Bildiğiniz gibi Apple’ın News uygulaması içeriğine henüz ülkemizden erişim bulunmuyor. Uygulamanın Türkiye’den kullanılamamasının nedeni ise Türkiye için özelleştirilmiş içeriklerin bulunmamasıdır.
Bununla birlikte News.app aslında bilgisayarlarımızda yüklü olarak geliyor. Sadece, görünmez bir dosya olarak konumlandırıldığı için grafik arayüzden /Applications klasörü içinden göremiyoruz.
Görebilmek ve uygulamayı kullanabilmek için yapmanız gereken şey aslında çok basit. Finder’da iken gizli dosyaları görebilmek için kullanılan Command+Shift+. (nokta) kısayolunu kullanmanız yeterli. Bu kısayol ile bilgisayarınzda işletim sisteminin gizli olarak tuttuğu tüm belge ve klasörler silik de olsa görünür hale gelirler.
Eğer F klavye kullanıyorsanız ve Command+Shift+. kısayolu bilgisayarınızda hiçbir değişikliğe sebep olmadıysa aynı işlemi Terminal üzerinden de yapabilirsiniz. Applications/Utilities klasöründe bulunan Terminal uygulamasını açıp sırasıyla şu iki kod satırını yazın.
Bu satırları yazdıktan sonra Finder kapanacaktır. Dock’taki gülümseyen Finder simgesine tıklayarak yeniden açabilirsiniz. İşletim sisteminin gizlediği tüm dosyaları görebilmeye başladığınızı farkedeceksiniz.
News Uygulamasına Nasıl Ulaşacağız?
Tüm dosyalarınız görünür olduğunda /Applications klasöründe bulunan News uygulaması da silik bir şekilde görünmeye başlamış olmalı. Üzerine çift tıklayarak açabilir, simgesini Dock’ta tutarak her zaman erişebilirsiniz.
Sherlock’u aranızdan kimler hatırlıyor? Apple’ın eski karizmatik arama motoru MacOS X’in ilk yıllarına kadar internet üzerinde ve bilgisayarımızda tüm aradıklarımızı karşımıza getirirdi. Sonrasında bildiğiniz gibi yerini metadata temelli Spotlight‘a bıraktı. Eski Mac kullanıcıları olarak Sherlock’u seviyor olsak da Spotlight’ın yeteneklerini gördükten sonra kendisini unutmamız pek uzun sürmedi.
Önce Temel Bilgiler
Bu makaleyi okuyorsanız Spotlight’ın ne olduğunu biliyor olduğunuzu varsayıyorum. Ama bilmiyorsanız bir-iki cümlelik özet geçeyim. Spotlight, macOS’un dahili arama motorunun adıdır. Metadata temelli bir arama yapıyor olduğu için bilgisayarınızda bulunan tüm dosyalarınızla ilgili her veriyi tarayabilir. Örneğin Yeni_belge.pdf isimli bir dokümanın içinde Ankara-Çankaya’da bulunan bir adres yazılı ise “Çankaya” anahtar kelimesini arayarak o belgeye ulaşabilirsiniz. Ya da “1600” anahtar kelimesini arayarak örneğin 1600px genişliğinde olan resim belgelerine erişebilirsiniz. Ya da şöyle saçma aramalar yapabilirsiniz; “Bilgisayarımda bulunan 500MB’dan daha büyük ve son 6 ay içinde oluşturulmuş belgeleri bul”
Spotlight’ın System Preferences penceresindeki ayarlarına bakacak olursanız Spotlight’ı dizginlemeye yönelik ayarlar bulunduğunu görebilirsiniz. İsterseniz dosya tipi bazlı kısıtlama yapabilirsiniz. Örneğin, “PDF belgeleri arama sonuçlarında gösterilmesin” gibi. Ya da Privacy sekmesine tıklayarak klasör bazlı kısıtlama yapabilirsiniz. “<Çalışmalarım> klasörü arama sonuçlarına dahil edilmesin” gibi.
Özetle, birçok sistem özelliği gibi Spotlight’ın da son kullanıcı nezdinde ayarlanabilir çok az özelliği bulunuyor.
Biraz daha derine inelim
Spotlight’ın bilgisayarınızda bulunan içerikleri aranabilir ögeler gibi görebilmesi için tüm bilgisayarınızın içeriğini indekslemesi gerekir. Tıpkı Google’ın bütün web sitelerini tek tek indekslemesi gibi…
Satın aldığınız yeni bir Mac’e eski verilerinizi toplu halde yüklediyseniz Spotlight bu veri kümesindeki dosyaları tek tek indeksleyecektir. Ya da kullanmakta olduğunuz bilgisayarınızda macOS güncellemesi yaptıysanız, Spotlight işe indeksleme ile başlayacaktır. İndeksleme sırasında bilgisayarınız ciddi oranda yavaşlayabilir ve o sırada yapacağınız aramalarda istediğiniz gibi sonuçları alamayabilirsiniz.
İndekslenen veriler diskinizin ana dizininde (genellikle ismi Macintosh HD’dir) .Spotlight-V100 isimli gizli bir belgede tutulur. Terminal üzerinden önce “cd /” sonra da “ls -a” komutlarını vererek (tırnaklar olmadan yazınız) ana dizininizdeki ögeler arasında bu indeks dosyasını görebilirsiniz.
Spotlight indeksi Meta Data Server isimli bir daemon tarafından yönetilir. Bu daemon, işlerini mdworker isimli bir görev ile görür. Activity Monitor ile kontrol ettiğinizde mds ya da mdworker isimli görevler görebilirsiniz. Yukarıda değindiğim gibi, indeksleme sırasında bilgisayarın yavaşladığını farkedebilirsiniz. Böyle bir durumda Activity Monitor’de mds ya da mdworker isimli görevlerin fazladan işlemci gücü ve bellek tükettiğini görebilirsiniz.
Finder’da iken açık uygulamaları Force Quit (⌘+⌥+Esc) komutu ile sonlandırabilirsiniz bildiğiniz gibi. Buna ek olarak Activity Monitor’ü kullanarak işletim sistemi tarafından yürütülen görevleri de sonlandırabilirsiniz. Ve evet, mds ile mdworker’ı da isterseniz Activity Monitor üzerinden sonlandırabilirsiniz. Bunu yaparsanız Spotlight, dosyalarınızı indekslememiş olur.
Terminal üzerinden yapabilecekleriniz
Terminal üzerinden de Spotlight odaklı çeşitli komutları kullanabilirsiniz. Bunlardan birkaçını örneklemeye çalışayım.
Öncelikle aramalarınızı Terminal üzerinden de yapabilirsiniz. Bunun için mdfind komutunu kullanmanız gerekiyor. Örnek olarak “mdfind elma /” yazacak olursanız ana dizininizde (yani tüm bilgisayarda) elma kelimesini aramış olursunuz.
Eğer aramayı tüm diskte değil de sadece belirli bir klasörde gerçekleştirmek istiyorsanız onlyin takısını kullanmalısınız. Eğer “mdfind elma -onlyin ~/Documents” yazarsanız sadece Documents klasörü içinde bulunan ‘Elma’ kelimesini arayacaktır.
Spotlight kullanımına dair Terminal içinden erişebileceğiniz bir araç seti bulunur. Bu araç setinin seçeneklerine mdutil komutu ile ulaşabilirsiniz. Örneğin, “mdutil -s” komutu ile herhangi bir diskin indeksleme özelliğinin açık ya da kapalı olduğunu öğrenebilirsiniz. Ana dizininiz için bu bilgiyi almak istiyorsanız “mdutil -s /” yazmalısınız. Ya da ismi ‘Yedek’ olan bir harici diskiniz için bu bilgiyi öğrenmek istiyorsanız “mdutil -s /Volumes/Yedek” yazmalısınız.
Mdutil komutlarını kullanarak disklerinizi indekslemeye açıp kapatabilirsiniz. İndekslemeyi açmak için “sudo mdutil -a -i on” yazmalısınız. Buradaki -a seçeneği, bu işlemi bilgisayarınıza bağlı tüm diskler (harici ve dahili) için uygular. Benzer şekilde “sudo mdutil -a -i off” yazarsanız da indekslemeyi tüm disklerde kapatacaktır.
Eğer o ana kadar oluşturulmuş tüm Spotlight indeks dosyalarınızı silip yeniden oluşturulmasını sağlamak istiyorsanız “sudo mdutil -a -E” yazmanız yeterli.
mdutil komutu ile birlikte kullanılabilecek diğer tüm komutlar için Terminal üzerinden mdutil manuel sayfasına bakabilirsiniz. “man mdutil” yazarak manuel sayfasına ulaşabilirsiniz.
Apple bir süre önce macOS Server uygulamasından belirli servisleri çıkaracağını duyurmuştu. Bugünlerde macOS Server güncellemesi yaptıysanız (ve öncesinden aktif hale getirdiğiniz ve kullandığınız servisler yoksa) karşılaşacağınız tablo aşağıdaki gibi. Yani, vatana, millete ve Apple camiasına hayırlı uğurlu olsun. Beklenen güncelleme geldi.
File Server, Caching Server, Time Machine Server, VPN, DHCP, Mail ve bildiğiniz tüm macOS Server servisleri Server uygulamasından çıkarıldı. Bazıları tümüyle Apple’ın gündeminden çıktı, bazı servisler ise macOS’un standart işletim sistemi özellikleri haline geldi. Bunlara ayrı makalelerde değineceğiz.
Bu geçiş temel olarak iki aşamalı olarak gerçekleşecek. Eğer macOS Server’ı bugün yüklediyseniz sadece şu üç servis ile karşılaşacaksınız:
Profile Manager
Open Directory
Xsan
Ve şu servisler artık macOS Server’dan kaldırıldı:
Calendar Server
Contacts Server
DHCP
DNS
Mail Server
Messages Server
NetInstall
VPN
Websites
Wiki Server
Peki ne yapacağız?
Eğer macOS Server’ı bir MDM sunucu olarak kullanmak istiyorsanız sizin için değişen bir durum yok. Profile Manager’ı konfigüre ederek iOS veya macOS aygıtlarınızı yönetmeye başlayabilirsiniz.
Eğer macOS Server’ı daha önceden bu yana kullanıyorsanız ve ilkbahar 2018 güncellemesini yaptıysanız kullandığınız servisleri macOS Server’da görmeye devam edebilirsiniz. Ta ki Sonbahar 2018 güncellemesine kadar. Sonbahar aylarında yapılacak güncelleme ile tüm bu servisler ebediyen uygulamadan kaldırılacak.
Apple, mevcut macOS Server kullanıcılarının geçişi için iki adet kaynak yayınladı.
https://support.apple.com/en-us/HT208312 adresindeki makalede kaldırılan her servisin yerine kullanabileceğiniz alternatifler için Apple’ın önerilerini görebilirsiniz.
Bunun yanısıra Apple bir Migration Guide (Geçiş kılavuzu) yayınladı. Bu kılavuza da https://developer.apple.com/support/macos-server/macOS-Server-Service-Migration-Guide.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.
Klasik Mac OS işletim sistemi günlerinden bu yana Sound (Ses) denetimleri arasında bulunan Sosumi isimli uyarı sesinin küçük bir hikayesi olduğunu biliyor muydunuz?
Dilim döndüğünce anlatayım.
Apple ile Beatles (evet bildiğiniz Beatles, John Lennon falan) arasında uzuuun yıllara yayılan bir husumet bulunmaktaydı. Bu durum birkaç kere mahkemelere taşınmış ve sonra bir şekilde çözüme ulaşmıştı. Beatles‘a göre sorunun başlangıcı Apple’ın isminin ’Apple’ olmasıydı. Çünkü Apple ismi aslında Beatles üyelerinin kendi üretimlerinin haklarını elinde bulunduran Apple Corps isimli firmaya aitti ve Beatles haklı olarak ‘Apple’ ismini kendilerinden başka kimsenin kullanmasını istemiyordu.
Beatles ve Apple arasındaki ilk dava 1978 senesinde açılmış ve 1981 senesinde Apple’ın $80.000 tutarında tazminat ödemesiyle sonuçlanmıştı. Bu dava sonucunda ortaklaşa bir sözleşme imzalanmış ve Apple hiçbir zaman müzik işine girmeyeceğini taahüt etmişti. (Bu noktada bilmeyenler için küçük bir not ekleyeyim, Apple şu anda dünyanın en büyük müzik dağıtımcıları arasında)
1986 senesinde Apple, Apple II gs bilgisayarına Ensoniq tarafından üretilen bir ses işleme çipi ekledi. Arkasından da davanın gelmesi çok uzun sürmedi tabi. Beatles 1981 senesinde imzalanan sözleşmenin ihlal edildiğini iddia ediyordu. Bu davanın sonucunda Apple donanım bazlı synthesizer’ları bilgisayarlarında kullanmayacağını açıkladı. Ve ondan sonra bir daha da kullanmadı.
1989 senesinde başlayan ve 1991 senesinde sonuçlanan bir diğer dava dosyası sebebiyle Apple, Beatles’a 26.5 milyon dolar ödemişti. 1991 senesindeki anlaşma sonrasında Beatles’ın sahibi olduğu Apple Corps ‘Ana içeriği müzik olan yaratıcı çalışmalar’ konusundaki bütün hakları elinde bulunduruyor; Apple Computer ise ‘İçeriği oluşturmak ve oynatmak için kullanılabilecek çeşitli cihaz ve servisler’ konusunda Apple isminin haklarına sahip oluyordu. Ve aynı sözleşme uyarınca Apple müzikal içeriğin hiçbir fiziksel medya aracılığıyla ulaştırılmasına aracılık etmeyecekti.
Bu davalar ve ödenen bedeller, Apple’ın hukuk departmanını biraz daha dikkatli adımlar atmaya itmişti. Artık işletim sisteminin birçok bileşeni, hukuk departmanının onayından geçiyor ve ondan sonra son halini alıyordu. Apple’ın hukuk departmanının değişiklik istediği detaylardan biri Jim Reekes tarafından hazırlanmış olan Chimes (Çanlar) isimli bir sistem uyarı sesiydi. Bu sesin kendisi değil ama ismi hukuk birimi tarafından tarafından ‘fazla müziksel’ bulunmuştu. Chimes isminin değişmesi gerektiği ortaya çıkınca Jim Reekes bu uyarı sesinin ismini Let it Beep (Bırak biplesin) olarak değiştirmek istedi. Ancak çalışma arkadaşlarının bu ismin Apple’ın hukuk birimi tarafından onaylanmayacağını söylemesiyle ismi Sosumi olarak değiştirdi. Ve Apple hukuk birimine bunun Japonca kökenli bir kelime olduğu ve müzik işi ile hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi. Oysa Sosumi, ’Öyleyse beni dava et’ anlamına gelen So Sue Me kelimelerinin okunuşundan başka birşey değildi. Bu tabiri hukuk bölümündeki muhatabına okumamış, S, O, S, U, M, I şeklinde hecelemişti. :)
Peki sonra?
Sonra, Apple yine uslu durmadı ve 2003 senesinde iTunes Music Store’u açtı. Büyük müzik dağıtım şirketleri ile anlaşarak şarkı ve albüm satmaya başladı. Ve tabi Beatles yine boş durmadı ve yine mahkeme yolunu tuttu. 2006 senesinde açılan davayı bu sefer Beatles’ın Apple Corps’u kaybetti. Apple Computer’ın bu davayı kazanabilmesindeki en önemli etken 1991 anlaşmasında bulunan “müzikal içeriğin fiziksel medya aracılığıyla dağıtılmayacağı” ilkesiydi. Gerçekten de Apple, fiziksel herhangi bir içerik sunmuyor, tamamen dijital içerik satıyordu.
2007 senesinde Apple Computer’ın ’Apple’ kelimesinin tüm haklarını 500 milyon dolar ödeyerek Beatles’tan satın almasıyla 19 yıllık davalar dönemi kapandı. 2010 senesinde nihayet Beatles albümleri iTunes Store’da satılmaya başlandı.
Apple — Beatles davalarıyla ilgili ayrıntılı bilgiyi ilgili Wikipedia bağlantısından okuyabilirsiniz. (İngilizce)
Sosumi sesi ve Macintosh açılış sesinin tasarımcısı Jim Reeks’in web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
Son olarak Jim Reekes ile yapılmış Macintosh açılış sesi ve Sosumi hikayesini de içeren ropörtajı paylaşarak bitirelim.
Time Machine Local Snaphot nedir? Ve bana ne zararı var?
Steve Jobs’un 2007’de MacOS X Leopard’ı tanıttığı Keynote konuşmasında karşısındaki binlerce kişilik salona “Kimler düzenli olarak bilgisayarının yedeğini alıyor?” diye sorduğunda koca salondan sadece 3–5 kişi el kaldırmıştı. Bunu gören Steve Jobs gülümseyerek şöyle cevap verdi “İşte bunun için Time Machine’i tasarladık”.
Bilmeyenler için bir cümlelik özet geçelim, Time Machine, Mac’lerin otomatik ve sürekli olarak yedeğinin alınabilmesi için geliştirilmiş bir macOS özelliğinin ismidir. Bir kere aktif hale getirir ve yedekleme için kullanacağınız diski seçersiniz. Ve sonrasında bir daha dönüp ardınıza bakmanız gerekmez. Ta ki herhangi bir dosyanızı kaybedene kadar.
Eğer Time Machine yedekleriniz için Airport Time Capsule gibi bir kablosuz disk çözümünü kullanmıyorsanız yedeklerin düzenli olarak alınabilmesi için bir harici diskin fiziksel bir port (USB, Thunderbolt veya FireWire) aracılığı ile bilgisayarınıza bağlı bulunması gerekir.
Buraya kadar bir sorun yok. Siz bilgisayarınızı kullanmaya devam ediyorsunuz, bilgisayarınıza bağlı bir diskiniz bulunuyor ve tüm yedekler düzenli olarak o diske alınıyor.
Sıkıntı şu noktada başlıyor ki artık birçoğumuz masaüstü bilgisayarlar kullanmıyoruz. MacBook Pro veya diğer taşınabilir bilgisayarlarımız ile sürekli mobil durumdayız. Ofisimizde bulunan bir USB Time Machine yedek diskine ancak ofiste bulunduğumuz ve o cihazı bilgisayarımıza bağladığımız zaman erişebiliyor ve verilerimizi yedekleyebiliyoruz.
Peki ya ofisten bir haftalığına uzaklaştığımızda ne olacak? Bu zaman zarfında ürettiğimiz içeriklerin Time Machine yedeklerine dahil edilmesi mümkün değil mi?
Yukarıda da değindiğim gibi Time Machine’i bir kere ayarlar ve o dakikadan sonra varlığını unutursunuz. Ofis dışında, yedekleme diskinizden geçirdiğiniz zamanlarda da bu durum geçerli. Çünkü siz yedekleme diskinizden uzakta iken bilgisayarınız Time Machine için Local Snapshot’lar tutacaktır. Bu ‘sanal’ yedek verileri, bilgisayarınızı Time Machine yedek diskinize ilk bağladığınız anda otomatik olarak aktarılır. Eğer yedekleme diskinizden uzakta olduğunuz süre 10 günü aşarsa “10 gündür yedek alınmadı” bildirimlerini almaya başlarsınız.
Bana ne zararı var bunun?
Local Snapshot’ların size zararı, Mac’inizin disk alanını tüketiyor oluşudur. Time Machine Local Snapshot verileri bilgisayarınızın sabit diskinde bir yer kaplıyor doğal olarak. Siz bilgisayarınızı fiziksel olarak yedekleme diskinize bağladığınızda tüm Local Snapshot’lar ana yedekleme diskinize aktarılır ve bilgisayarınızın sabit diskinden silinir. Eğer “10 gündür yedek alınmadı” türünden bildirimleri almaya başladıysanız en eski tarihli Local Snapshot yedeklerinizin silinmeye başladığını bilmelisiniz. Apple “Local Snaphot’lar bilgisayarın diskinde yeterli miktarda yer varsa tutulur, disk kapasitesi azaldıysa zamanı gelmeden de bazı yedekler silinebilir” diyor. Ama bize MB veya GB cinsinden bir miktar bilgisi vermiyor.
Eğer Time Machine Local Snapshot ögelerinin bilgisayarınızın diskinde fazladan yer kapladığını düşünüyorsanız basit bir Terminal komutu ile bu yedeklerden kurtulabilirsiniz. Tabi unutmayın, Local Snapshot ögelerini sildiğinizde yedekleme diskinizden uzakta bulunduğunuz zaman diliminde ürettiğiniz içeriklerinizin de yedeklerini silmiş olacaksınız.
Local Snapshot’ların Listesini Almak İçin
Bilgisayarınızda bulunan Local Snapshot’ların kapladığı yeri About This Mac penceresinin Storage tabı üzerinden görebilirsiniz. Eğer Local Snapshot ögelerini bir liste olarak görmek isterseniz Terminal üzerinden şu komutu yazmalısınız:
tmutil listlocalsnapshots /
Bunun sonucunda alınan Local Snapshot’ların tüm listesi, tarih ve saat bilgisi ile birlikte gösterilir.
Local Snapshot’ların Hangi Diskte Tutulduğunu Öğrenmek İçin
Yukarıda yazdığınız küçük kodun sonunda bulunan / işareti bilgisayarın ana dizininde bulunan Local Snapshot’ların listelenmesini sağlar. Bilgisayarınıza bağlı tüm diskler arasında Local Snapshot’ların hangi diskte bulunduğunu anlayabilmek için Terminal’de şu komutu kullanmalısınız:
df -h
Aşağıdaki ekran görüntüsünde benim bilgisayarımda bulunan Local Snapshot, disk1s1 ismiyle görünen root dizinimde yer alıyor.
Local Snapshot’ları Silmek İçin
Local Snapshot’ları silmek için Terminal uygulamasını açıp (Macintosh HD/Applications/Utilities/Terminal.app) şu komutu yazmanız gerekiyor:
tmutil deletelocalsnapshots <tarih>
Kod içinde <tarih> yazan yere tam olarak silmek istediğiniz Local Snapshot’ın tarihini girmeniz gerekiyor. Bu bilgiyi daha önce Local Snapshot’ları listelemek için kullandığınız tmutil listlocalsnapshots komutunun çıktısından alabilirsiniz. Örnek kullanım için aşağıdaki ekran görüntüsünü inceleyebilirsiniz.
Ek Kodlara Erişmek İçin
Son olarak Time Machine kullanımı ile ilgili Terminal üzerinden yapabileceklerinizi bir liste olarak görmek isterseniz Terminal ekranına sadece tmutil yazarak Time Machine Utility ile kullanılabilecek kodlara erişebilirsiniz.
Yeni bir Administrator hesabını şifresiz nasıl oluşturursunuz? Ve bunu neden yapmamalısınız.
Apple bir süredir macOS içinde bulunacak yerel Administrator hesabı için şifre bölümünü boş geçmemize izin vermiyor. İyi ki de böyle yapıyor. Şifreler önemlidir. Ve ünlü deyişi unutmayın; şifreler diş fırçalarına benzer. Birkaç ayda bir yenilemelisiniz ve kimseyle paylaşmamalısınız.
Ama yine de şifre koymadan bir Admin hesabı oluşturmak isterseniz bunu basit bir adım ile gerçekleştirebilirsiniz.
System Preferences’ın Users & Groups bölümüne girerek + butonuna basarak yeni bir kullanıcı oluşturma ekranına ulaşabilirsiniz. Bu ekranda kullanıcı tipini ve kullanıcı ismini belirttikten sonra şifre kısmını boş bırakırsanız aşağıdaki mesaj ile karşılaşırsınız. Özetle macOS size “bunu yapmak istediğinize emin misiniz” diye soruyor. Onaylayarak devam ederseniz yeni oluşturduğunuz hesabınızı şifre kullanmadan tanımlamış olacaksınız.
Kullanıcı oluşturma ekranını Setup Assistant ile (yani bilgisayarı ilk olarak kurarken) yapmayı denediğinizde ise macOS biraz daha farklı bir tepki verecektir. Şifre bölümünü boş geçtiğinizde kırmızı renkli olarak “bu alan boş bırakılamaz” ibaresi ile karşılaşırsınız.
Bu durumda da şifre alanına herhangi bir karakter yazıp sonra silerek yeni kullanıcınızı şifre olmadan tanımlayabilirsiniz.
Ancak…
Kullanıcınızı şifre olmadan tanımlamış olmanız o kullanıcının sistemi istediği gibi kullanabileceği anlamına gelmiyor. Yeni oluşturduğunuz kullanıcı sisteme şifresiz olarak giriş yapabilecektir. Ancak bilgisayarı kullanırken Admin şifresi ile erişebileceği bazı alanlara erişim yetkisinin olmadığını farkedeceksiniz. Örneğin System Preferences Users & Groups veya Security & Privacy bölümleri gibi. Buralarda değişiklik yapmak için kilit simgesine tıkladığınız anda sistemin boş olan şifreyi kabul etmediğini fark edersiniz.
Bu durumda tıpış tıpış bu hesap için bir şifre belirlemek zorunda kalacaksınız. Apple’ın bu konuda yayınladığı makaleye https://support.apple.com/en-us/HT203127 adresinden ulaşabilirsiniz.
Bilgisayarınızda bulundurduğunuz verilerin güvenliğini sağlamak için kullanabileceğiniz en güvenlikli yöntem tüm diski şifrelemenize olanak sağlayan FileVault’u kullanmaktır.
Güncel işletim sistemlerinin tümünüde (Lion (10.7) ve sonrası) FileVault’un 2. versiyonu kullanılıyor. Apple’ın “Legacy FileVault” olarak adlandırdığı ilk sürümünde kullanıcılara ait Home klasörleri şifrelenmiş disk imajlarının içinde tutuluyordu. FileVault 2 ile tek tek Home klasörleri değil tüm disk şifreleniyor. Bu durum da beraberinde FileVault ile kullanıcı verilerinin yanısıra tüm uygulamaların, işletim sisteminin de şifreleneceği anlamına geliyor.
FileVault ile şifrelenmiş bir Mac’i yeni kullanmaya başlayan bazı kullanıcılardan FileVault’un bilgisayarın açılışını hızlandırdığı yönünde bazı yorumlar duyabilirsiniz. Çünkü kullanıcının bilgisayarın Power düğmesine basması ile Login ekranının kullanıcı karşısına gelmesi arasında çok kısa bir süre bulunur.
Bunun nedeni “bilgisayarın hızlanması” değil, işletim sisteminin yüklenmesi için gereken booter dosyalarının da FileVault ile korunan diskin içinde bulunmasıdır. macOS herşeyden önce, sizin bilgisayarı açmaya (daha doğrusu FileVault şifresini çözmeye) yetkili bir kullanıcı olup olmadığınızı sorgulayacak, doğru login bilgilerini girdiyseniz işletim sistemi açılmaya devam edecektir.
Buna karşılık FileVault ile şifrelenmemiş bir sistemde booter, kernel ve launchd gibi bileşenler yüklendikten sonra login ekranı kullanıcının karşısına gelir.
Benzer bir şekilde, herhangi bir klavye kısayolu ile Mac’inizi farklı açılış modlarından birinde (Recovery, Single User Mode gibi…) açmayı denediğinizde o açılış moduna geçmeden önce kendi kullanıcı bilgileriniz ile FileVault şifrenizi açmak için login ekranı ile karşılaşırsınız.
Daha önce Apple Remote Desktop ile Mac’lerinizi yönettiniz mi? Şimdiye kadar hiç kullanmadıysanız bu dakikadan sonra hiç girişmeyin derim. Çünkü ARD’yi kullanmak, Apple cihazlarını merkezi olarak yönetmek için biraz çağ dışı kalmış bir yöntem artık. Apple yüzünü tamamen DEP ve MDM ile yönetim işine dönmüş durumda.
Ama halihazırda Apple Remote Desktop ile yönettiğiniz bilgisayar laboratuvarlarınız varsa size ikinci ARD lisansını aldıracak bir özellikten bahsedeyim: Task Server.
Senaryo
Apple Remote Desktop ile yönettiğiniz 30 bilgisayarlık bir bilgisayar labınız var. Bu bilgisayarların tümüne ABC.dmg isimli dosyayı ulaştırmak istiyorsunuz. Bilgisayarların tümü ARD’de Computer List’te tanımlı durumda. Fakat siz kendi ARD Admin bilgisayarınızdan paket gönderimini yaptığınız anda bilgisayarların sadece 15 tanesi erişilebilir durumda. Diğerleri kapalı olabilir veya herhangi bir nedenle ağ bağlantısı kopmuş olabilir.
Problem
Erişilebilir durumda olan bilgisayarlara istediğiniz dosyayı ya da komutu gönderebilirsiniz. Bunda bir sorun yok. Fakat erişilemez durumda olanlar için sonra tekrar deneme yapmanız gerekecek. O zaman da belki de bir önceki denemede erişilemez durumda olan bilgisayarların yarısına erişebileceksiniz.
Çözüm
Bu durumda elinizin altında sizin için bu denemeleri tekrar tekrar yapacak bir asistanınızın bulunması iyi olurdu. İşte bu asistan Task Server.
Task Server, Apple Remote Desktop’un rapor toplama, paket gönderimi gibi işleri sizin yerinize yapmasını sağlayan bir özelliğidir. Eğer elinizde sadece bir adet ARD lisansı bulunuyorsa Admin görevleri için kullandığınız bilgisayarı da Task Server olarak kullanabilirsiniz. Ancak birçok sistem yöneticisi gibi her yerden temel yönetim işlerini gerçekleştirebilmek için bir MacBook Pro kullanıyorsanız, ofiste sabit olarak duracak ikinci bir Mac’i Task Server olarak kullanmanızı önerebilirim (ikinci bir ARD lisansı gerektirir).
Apple Remote Desktop’u bir bilgisayara ilk defa kurarken uzaktaki bir Task Server’a bağlanmak isteyip istemediğinizi size soracaktır. Task Server bilgisayarın hostname’i ya da IP adresini belirterek basitçe uzaktaki sunucuyu Task Server olarak atayabilirsiniz.
Ya da daha sonradan bu işlemi Apple Remote Desktop tercihleri arasından da gerçekleştirebilirsiniz. Remote Desktop > Preferences penceresini açtıktan sonra Task Server sekmesine geçtiğinizde temel ayarları görebilirsiniz.
Standart ayar olarak Use Task Server on this computer seçeneği seçilidir. Bu da tüm gönderim işlerinin kullanmakta olduğunuz Apple Remote Desktop tarafından üstlenileceği anlamına gelir. Eğer isterseniz ağdaki diğer Apple Remote Desktop kullanıcılarının sizin bilgisayarınızı Task Server olarak kullanmalarına izin vermek istiyorsanız Allow remote connections to this server seçeneğini işaretlemelisiniz.
Ya da Apple Remote Desktop’un kurulumunda da yapabileceğiniz ayarı buradan gerçekleştirerek uzaktaki ARD Task Server’ın adresini girebilirsiniz.
Eskiler bilirler, vakti zamanında özel karakterlere ulaşmak için kullandığımız Pop Char vardı ve her sembole onun aracılığıyla ulaşabiliyorduk. O dönemler artık biraz gerilerde kaldı ve Unicode sayesinde 65.000 karakter içeren fontlarımız var. Ve artık teknik makalelerde kullanmak istediğiniz simge ve sembollere erişim için hayat kurtaran bir özellik macOS’ta sizin aktif hale getirmenizi bekliyor.
Bu özellik ile örneğin ⌘, ⇪, ⌥, ⌚, ⎦, ⌦ gibi sembolleri makalelerinizin içinde kullanabilirsiniz.
Bu özelliği açabilmek için öncelikle System Preferences > Keyboard bölümüne giderek Show keyboard and emoji viewers in menu bar seçeneğini aktif hale getirmelisiniz.
Bu işlemin sonucunda ekranınızın sağ üst köşesindeki menü bar ögeleri arasına küçük bir dikdörtgen simge daha eklenir. Bu minik simgeye tıklayarak Show Emoji & Symbols penceresini açın.
Daha önceden bakmadıysanız sol taraftakı farklı kategorilere göz atmanızı ve oradaki birçok sembolü keşfetmenizi öneririm. Ama bu yazının konusu olan kategoriyi soldaki hazır listelerin arasında bulamayacaksınız.
Teknik makalelerde kullanabileceğiniz bir sembol set olan Technical Symbols setini pencerenin sol üst köşesinde bulunan çark simgesine tıklayıp Customize List seçeneğini seçerek açabilirsiniz. Aslında oradan açabileceğiniz daha pek çok kategori bulunuyor.
Bazen verdiğimiz eğitimler sonrasında katılımcıların bilgisayarlarını sıfırlayarak bir sonraki seans için hazırlamak durumunda kalabiliyoruz. Eğitime gelen bir katılımcının, bilgisayarını açtığı anda karşısında Login ekranı yerine Setup Assistant’ı görebilmesini sağlamanın iki yolu var:
Bilgisayarı formatlayarak işletim sistemini baştan kurmak. (Uzun ve sancılı yöntem)
Terminal üzerinden AppleSetupDone komutunu kullanmak (Kısa ve kolay yöntem)
Yüksek müsaadelerinizle bu kısa ve kolay yöntemi adım adım anlatayım.
Mac’inizi Single User Mode ile açın. Single User Mode, macOS arayüzünü hiç görmeden işletim sistemini Root yetkileri ile komut satırı arayüzünden kullanabilmenizi sağlayan bir oturum türüdür. Bilgisayarınızı Single User Mode ile açmak için bilgisayarı ilk olarak açarken klavyenizin ⌘+S (F klaye için ⌘+İ) tuşlarına basın.
Karşınıza çıkan siyah-beyaz ekrandan korkmayın. Merak etmeyin, Matrix’te değilsiniz. Bütün yazılar ilerleyip sistem Single User Mode’da başlayınca en alt satırda şöyle yazdığını görürsünüz:
localhost:/ root#
Hatta birkaç defa klavyenizin Enter tuşuna bastığınızda aynı satırın tekrar tekrar yazıldığını görürsünüz.
localhost:/ root# Satırı, sizin Root kullanıcı yetkileri ile bilgisayarı kullanabileceğiniz anlamına gelir. Önce şunu yazın ve Enter tuşuna basın:
/sbin/mount -uw /
Karakterleri doğru yazdığınızdan emin olmalısınız. mount kelimesinden sonra bir boşluk var. -uw sonrasında da taksim işaretinden önce bir boşluk bulunuyor.
Ve eğer Amerikan Q klavye kullanmıyorsanız noktalama işaretlerini bulmanız biraz zaman alabilir. Teker teker deneyerek ilerleyin.
Bir sonraki satırda da şunu yazmalısınız:
rm /var/db/.AppleSetupDone
Burada da yazılım ile ilgili işaret etmek istediğim iki nokta var. rm’den sonra bir boşluk var. .AppleSetupDone’dan önce ise boşluk bulunmuyor.
Bu ikinci satırı da yazdıktan sonra yine Enter tuşuna basın. Görünürde hiçbir şey olmaz. Ama bu arada Setup bilgisini silmiş oldunuz. Bir alt satıra geçerek bilgisayarınızı normal bir şekilde açmak için Reboot yazın ve Enter tuşuna basın.
Bilgisayarınızı başlattığınızda karşılaşacağınız ekran macOS Setup Assistant’ın ilk ekranı olan ülke seçim ekranı olacaktır.
Bitirmeden önce küçük bir not, bu işlem bilgisayarda bulunan kullanıcılara ve onların Macintosh HD/Users adresindeki Home klasörlerine zarar vermez. Setup Assistant’ı kullanarak yeni bir Admin kullanıcı oluşturduktan sonra isterseniz diğer kullanıcıları System Preferences > Users & Groups’u kullanarak silebilirsiniz.