”caz çiçeğim, nasıl denir içimde çatal mısın bıçak mısın bilinmez.”
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
DEAR READER
Cosimo Galluzzi
Not today Justin

oozey mess
Peter Solarz
taylor price
Sweet Seals For You, Always
h
trying on a metaphor
Alisa U Zemlji Chuda
Cosmic Funnies
Stranger Things
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
No title available

Kiana Khansmith
styofa doing anything
sheepfilms
Sade Olutola

Andulka
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from South Korea
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from T1
seen from Romania
seen from Chile

seen from Netherlands

seen from United States
@sonsuzgeceyorgunu
”caz çiçeğim, nasıl denir içimde çatal mısın bıçak mısın bilinmez.”
İşe Yarar Bir Şey (2017) Pelin Esmer
baktım rüzgarsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun
biz satranç oyuncusuyuz sevgilim
üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz
inanmıyoruz ceketlere düğmelere
inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe
işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası
bir tek şahımız duruyor sevgilim, o da evli, iki çocuk babası
kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar
buradan çocukluğumuza kadar bir telaş
içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz
herkese küsmek için
hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar
yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var
yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman
ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun
~Barış Bıçakçı
Bu ânı aklında tut. Ve genç yaban gülünü. Ve omzundaki izi .. … ondan kalan. Senin şairin ve sevgilin benim sonsuza dek. Ve – hepsi bundan ibaret. Bu dünyayı aklında tut.. .. tutabildiğin kadar, ama binlerce yıl sonra.. … belki de daha fazla Sen çığlıklar atıyorsun.. …yaban gülü dikenlerini batırdığında sana Ve – hepsi bundan ibaret.
Andrey VOZNESENSKİ
“Arkadaşlıklarda, dostluklarda, sevgilerde, karşısındakini ele geçirilecek bir ülke gibi görenler vardır. Tedirgin eder beni böyleleri.
..
Buna karşılık, karşısındakini tanımak isteyen, karşılıklılık gözeterek biribirilerini biribirilerine açan, veren insanların yakınlıkları, destek görmelidir; hiç değilse, benden..
Bir de pattadak çıkagelenler vardır, senden istediğini senin rızanla alan, seni kendine bağlamasını başaranlar vardır.. Günün birinde geldikleri gibi giderler. Ya alacaklarını aldıkları, bu da kendilerine yettiği için.. Tabii, bu durumda, ilk öbektekiler gibi davranmış olurlar: Yağma bitmiştir.. Ya da sen onlara, kabul etmek istemedikleri bir ölçüde bağlandığın için. Yani "başkası yağmalanır ama ben, başkasının kullanabileceği bir toprak değilim," türünden bir tutum.. Senden uzaklaşırken senin ne düşündüğünü hiç merak etmezler..”
Bilge Karasu, Kılavuz
Sadece kendine aitsin sen. Peri kadar hafifsin, bir bulut bile değilsin. Artık kendini ancak saçılarak, yayılarak, akarak ve uçuşarak sürdürebilirsin. Kendine koyduğun addan başka bir ada sahip değilsin. Her yerden, her şeyi, olduğu gibi bırakarak gidebilir, hep göçte olabilirsin. Dokunduğun hiçbir şeyde izini bırakacak, gördüğün hiç kimsede adını biriktirecek değilsin.
Ece TEMELKURAN
seni çok büyük bi aşka arkanı dönen cesaretinle hatırlayacağım. ya da korkaklığınla. seni en güzel halinden en çirkin haline kadar nasıl çoğalarak sevdiğimle hatırlayacağım ve çarptığım duvarlarınla. seni düşme diye sıkı sıkı tuttuğum ellerimle hatırlayacağım ve beni düşürüp yerde bırakan taşlığınla.
Sen buraya layıksın; güzel anılarıma, kendimi aradığım yollara. Güzel gözlerinin hakkını kimse veremeyecek.
Teşekkür ederim, sonsuzluğa ulaşacaksam artık senin kelimelerin sayesindedir.
Savunduğun br ideoloji var mı? Ve inandığın bir inanç?
Hiçbir ideolojiye, s/avunacak kadar inanmadım, inanmıyorum. Herhangi bir dine mensup değilim. Yeterince mizantrop hale geldiğimden ülke ve dünya gündeminden uzak durmaya çalışıyorum. İnandığım çok az şey, çok az insan kaldı elimde, onları da gözüm gibi koruyorum. Sevgiye inanıyorum, aşka. Bunu sonuna kadar yaşıyorum. Hayvanlara, bitkilere değer veriyorum. Sanatla avunuyorum. Ben gerçekten görüyorum. İnsanların gözlerinin içine bakıyorum. Bazen saniyeler içinde binlerce duygu hissediyorum. Sürekli içimden taşan bir şeyler var. Dünyayı kollarımın arasına alıyorum. O anda bütün insan eylemleri öylesine gülünç, öylesine aciz ve cılız hale geliyor ki gözümde, kendim de bir parçasını oluşturduğum bu resmi yırtmak, yok etmek istiyorum.
İnsanlık tarihine bakın. Onbinlerce yıl didişip duran karıncalar görürsünüz. Yıllarca tarih okudum ve elime koca bir hiç geçti. Bu bilince varabilmek için aslında doğaya bakmak, doğalı takip etmek yeterliymiş. Okudum, okudum ve en başa döndüm. Hiçliğe.
İnsanın erişebileceği en yüksek mertebenin sadelik olduğunu, kabalıkları ve kalabalıkları yararak, uykusuz ve boşluğa harcanan gecelerden atlayarak öğrendim.
İnsan yapımı bütün tanımlardan, yargılardan, kültürlerden, sınırlardan kurtulun. İşte o zaman yaşam, bir nefes alma refleksinden çok daha fazlasını sunuyor.
..ben de er ya da geç kendimi ve dünyayı hastalıklı biçimde gözümde büyüttüğüm için mahvolacağım.
Thomas Bernhard, Wittgenstein’in Yeğeni (via kedidirokedi)
-Andrei Tarkovsky | Günlükler
“birbirimize verecek ellerimiz var.
daha güzel değil hiçbir şey,
birbirimize bir orman gibi bağlanmaktan,
yerleri göklere kavuşturmaktan, gökleri geceye…
o bitmez tükenmez günü doğuracak geceye..”
Paul Eluard
Bildiğim şu ki, etten kemikten ve bıkkınlıktan ibaret kaskatı bir gerçektim. Üstelik, gerçekliğimi bir başına doğrulayacak ölçüde anlaşılmaz bir sıkıntıya kapılmıştım ve kendimle kendim arasında uzanan o kat edilmez boşlukta yapayalnızdım.
Hasan Ali Toptaş, Ölü Zaman Gezginleri (via kelebenk)
#cemilmeriç
“Özür diliyorum şimdi önüme kim çıksa Bir yalnızlık sayfasında Kendi ellerimi tutup ağladım…”
Ahmet Erhan
“İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız..”
Stefan Zweig
Özür dilerim özür dilerim özür dilerim kendime yaptığım tüm bu her şeylerden dolayı özür dilerim. Çok koştum. Günlerce gecelerce yıllarca koştum, koştuğum yolların sonu hep ucurumlara vardı ben o uçurumlardan bir bir düştüm. Tökezledim, çarptım, geri sektim, düştüm kalktım devam ettim. Düştüm düştüm yolları kaybettim uçurumlara çıktım uçurumlardan da düştüm, özür dilerim özür dilerim. Kendimi böyle cikmazlara surukledigim için özür dilerim. Beni kim affetsin bir ben affetmeyeyim. Hep aradım, çok aradım, öyle çok aradım ki ne aradığımı unuttum. Kayboldum, mahvoldum, koca bir hiç oldum sadece koştum. Şimdi ben sadece bir düşüş'ten ibaretim. Her şeyi geri sarmak için buluşlara meyilliyim. Durdum sadece durma'nın kendisiyim. Şimdi ben kimim de bu koşmalara son veririm? Ben artık çok yorgun kalbimim. Özür dilerim. Özür dilerim. 27062017
Önü denizle başlayan rüzgarlı bir kasabadaydık. Sanki yıllardır oradaydık. Her şey düzelecekti. Orada doğmaya çabalayarak öldük.
Meleğim nehir kanatlarını uzaklıklarda yıka şimdi.
soğuktu, ısınamıyorduk. Bu kadar yakınken. Aramızda yalnızca o hava boşluklarının dolaştığı odalardaydık. Biriken bütün rüzgarlar işte orada, o deniz kasabasında o çok köpekli, çok rüzgarlı yerde patladı. ikimizi aynı gökyüzüne baktıran, neydi o, ışık söndü. Sustum. Sustum. Sustum. Sustum. Bütün aşkların sonunda yaptığım gibi, konuşmak hiçbir şeyi, hiçbir şeye ulaştırmıyordu. Biliyordum.
Rüzgarlar.. pansiyon.. teras Blue cult. Akşam yürüyüşleri. Akşamın batısına Meleğimin kanatlarını da oraya götürerek. Metropollerin asi özlemi sonra Ah benim kaçak sevgilim: İstanbul. Fincanlarda yol görünmedi bana yaz boyunca.
Terin ter, gövdenin diğer gövdeyle buluştuğu yer. Kaç sevişme hatırlıyorsun o günlerden. Güç. Zor. Yitik hafızam: Öksüz çocuğum benim kendini unutma olur mu?
Sustum. Sustum. Sustum. Başkalarının ilgili yollarına adım atan ayaklarına susarak baktım. Yanımdayken kalktın. Gövdeni gövdemin karşısına, sana ilgili gövdelerin yanına bıraktın. Sustum. Seni yabancı olduğun gövdelerin arasından çekip çıkaramıyordum. Bunu yapmayacak kadar büyümüştüm. Kendini yormanı sessizce izleyecek kadar büyümüştüm.
Meğer dalından düşecek kadar büyümüşüm.
Yaprağın ağaçsız kalışını ağacın çıplaklığını rüzgarın şiddetini ve rüzgarın onların her ikisine de ne yaptığını gördüm.
Meğer dalından düşecek kadar büyümüşüm.
Bu gece ay dörtte bir hilâl olacak ben sana ne olmadığımı anlatacağım. Düşen yaprakların sokaklara vuran gürültüsünü anlatacağım. Yaprağa, ağacından düştükten çok kısa bir süre sonra ne olduğunu anlatacağım. Senin elementlerin yollara çıkacak Ellerin, gece ve keder. Ve hâlâ akan ne varsa senin iyiliğinden olacak.
..önü denizle başlayan rüzgarlı bir kasabadaydık. Sanki yıllardır oradaydık. Her şey düzelecekti. Orada doğmaya çabalayarak öldük.
Şimdi beni unut sevgilim. Tenimi ve alçaklıklarımı unut. Beni kanadı kırık küçük bir yavru gibi bulduğun, çoktandır sanki birini beklediğin varmış gibi katladığın, o çöplükte bulduğun beni, baktığın, büyüttüğün beni unut. Şimdi bu acıya ne benim kuş kadar yüreğim, ne senin anaç kalbin dayanır. sana son kez sarılıp uyuduğum o son gecede tüller ve silahlar gördüm düşümde. bugün ayrılığın ilk günü. hiçbir şeyi hiçbir şeye yoramayacak kadar kara bir kının içindeyim. kara bir kan içindeyim. tüller ve silah nedir bilmiyorum.
Yaşlı doğuda her şey mümkündür diyorlar:
Sonsuz sevgi, sonsuz bağlılık ani ışık, ani ayrılık.
Birhan Keskin