sen bana nefes, ben sana herkes.

#extradirty
Alisa U Zemlji Chuda
Cosimo Galluzzi
DEAR READER
dirt enthusiast
TVSTRANGERTHINGS
occasionally subtle
KIROKAZE

JBB: An Artblog!
Claire Keane
Sade Olutola
NASA

Kiana Khansmith
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
🪼
One Nice Bug Per Day
will byers stan first human second
No title available
Keni

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from France

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Singapore

seen from South Africa
seen from T1
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from France
seen from Belarus

seen from Türkiye
@sonnefesimsin
sen bana nefes, ben sana herkes.
saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin, ancak açıp efendin olmam artık. mesaj atabilirsin, susma hakkımı kullanırım. eskisi kadar katı değilim, karşıma çıkabilirsin elbette sanki daha evvel seninle gönül bağım olmamış gibi burnumun dikine yürürüm, üzülürsün. ağlayabilirsin bunu benim senin yüzünden olan hayata küskünlüğüme sayarsın. ben halden falan da anlamam artık içebilirsin de işte o zaman bana gelme. yaralarımı saran insanlar lazım bana, bir yara daha açan değil. biz seninle olsak olsak mahalleye falan rezil oluruz. iyisi mi sen otur ağla, düşün, sigaranı yak. ben artık uyursam geçer cinstenim. benim seninle olan davam bitti. benim sen diye bağıran bir yanım yok artık. seninle gülünmez, ağlanmaz, bir yolda yürünmez. sen verilmiş her emeğin ziyan oluşuna şahit bu yazdıklarımı bir gün gel yüzün tutarsa beraber okuruz. bir ihtimal varsa bile ben yokum artık.
saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin, ancak açıp efendin olmam artık. mesaj atabilirsin, susma hakkımı kullanırım. eskisi kadar katı değilim, karşıma çıkabilirsin elbette sanki daha evvel seninle gönül bağım olmamış gibi burnumun dikine yürürüm, üzülürsün. ağlayabilirsin bunu benim senin yüzünden olan hayata küskünlüğüme sayarsın. ben halden falan da anlamam artık içebilirsin de işte o zaman bana gelme. yaralarımı saran insanlar lazım bana, bir yara daha açan değil. biz seninle olsak olsak mahalleye falan rezil oluruz. iyisi mi sen otur ağla, düşün, sigaranı yak. ben artık uyursam geçer cinstenim. benim seninle olan davam bitti. benim sen diye bağıran bir yanım yok artık. seninle gülünmez, ağlanmaz, bir yolda yürünmez. sen verilmiş her emeğin ziyan oluşuna şahit bu yazdıklarımı bir gün gel yüzün tutarsa beraber okuruz. bir ihtimal varsa bile ben yokum artık.
insanlara güvenmemen gerektiğini ne zaman öğreneceksin lavinia?
o her defasında arkasını dönüp gitmeyi seçti. ben ise avuçlarımda parçalanmış hayallerin ağırlığıyla öylece kaldım. sabahın beşi...içimde ki yangını söndürmeye gücü yetmeyen o sigara parmak uçlarımı kavururken, dışarıda ki ayaz yalnızca tenime değil, ruhuma da işliyordu. gitmek onun için ne kadar zahmetsizse onun bıraktığı boşlukta nefes almak benim için bir o kadar imkânsızdı.
insan, birinin bıraktığı boşluğun içinde yaşamayı her zaman öğrenemiyor. bazı yokluklar vardır, nefes alırsın ama ciğerlerine hiçbir şey dolmaz.
söyle lavinia, hak etmeyen insanlar için ruhunu bu kaçıncı hırpalayışın? değmeyecek bir yangın uğruna niçin bu kadar yağmur damlası biriktiriyorsun kirpiklerinde?
ve sonra baktığım herkeste seni aradım, sen sandığım herkeste biraz daha eksildim.
Yıkalım demiyorum, örmüşsün o kadar ama pencere mi açsak o duvarlara? Hem kuşları görürsün, belki çiçek koyarsın önlerine, ne bileyim.
ördüm elbet, çünkü rüzgar çok sert esiyordu ve canım fazlasıyla yanmıştı. şimdi o duvarlara bir pencere açarsam, yine aynı fırtınanın içeri sızmasından korkuyorum. ama haklısın, kuşları özledim, çiçeklerin kokusunu da. insan kendi ördüğü hapishanede bile, gökyüzüne bakacak bir boşluk arıyor en nihayetinde.
içeri sızan güneş ışığı saçlarına gözlerine vurur mutlu olursun tıpkı bir çocuk gibi. korkma, pencereyi açtın diye evin yıkılmaz. aksine, karanlık odalarına sızan o ilk ışık hüzmesiyle, ördüğün o taşların bile rengi güzelleşir. belki o zaman anlarsın, insan yaşamak için saklanmak zorunda değil.
kendi yaralarını kendin sarmayı öğrendiğinde büyüyeceksin lavinia.
yalnız senin ellerin gezinsin ömrümde, beni yalnız sen mahkum eyle, sen azât et. ve yalnız sen benden canımı iste ki, nereye saklayacağımı şaşırmadan vereyim.
insanlar gidicidir lavinia, bir gün herkes gider.
alışacaksın lavinia, küllerinden doğacaksın.
insanlar gidicidir lavinia, bir gün herkes gider.
sevsene beni hiç gitmeyecek gibi.
farklı şehirlerde yaşayıp, aynı şarkılarda ölüyoruz.
hasretle beklenen insanlara daha çabuk kavuşulamadığı gibi, aceleyle koşulan yerlere de daha hızlı varılamıyor bazen.
sen bana nefes, ben sana herkes.
sen bana yara, ben sana merhem.
Sen bana dert, ben sana deva