1966
ölümü senin elinden alamam.
ama mümkün olsaydı, tereddüt etmeden yapardım bunu.
şuraya bir gloomy sunday ardından da stabetmater gelsin.
yalnız olmanın kötü yanlarından biri de konuşacak insanı geçtim konuşuyormuş gibi yapacak insan dahi bulamamak. saat 04.40 ve ben sadece saçmalayabilmek için 2 sene sonra bu siteye girdim.
sizlere -hatta kendime izmir’den bildiriyorum
yazım hataları ve anlatım bozuklukları olabilir, insan ağlarken bulanık goruyor affedin.
ve ben kelimeleri toparlayamıyorum
ölümü, dünyanın sürüp giden tarihine uzaktan uzağa bir katılım biçimi olarak mı görmeliyim
ailemden, arkadaşlarımdan, doğup büyüdüğüm şehirden uzakta yaşıyorum oysa adam akıllı özlediğim tek şey mezarlığı
baş ağrıları da bırakmıyor peşimi
ruhen geriliyorum fiziken ilerlemiyorum
hüzünlenmeye gün yetmiyor
bu mutsuzluk bana kaçıncı şahıs olduğumu unutturdu, sahi kendimden ne diye bahsetmeliyim?
belki bir marul
ne kötü şey anlatamamak. yani. seni asıl yıkan şeyden bahsedememek, sadece daha ufaklarına sözcüklerinde yer verebilmek asıl vurgunu anlatamamak. sanırım bu cümlede bir kaç virgüle yer vermem lazımdı ama lütfen zamanı değil.
Onunlayken gördüğüm bir toz tanesi bile sanki varlığını meşru kılması gerekiyormuş gibi parlıyordu
senin beni ne kadar mutlu ettiğini unutamıyorum
Yaşayan herkes gitmemi güçleştiriyor, sadece yaşadıkları için. Sadece ölüler bizi rahat bırakır. Sen beni azad ettin
seni bir çare yaptım sana tutundum
Sürekli bir şeylerin amacını soruyorum. kendime, insanlara
bir tek ölüm tüm soruları gereksiz hale getiriyor
sen, bendin
sen gittin ve ben senin için ölümü ölmeden yaşıyorum
migrenim o kadar azdı ki (ve tabi kahve ve neredeyse 6-7 saattir ağlamanın getirdikleri) iyi huylu Napolyonlar duyuyorum
Sen bana üzülme derken bile benden daha üzgün olan adam sen beni nasıl boyle üzersin
kendimi unutup seni teselli etme çabalarım. adalar, adalarımız.
ayrılan etin gerçek öyküsünü kafamda hala kurmuyorum
kişiliğinin dünyayla arana koyduğu ince bir hava tabakasıdan içeri sızmıştım ve şu an nefes alamıyorum
Ben o gün senin beni dinlemek kadar, yanımda sessizce oturmaktan da keyif aldığını öğrenmiştim.
birbirimize iyi geceler demeyişlerimiz
mobilyalara karşı oluşumuz
utandığımda, zaten öleceksin e. boşver derdin, gülerdik geçerdi her şey
ama sen öldün
hem de ben sana hiç öleceksin demedim
çünkü sen ölmeyecektin
ama sen öldün ve ben boşveremiyorum
senden sonra güldüğüm her saniye için utanıyorum artık
seninle ilgili anılarımda şefkatini yitirdiğin tek bir an bile yok
ormanda yolumu yitirdim
ne kadar uzağında anlatmak hissetmenin
şu yazıklarım tıpkı cehennem sıcak demek gibi
Çocuksun sen, derdin hatırlıyor musun
çocuktum ben
ama mezarına geldim işte.
ölmeye bile cesaretim yok inan bana
rahat mısın yoksa yastık ister misin başının altına
avuçlarımın toprağının üstünde olmasını sevmyorum.
elini tutuyor olmalıydım oysa
arkadaşım eşek şarkısında hüzünlenecek ne vardı şimdi
dün yine seni andım gözlerim doldu
ağlamamak için koluna tırnak geçirmek
insanlarla film izlemek de zorlaştı bana her şey seni hatırlatıor
özellikle de içinde hastane varsa
“O”nu da seviyorum yalan değil
biliyorsun içimi seninle içimden konuşuyorum
garip iş vesselam
seninle dünyanın en mucizevi şeyini yaşıyoruz aslında
ölüm bizi ayırana kadar değil baksana ayırmadı bile
çünkü seni özledim ve kitapların altını senin için çizdim
“unutturamaz seni hiçbir şey, unutulsam da ben“
ah, sevgilim
“yaşıyor mu” “yaşayacak mı” bunları düşünürken diyordum ki bana bu acıyı yaşatın bana bu korkuyu yaşattın sen geberticem ellerimle boğucam..
ama kıyamazdım
hem senden hem kendimden mahrumum
seni özledim, kötü rüya görmeden uyumayı özledim
dünyanın bana yakın noktasında senin gibi birinin olduğunu bilerek yaşamayı özledim.
nabızlarımızı tutuşumuzu özledim, nabızlarımızı üst üste koyuşumuzu.
düşünsene bu fiziksel olarak yaşadığının en büyük kanıtıydı ve ben kendi kanıtımın üstünde seni hissediyordum.
ara ara hala baskını hissediyorum, hatta bazen bu hisle uyanıyorum.
nasılsın?
bir daha seni göremeyeceğim
the verve- drugs dont work
şarkılar, şarkılar
senden sonra alkolik olmadım,asileşmedim, kavgalara karışıp başımı derde sokmadım, sigaraya başlamadım bunlara gücüm yok çünkü
bitkinliğim bile bitti
hala yutkunamıyorum ben
kalbime toplu iğneler hücum edioyor
nerdesin
çarpıntım var
nerdesin
keşke yanına uçsam
keşke bu mutlu yazılardan olsa
nerdesin, üşüyor musun
baş dönmelerim sıklaştı, nerdesin?
yaşamıyoum sanırım ölmeye yatıyorum
sen öldün ya ben sandım ki dünya duracak, herkes yas tutacak.
öyle olmadı.
sensizliği ve norma hayatı bir arada sürdürmeye çalışmak öldürdü beni.
bir laf vardır kimin hatırlamıyorum şu an belki zaten bilmiyorumdur
“umut işkenceyi uzatır.”
oysa şu an hiçbir umudum olmamasına rağmen, kısalan bir işkence de yok.
sims oynarken karakterin ölmesin diye azraile yalvarabiliyorsun ya hani keşke öyle bir şey olsaydı
her halin güzel
veda buseleri, zeki mürenler
sen ne güzel adamdın













