Hepbir maryonet olmak- istemiş ya da yelkenli #therovingeye

Kiana Khansmith
I'd rather be in outer space 🛸
YOU ARE THE REASON
Misplaced Lens Cap

izzy's playlists!
NASA

No title available
untitled

@theartofmadeline
Fai_Ryy

Origami Around
trying on a metaphor

if i look back, i am lost
Sweet Seals For You, Always
official daine visual archive
h

No title available
Monterey Bay Aquarium
almost home
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Colombia
seen from United States
seen from Tunisia

seen from Brazil
seen from South Africa
seen from Canada
seen from United States
seen from Portugal

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Bangladesh

seen from Germany

seen from Netherlands
seen from Philippines
seen from Côte d’Ivoire

seen from Italy
seen from Algeria

seen from Singapore
@sureklibirpanik-blog
Hepbir maryonet olmak- istemiş ya da yelkenli #therovingeye
An itibariyle bir oyuna iki biletim var. Sali aksami isi gucu olmayan, benimle gelmek isteyen olursa, nadir saribacak'in oyunu bi de haberiniz olsun, haberleselim...........................
Nihal üniversitede polis istemiyordu, özerk demokratik bir üniversite istiyordu, parasız eğitim istiyordu, YÖK'e karşıydı, şuraya da biraz soluk pembe, dedi iş bilen ressam, soluk pembe yanaklar için en uygunudur, sıkılmış yumruğun çevresine de gölgesiz beyazlık daha vurgulayıcı olur, yumruğunuzu kıpırdatmayın lütfen! Belliydi, gündelik hayatların kalıplarına Nihal de girip çıkacaktı. Ona kişilik kazandıran tuhaf, aykırı yanlarını yontacak, yontulmasına izin vererek birer birer kalıpların biçimini alacaktı: Serbest yaşayan üniversite öğrencisi, kendini adamış aşık, militan, mezun, yüksek lisans öğrencisi, uzman, evli, çocuk sahibi, Kartal, Pendik.
"Bir kadından ayrılmış olduğunuz halde, nasıl olup da onu şiddetle arzu edebildiğiniz sorusu bütün gizemiyle duruyor. Belki de bu, kopuşu ölümsüzleştirmek içindir. Belki de bazıları kendi bedenlerini terk ederken, onun karşısında geçmişe ilişkin aynı göz kamaşmasını hissediyorlardır."
-çünkü farklılık güzeldir, kayıtsızlık ise soylu.
"Laser compact disc. Kullanılsa bile eskimiyor. Dehşet verici. Sanki hiç kullanmamışsınız gibi. Yani, sanki yaşamıyormuşsunuz gibi. Eğer nesneler eskimiyorsa bu sizin bir ölü olduğunuz anlamına gelir. Müzik teknolojisi, mükemmelleştikçe karanlık bir oda halini alıyor, müzik zevki de doğuştan yetim bir zevk olarak kalıyor. Eminim ilerde paralel gürültüler, virüsler yerleştirecekler kayda, sırf hayat ve eskimişlik yanılsaması yaratmak için."
yalnızız'dan-
İlk defa Peyami Safa okuyorum, öyle sevdim, öyle sevdim! "İş hayatından daha büyük mektep, tecrübeden daha büyük ders, ihtiyaçtan daha büyük mürebbi, tecessüsten daha büyük öğretmen, muvaffakiyetten daha büyük diploma olur mu?" (tecessüs:bir şeyin iç yüzünü öğrenmeye çalışma,öğrenme merakı.) "Dewey ne diyor? 'Okul kitapları ve dersleri bize başkalarının bilgilerini ve keşiflerini gösteriyor ve güya, bilgi yolunda en kısa yoldan götürüyor. Hakikatte bu öğretim usulü, bize gerçekleri ve fikirleri anlamak yerine, hazırlop bilgileri ezberlemekten başka bir şey olmayan bir papağanlık öğretiyor.'" "Kalbin bütün meseleleri yalnız kalbde halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir. Fikirler ancak bu mukavemet hislerini yaratan tahrik ve telkin unsurlarıdır." "-İnsanı yalnız bir illet öldürür: Sıkıntı. Öteki hastalıklar bunun vücuttaki çeşitli görünüşleridir. -Her sıkıntı bir isyan hazırlığıdır. Ruhta başlayan bu hazırlık vücudun hastalanması şeklinde organik bir isyana çevrilir. -Tamam!"
Burdayım:
http://veyayadahalbuki.tumblr.com/
"Hayatımız boyunca her gün ve her saat, değişen ve değişmeyen benliklerimizi değişen ve değişmeyen şartlara uydurmaya çalışırız; aslında yaşam bir uyum sağlama sürecinden başka bir şey değildir; bu süreçte küçük bir hata yaparsak deliyizdir; bu süreci bir süreliğine ertelersek uyur, çabalamaktan bütünüyle vazgeçersek ölürüz."
"Bana garip gelen, gözyaşlarının doğmadan önce programlanmış olmasıdır. Bu demektir ki ağlayacağınız önceden saptanmıştı. Bunu hiç düşündünüz mü? Kendine saygısı olan hiçbir yaratıcı yapmaz bunu."
"Daha yirmi yaşındayken geçmişimden başka bir şeyim kalmamıştı."
"İnsanlar neden hep kıçlarına göre sınıflandırılır, neden bu işe onca önem verilir anlamam, oysa kimseye kötülüğü dokunmayan bir şeydir bu."
"Yaşıyoruz. Belki artık yokuş aşağı. Sahip olduklarımızı, en başta da o baş döndürücü, o hoş yüksekliği kaybederek. Ama yaşıyoruz."
"Yürüyordum, kendi kendime büyük sözler söyleyerek kalabalığın içinde yürüyordum. Özgürlüğün kimse tarafından sevilmemeyi göze almak olduğunu söylüyordum. Ne büyük söz! Uç bakalım Ender, uç! Sözcüklerden kendine kanat yapanları çok gördük biz!"
"Sonra balon gibi şişirilebilen mavi pembe kuşlar gördüm, çok uzaklara gitmek için onlara asılabilesiniz diye uçlarında ipler vardı, sonra da uyuyakaldım."
"...bitkin olduğunuzda her türlü şey geçer aklınızdan."
"O kadar ağlıyordu ki çişim geldi."
"Uzun zaman susuz kalan, susuzluktan çatlamak üzere olan biri, kendisine uzatılan bir bardak suyun bir damlasını bile yere dökmek istemez, dökmez de, ama bardağı öyle bir diker ki kafasına o bir bardak suyun güzelliğinden olur."