acılarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. dört bir yanımız acılarla kuşatılmış. kimi zamansa acının ta kendisiyiz. bir süre sonra yanı başımızda meydana gelen ölümler, sömürüler, haksızlıklar, onursuzluklar bozmuyor bizi. canımızı yakmıyor, durum böyle olunca başkasının acısını da duymuyoruz. insan kendi acısını duyumsayamazken başkasına da kapalı hale geliyor. empati duygusu sona eriyor.
insan daha kendi cehennemindeki savaşını bitirememişken hiç istemiyor bir başka birinin yaşatacağı cenneti de cehennemi de. cehennemindeki savaşı bitirip kendine galip gelen kişiyse zamanla gelişir, dönüşür. yaşarken kendini özgürce geliştirir. kendi hikayesinin biricik kahramanı, güzel mimarına dönüşür- güzelleştirebildiyse.
bazı insanlar savaşmaz kendisiyle. mucizeyi bekler durur odasında. saatler geçmiş günler geçmiş kime ne? onlar beklemeye devam eder. ömürleri sona erse bile beklemeye devam ederler. içten içe bir mucizenin gelmeyeceğini bilseler de beklerler. kendi mucizelerini yaratmaktan kaçınan aciz insanlar. kimseye mucize gökten düşmez. bunu bilmek ki ne büyük erdemdir.
size verileni ya korursunuz ya da her şey birer birer yitip gider elinizden. kim bilir belki daha iyi bir kazanca sahip olabilirsiniz. hayat bu, kumar. rus ruleti oynarcasına seçimlerimizle sıkıyoruz kafamıza. şanslıysak vurmaz kurşun kafamıza, ölmeyiz. gerçekten şans bu mu?
ölüm... 2 hece 4 harf 1 kelime. içine kaç ruh sığınmış, kaç ruh kaçmış, kaçı sığınmak isteyip de sığınamamış. ölüm de reddetmiş derken yaşam kabul etmiş. arafta kalmamış. kim bilir belki araf daha iyidir. ne de olsa basit bir örnekle istemediği bir kişinin sevgisini pek takmaz insan.
işte bu okuduğumda dinlemediğiniz o yazı sevgili anne ve baba.
-slypia


















