Halusinatif yol çizgisini dakstille çekmek...
Peter Solarz
🪼
cherry valley forever
Cosimo Galluzzi
he wasn't even looking at me and he found me
AnasAbdin
Jules of Nature

blake kathryn

titsay
Monterey Bay Aquarium
we're not kids anymore.
trying on a metaphor
noise dept.

No title available
I'd rather be in outer space 🛸
i don't do bad sauce passes

#extradirty
h

roma★
Lint Roller? I Barely Know Her
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from France

seen from India

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Poland
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
@sobayiyakjack
Halusinatif yol çizgisini dakstille çekmek...
Andrea Mantegna’nın eseri
İncir Reçeli 2 hareketli film afişi deneme...
Hazırlığa başlangıç
Çok uzun zamandır düşündüğüm ebedi seyahatime az kaldığını hissediyorum.
Hayatımdaki herkese bundan bahsediyorum ama bana kimse inanmıyor. Hayatım boyunca hiç kimse inanmadı bana, inanmasın çokta sorun değil... Öyle yorgunum ki, bıraksalar denizin üzerinde yüzen pet şişe gibi salınırım... Hep olmayacak şeylerle avutmuşum, vakit kaybetmişim... En çok ‘Seni seviyorum’ diyenler geliyor aklıma... O kadar çok duydum ki, artık hiç inandırıcılığı kalmadı...
Hiçbir şeyi beceremedim şu omurgasız ömrümde, kimseye yaranamadım. Aslına bakarsan yaranmak için bir çabam da olmadı. Onlar yarandığımı sanıp hep eleştirdiler, günübirlik ömrümü... Olsundu...
‘Artık çok geç’ sözcüğü de ne acıdır. İnsanın etlerine toplu iğne batırır gibi sızlatır... Evet sevgili dostlarım her şey için artık çok geç... Sevginiz, muhabbetiniz, saygınız, merakınız, özleminiz... Her şey için çok geç...
Öpüyorum sizi en sendromlu yerlerinizden...
Sinemagraf denemeleri: Hokkabaz
Vakit gelmişti sanki...
Hello'lar diye başlamak gelmiyor artık içimden güne... İnsanların samimiyetsizliklerini gördükçe soğuyorum hayattan... Uzak durmayı tercih ediyorum herkesten ve her şeyden... Bunalımda ya da depresyonda mıyım onu da bilmiyorum... Herkes atarlı, giderli yaşıyor ama hiç kimse mutlu değil, hele o yapış yapış ilişkiler midemi hop kaldırıp hop oturtuyor... Bu kıskançlık değil adını koyamadığım başka bir şey... Beni görmesini istemediğim insanlar var... Sesini duymadığım binlerce sanal arkadaşım var... Adı üstünde sanal... Gerçek hayat daha güzel, zor evet ama adı üstünde gerçek... Normalde konuşmayı çok seven biri değilim, hep yazmak gelir içimden... Arada buraya gelir karalarım içim doldukça... Sosyal medyadan şikayet edip buraya da yazmak ayrı bir ironi oldu... Neyse ben biraz egzoz kokulu havayı çekeyim içime... Hemşire hanım beni hiç bırakma hayal de olsan ömür boyu yaşayalım...
Doğum günü şeysi
23 eylül Bugün bana hayat veren adamın yani Jack’in fikir görümcesinin doğum günü...
O hayal ediyor, ben ise yaşıyorum onun saçmalıklarını... Hayatımda geçirdiğim belki de en boktan doğum günü, kutladığımdan değil de, o çok değer verdiğim insanların hiçbiri hatırlamadı. Facebook olmasa belki de kimse bilmeyecekti, Tenk yiu Mark Zikenberg... Bir de aklına gelmediğim başka biri var, hemşire hanım...
Arar diye umdum ama aramadı, canı sağ olsun... Demek ki tamamen silinmişim aklından hayatından... Bunu bilmek içimi acıtsa da bir yandan da mutlu oluyorum. Unutmuş beni diyorum, hayatına devam ediyor diyorum, diyorum da diyorum işte... Şuan arasa benim için hiçbir kıymeti olmayacak... Aramaz ya da mesaj atmaz umarım... Yarın bayram ve benim hiç umrumda değil... Hiçbir zaman sevemedim o bayramları, benim için hiçbir şey ifade etmedi... ama geçen yıl ki kurban bayramım gerçekten bayram gibiydi, üç gün boyunca hep onunla beraberdim. Rüya gibiydi, bir daha öyle güzel yaşanır mı bilemem... Neyse yine kelimelere kurban muamelesi yapıp yedi hisse kesmeden bırakayım...
Hadi gidelim hemşire hanım
Aslında bu hikaye hüzünlü başlamıştı. Hayatımın en büyük ihanetine uğradıktan sonra toparlamam çok zor oldu. Büyük bir bataklığa saplanmıştım. Nasıl çıkacağım konusunda da hiçbir fikrim yoktu. 3 yıl süren bir buhranın sonunda, soğuk bir gecede içim ısındı. İçeri giren kalbimin ritmini artıran hemşireydi... Nasıl beklemişim o anı tarif edemem... O buhranlı dönemlerimde iki kez sinir krizi geçirmiştim, gözlerimi açıp kendime geldiğimde başımda bekleyen bir hemşire vardı ve bana hep gülümsüyor, sorular soruyordu. Anladığımı cevaplar anlamadıklarıma da joker hakkımı bitirmeden pas diyordum. Beni o acılarımdan kurtaran hemşireydi. Canım ne zaman yansa, o an kaçmak istesem hep hemşire hanıma sığındım. Sonra kurduğum o hayal gerçek oldu. Rüya gibiydi, gerçekliğini idrak etmem uzun sürdü. Benim için oldukça fazla biriydi. Ben çok eksik kalıyordum onun yanında... Öyle ezik büyümüşüm ki, o kadar güzel birinin beni sevebileceği ihtimali hiç oluşmamıştı kafamda. Neden beni sevsin ki, neyimi seviyor diye sorular sordum 1,5 yıl boyunca... Sonra balatayı sıyırdım... Öyle sevmiştim ki onu, hayatımda hiçbir şeyi o kadar sevebileceğim hiç aklıma gelmezdi. Sevgisiz büyüyen biri, ilişkilerinde ihanete uğrayan biri nasıl olur da bu kadar çok severdi?... İlk kez aşık oldum ben, fütursuzca, delice, zihnimi kaybetmişcesine...
Sabah onunla uyanıyor, gece onunla uyuyordum. Gün içinde hiç aklımdan çıkmıyordu. Ona söyleyemiyordum, bazen söylemeye çalışıyordum. Ben gibi çok çabuk sıkılan biri ondan hiç sıkılmamıştım. Kendimi kötü hissetmek istediğim zamanlarda onu hep uzak tutmaya çalıştım. Kimi zaman bile bile kırdığım oldu. Onu istemediğimi düşündü. Ama ben onunla bir gelecek kurmayı çok istiyordum. Hatta hayatımda ilk defa bir kadından ayrılmayı hiç düşünmedim. O benim torunlarımın toton babaanne/ anneannesiydi. Hatta ilk defa bir kadının hamilelik hallerini düşündüm, onunla çocuk düşündüm. Doğum sonrasındaki sancılı, yarı baygın halini... Hatta doğum yapan kadınların kafasına taktıkları kukuletasını bile... Öyle sevmişim ki, zamanla kaybetmekten korktum, korktukça hata yapıyor kendimden uzaklaştırıyordum. Kontrolü kaybetmiştim. 6 aydır göremiyordum da, lanet olası kapital düzen buna fırsat vermiyordu. Bir türlü kendimize zaman ayırıp bir araya gelememiştik. Özlem gitgide yoğunlaştı, arada mesafeler vardı. Duygusal değil kilometre olarak... Ben gibi biri yeniden evlenmeyi düşündüm, çocuk düşündüm... Hayatımda hep onun olmasını istedim. Sevgimi çok belli eden biri olamadım hiç... Sözlerim soğuk gelir, davranışlarım itici olurdu... Ama gözlerim haykırarak onu sevdiğimi söylerdi. Onu ne kadar sevdiğimi iyi bilir...
Mesafeleri bile bile başlayan bu ilişki artık yara alan bir balina gibi kıyıya vurmaya başlamıştı. Şakalar anlaşılmıyor, sürekli birbirimize laf soktuğumuzu sanıyorduk. Kırılmaya başlamıştık, üzüyorduk... Ben kendimi içten içe kurmaya başlamıştım gereksiz yere... Bu arada hayatımda o kadar çok ihanet var ki, ona rağmen ilk defa birine hem de mesafeler olmasına rağmen çok güveniyordum, hatta kendimden çok...
Kavgalarımızda gereksiz şeyler baş gösteriyordu, aşılamayacak bir sorunumuz yoktu açıkçası ya da bana göre öyleydi... Bir gün öfke kontrolümü yine kaybetmişken telefonda ona bağırmaya başladım, o da bağırıyordu. Ama neye ne için bağırdığımızı bilmiyorduk. Sadece bildiğimiz aradaki özlemi bir türlü giderememekten kaynaklandığıydı...
Hayatımda her şeyi hallettim ama öfke kontrolünü bir türlü elimde tutamadım. Sinirlenince kendimi kaybedip saçma sapan şeyler yapıp söyleyebiliyorum. Yine öyle oldu, gereksiz yere bir laf edip kaybettim beni o derin acılarda kurtaran hemşireyi... Af diledim, destanlar yazdım ama olmadı, beni bir türlü affetmedi. Çünkü çok kırılgandı, çok narindi...
Temmuz ayını hiç sevmedim, hayatımı karartan şeyler yaptım hep, bir de çarşamba günlerini hiç sevmem...
Velsahıl hemşire artık yok gelmesini ister miydim? Çok isterdim, onun yeri asla dolmayacak ya da onun yerine kimse konmayacak... Ben hayatıma dair her şeyi evin altındaki bodruma sakladım. Bir daha çıkarmayı hiç düşünmüyorum...
Söyleyeceklerim bu kadar Hadi gidelim hemşire hanım
Kim aldı lan benim adımı?
Uzun zamandır buralara gelmek istiyordum, buralar dediğim tımbılırr şeysine işte... Bir hevesle hesap açarken sobayiyakjack'in alındığını gördüm. Bir anda bütün hevesim kaçtı. Nalet olsun bu hayat nalet olsun bu sevgim moduna girdim... Bunu her seferinde neden yapıyorsunuz ki? Neyse şimdilik kısa kesmek istiyorum...
Hadi gidelim hemşire hanım...