No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
tumblr dot com
Game of Thrones Daily
🪼

bliss lane
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

gracie abrams
official daine visual archive

PR's Tumblrdome
Fai_Ryy

#extradirty
taylor price
Sade Olutola
sheepfilms
ojovivo

Discoholic 🪩

Jimmy Eat World

blake kathryn
hello vonnie

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Thailand

seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from South Korea
seen from Canada
seen from Malaysia

seen from Italy
seen from Netherlands
seen from Mexico
seen from Russia
seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Czechia
seen from Ireland
seen from United Kingdom

seen from Germany
@siyahinumutonlari
Seni severken kendim oluyorum, kendim oldukça da daha çok seviyorum. Bu bir insanın başına gelebilecek en güzel döngü.
"yolu rastgele yürürsen ömür olur, denginle yürürsen şiir olur."
“seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim ‘uyandım bir sabah’ gibi değil, öyle değil… seni sevdim. artık tek mümkünüm sensin…”
Galina Grigoryevna Kolesnikova kimdir?
Çok az kişinin bildiği Galina, Nazım Hikmet’in sevgilisiydi. Nazım’ı en çok seven Galina’ydı. Nazım Hikmet hayatı boyunca 5 kadınla sevgili oldu. 4 sevdiği kadına şiirler yazmıştı fakat Galina için kalemini hiçbir zaman oynatmadı. 1953-1960 yılları arasında sevgili olsalar da Nazım Hikmet hiçbir zaman Galina’yı sevemedi. Duygularını dosttan öteye taşıyamadı. Ayrıca Nazım Hikmet Galina’ya “Galya” kısaltmasını kullanırdı. Nazım Hikmet geçirdiği bir kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede Galina ile tanıştı. Galina tanışmalarını şöyle anlatmaktadır; “Koridorda birden karşıma güzel, çok yakışıklı zarif bir insan çıktı. Ona doğru yürüdüm ve “Siz Nazım Hikmet misiniz?” diye sordum. O da “evet sevgili dostum” diyerek elini omzuma koydu. “Lanet olsun, hastalandım” dedi. Hastanede 3 aylık tedavisinden sonra Galina’nın evinde birlikte yaşamaya başladılar. Galina sadece doktoru ve sevgilisi olmadı, aynı zamanda mektuplarını yazdı, şiirlerini daktilo etti, onun tercümanı ve kameramanı oldu. Nazım’ın evinde arkadaşlarıyla, ünlü şairlerle, köpeğiyle oynarken, daktilosunun başındayken, hasta yatağındayken, yurt dışı gezilerindeyken kısaca her anını Galina kamera ile kayda almıştı. Kamera’nın son görüntüleri bir sahil kenarında çekilmişti. Oraya 1958 yazında Nazım’ın ısrarıyla gitmişlerdi. Nazım gönlünü yeni kaptırdığı Vera’ya yakın olmak istiyordu. Vera’nın eşiyle beraber tatil yaptığı sahil kasabasına Galina’yla beraber gitmişti. Hep birlikte tatil yaptılar. Galina Nazım’ı Vera’ya fal bakarken, çakıl taşları atarken ve yan yana yürürken kayda almıştı. Daha sonra Nazım Hikmet kamerayı eline alıp, Galina ve Vera’yı yan yana çekmişti. Galina Nazım’daki değişiklikleri fark etmiş ve o zamanı şöyle anlatmaktaydı; “Şiir yazamaz olmuştu. Oyun yazıyordu, yazı yazıyordu ama benimle beraberken şiiri bırakmıştı. Ama Vera’ya aşık olunca, hemen şiir yazmaya başladı. Ben onu çok iyi anlıyordum. Onu çok sevmeme rağmen, sevdiği kadınla beraber olması gerektiğini anlıyordum. Öyle aşıktı, öyle güzel yazıyordu ki, bir kez bile kıskanmadım onu. Tekrar yazmaya başlamıştı. Önemli olan da buydu. ” Galina Nazım’ı o kadar çok seviyordu ki, terk edildikten sonra “Bu trajediye çok zor dayandım. Sancılıydı. Kısaydı ama zordu. Her şey olabilirdi. Nazım’ın kalbi kötüydü. O haliyle Vera’yla kaçmıştı. Kaçtıkları yerdeki tanıdığım doktoru aradım. Nazım’a göz kulak olmasını istedim. Nazım’a arabasıyla, şoförünü gönderdim. Bol bol portakal yolladım. Bir de aldığım kazağı gönderdim” diyerek, terk edilmesine rağmen Nazım’ı ne kadar çok sevdiğini belli ediyordu. Nazım Galina’ya yazdığı ayrılık mektubu ise şöyleydi; “canım, kızım, anam, yoldaşım, baçım memet'im, münevver'im, galyam! bunu yapıyorsam başka bir şey yapamadığım içindir. ve eğer ben senin yüreğinde ve kafanda her şeyden önce senin yoldaşın, arkadaşın, seninle ortak dertleri paylaşan ağabeyinsem, sen, kadınlık gururunu çiğneyen bu acı karşısında ayakta durabilir ve büyük dostluğumuzu çiğnemezsin. (…) senden son bir ricam var: beni affet! yüzyüze konuşup konuşmamaya karar veremedim. (…) senden bir erkek olarak ayrılıyorum, ama bir dost olarak sen istesen de istemesen de yanındayım. (…) hiç kimseye kızma. kimse aklımı çelmedi. bir kez daha tekrarlıyorum, yapabileceğim başka bir şey yoktu. iki aylığına orta asya'ya gideceğim. iki ay sonra öfken yatışmış olur da beni görmek istersen gelirim. (…) dedikodular olacak, bu duruma sevinecek insanlar çıkacaktır. sana soru soran herkese “nazım benim yakın dostumdur ve öyle kalacak” de. biricik anam, bacım, memo’m, güllü hanım, adil giray, ölene kadar senin baban, yoldaşın, ağbeyin, dostun, en yakının olarak kalacağım. mübarek ellerinden öperim. senin nazım hikmet…“ Galina hiç evlenmedi. Hayatı boyunca Nazım’ı sevdi. Türkiye ile tek bağlantısı olan Dursun Özden, Galina’nın 17 Şubat 2014’te “Beni Nazım çağırdı. Ben gidiyorum…” diyerek Votkinsk’de yaşama veda ettiğini bildirdi. instagram.com/uykuhuzurv
ardında bağımsız bir ulus, aydınlık bir gelecek bırakan Ulu Önder Atatürk ün ilke ve devrimleri daima yolumuzu aydınlatan sönmeyecek bir ışık olacaktır. özlem saygı ve dua ile ♾
"Yüzün eski bir şiirdir;
Çok kez yazılmış, üstü karalanmış.."
Ben rakı masası istiyorum. Bir de oyuncak bir panda. Sabaha kadar onunla konuşup, ona ağlamak istiyorum. Çünkü Oğuz Atay'ın da dediği gibi; “Bazılarımız şiirlere tutunuyor, Bazılarımız şarkılara. Bazılarımız filmlere tutunuyor, Bazılarımız kitaplara. Sanırım artık insan, tutanamıyor insana.” Ben de tutunamıyorum insanlara. Tutundukça ben kırılıyorum, ben ağlıyorum. O yüzden ben artık oyuncak bir pandaya tutunmak istiyorum.
biliyorsun ben kanadı kırık bir kuşum, ama vazgeçmedim hâlâ gökyüzünden.
Seni beklemeyi,
Tenimden kalbime yayılan dokunuşlarını,
Paramparça da etsen çekip tutku dolu öpüşünü,
Beni sevebilme ihtimalini,
Bana gülen gözlerini
Ve
Seni hep seviyorum.
Hiçbir şeyim de olsan hayatımda duruşunu dahi seviyorum.
Ben okyanusun ortasında gemisi batmış bir kaptan. Senin kalbin ise uzakta görünen bir kara parçası.
Senin kalbine sığınabilir miyim.?