...
Bir gün eğer,
benden uzak,
karanlık bir yağmur gibi,
canını sıkarsa yaşamak
tekrar Gazali’yi oku.
Ve Pirayende’m benim,
ben eminim
sen sadece merhamet duyacaksın

ellievsbear
One Nice Bug Per Day
noise dept.
Lint Roller? I Barely Know Her
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
RMH

No title available
todays bird
★

PR's Tumblrdome
Color Me Curious

@theartofmadeline
Not today Justin
Cookie Run:Kingdom Official!
I'd rather be in outer space 🛸
official daine visual archive

tannertan36

gracie abrams

Origami Around
Xuebing Du

seen from United States

seen from Canada
seen from Canada
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Bangladesh

seen from Poland
seen from United Kingdom
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Colombia

seen from France
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from United States
seen from United States
@surmenajposts
...
Bir gün eğer,
benden uzak,
karanlık bir yağmur gibi,
canını sıkarsa yaşamak
tekrar Gazali’yi oku.
Ve Pirayende’m benim,
ben eminim
sen sadece merhamet duyacaksın
Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor.. Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en.. Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır.Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını.. Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki. Belki de eski bir bankta birer bira.. Kırmızı Tuborg.. Gazeteye sarılı.. Ben de ona sarılabilsem.. Anlatamadıklarımı anlar mı o zaman? ..
Tesirsiz Parçalar 181.
ey kanımın bataklığının altın balığı sarhoşluğun hoş olsun zira beni içiyorsun sen gurubun menekşe renkli vadisisin ve gündüzü göğsüne bastırıp söndürüyorsun senin Furuğ'un gölgelerde kaldı soldu onu neden saye ile karartıyorsun
Ve gitti, boşluğun kıyısına Ve ışığın arkasına uzandı Ama hiç düşünmedi bizi Kapıların dağınık telaffuzu arasında bir elmayı ısırmak için ne denli yalnız kaldık.
Pencere
pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü
Pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye
Pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır
Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.
Ve Sen Kuş Olur Gidersin
Merhaba 👋
merhaba
Antoine de Saint-Exupéry from, The Little Prince
Birden susturdum tüm dünyayı sen konuş diye, nasıl sığarsın kendine.
Küçük Prens
O zamanlar cahildim. Her şeyi biliyordum.
Ah, göğsündeki her yarayı merhametle öptüğüm. Geç kalınan hiç bir hayat, hayat değildir. Hayatın olmayı dilerdim.
Hayatımla ilgili olarak bildiğim her şeyi, kitaplardan öğrendim.
Bulantı
Plaza Kadını: Merhaba,Kozyatağı'na gideceğiz.(bir müddet sonra)Müziği kapatmayın lütfen açın.
Taksi Şöforü : Bizim semtte küçük bir meyhane var, orda gördüm Ozan'ı
Dertli dertli içiyordu gözleri dolu dolu
Kadehimi kaptığım gibi oturdum yanına
Ve ona dedim ki
Plaza Kadını: Sen miydin sevgilimi çalan ?
Aşk politiktir.Çünkü bir insanı bekleyen bir insan,bu dünyadan ümidini kesmemiştir. Bir insanı beklemek, sosyalizmden hatta anarşizmden bile ütopiktir. İki aşağın buluşması, tüm ütopyaların ümididir.
Ölüyordum, Geçerken Uğradım
Sympathique, Pink Martini’s wildly popular debut album, was released in 1997. It has gone on to sell 975,000 copies worldwide and has taken the band around the world on tours to the Cannes Film Festival as well as Europe, Lebanon, Turkey, Japan and Taiwan, among other far-flung destinations.
Racconterò una storia vera Che accadde qui o in qualche città Negli anni settanta, tanti anni fa Tanti anni fa c'era un tale Con un cappotto e un cappello E una faccia niente male E una faccia niente male E c’era un tale col suo ideale Un cappotto sfondato E con lo sguardo sempre teso Tra il futuro ed un passato da evitare Scese le scale con quattro gaglioffi Lo accompagnarono all'inferno “E’ questo, vedi, il posto che dovresti presidiare
c'est un mot qu'on dirait invente pour elle quand elle danse et qu'elle met son corps a jour tel un oiseau qui etend ses ailes pour s'envoler alors je sens l'enfer s'ouvrir sous mes pieds j`ai pose mes yeux sous sa robe de gitane a quoi me sert encore de prier notre dame quelle et celui qui lui jettera la premiere pierre celui la ne merite pas d`etre sur terre oh lucifer oh laisses-moi rien qu'une fois glisser mes doigts dans les cheveux d'esmeralda