleme küçümseyerek bakar, arabamı çekilmez bulurum. Ne evim gerçek bir evdir; ne sokaklarım sokak gibidir. Yaşadığım şehir, yaşanacak bir şehir değildir. İnsanlarıma burun kıvırır, insanlarıma sinir olurum. İnsanlarım senin insanların gibi değildir. O güzelim mavi ışığından içime acılar akar. O güzelim mavi ışığın yüreğimi sardıkça sarar. Derken vakit gelmiştir. Battaniyemi üstüme çeker, benden çok başka insanların, benimkinden çok başka yataklarda, benimkinden çok başka uykulara daldığını düşünürken, düşünürken uykulara dalarım. Orda, benimkinden çok başka sabahlara uyanacak, çok başka insanlar var.
bir nefeslik dünyanın, iki nefeslik yorulması bu.
kelimelerimi bir zırh gibi mi kuşandım, bir kılıç gibi mi kullandım? hangisini yapmak daha acıttı, hangisi daha güvende hissettirdi, hangisi pişman etti?
Namaza koşturmak yerine namazda koşturduğun için bu haldesin.
Sana verilmeyeni, sana lazım olmayan bil. Başkasında imrendiğin, sende olmayanı; olsaydı, felaketin bil. Ne ki eksiğin, olsaydı; fazlalığın olurdu. "Allah herkese layık olduğu cevheri verdi. Kedinin kanadı olsaydı, serçenin nesli tükenirdi."
Sadi Şirazi
havada kalmış fikirlerim var.
birşeyler yapmak isteyip deyapamadığım müthiş günler içinde yuvarlanıp dururken bir tık daha iyi hissediyorum kendimi. sorgulanabilir ve sorgulanamaz olan şeyler var. o aralıkta fikirlerim ruhumu da takmış peşine gezer durur. arada bi nefsimle karşılaşır tanımıyomuş gibi yapar, bazen yakalar ama o da ne iş işten geçmiş midir ne?
sanmıyorum işin işten geçtiğini, geçmemiştir de zaten.
içimdeki arkadaşların biraz yazmaya ihtiyacı vardı bu saçmalamalar onun eseridir çok dikkate alınmamalıdır.
selametle kal kalbim ruhum vicdanım sırrım ve sevgili aklım.
Bu bir demdir, gelir geçer.
Boğazda büyüyen yumruyla şu fotoğraflara bir bakmalı. Kimin için sabah erkenden kalkıp yol almamız gerektiğini unutmayalım. Kimin bizi beklediğini, ufacık kalplerinde gün geçtikçe büyüyen korkuyu ve oyuncak tutamamış ellerinde ölen kardeşlerini, ebeveynlerini tuttuklarını hatırlayalım. Onların sığındığı ve çocukluğun verdiği o müthiş özgürlüğü tattıkları kucak olmak zorundayız. Çocuklar, elbet bir gün. Allah'ın adaleti diğer hiçbir şeye benzemez. Elbet bir gün.
"Ne çabuk dağılıyor benim düşüncelerim. Ne kolay yıkılıyor benim inançlarım. Ne kadar sık değişiyor benim kararlarım. Ben her şeyi ne kadar çabuk unutuyorum. Ben her şeye ne çabuk alışıyorum."
İşte uğruna üzüldüğün, fedakarlıkta bulunduğun, gözüne uyku girmeyen gecelere sebep olan endişelerinin, kaygılarının kaynağı olan dünya. Dünya insanları. Ne kadar boş olduğunu anlarsın yürürken aralarında. Bilhassa çarşılarında.