Aaron Dingle and Chas Dingle, 10th March 2026

seen from United States
seen from Russia

seen from Philippines

seen from Poland
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
seen from France
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
Aaron Dingle and Chas Dingle, 10th March 2026
I know it was a sad occasion, but i was happy to see the lads today. I’ve missed them so much! Now bring them back for good!
10 Mart
(Taslaklarda unutulmuş.)
Eski yazılarım hakkında düşündüm, beraberinde şimdi çokça silikleşen ama yazdıklarımı okuduğumda bir kapı aralayarak içlerine daldığım anıları hatırladım. 21. yaşım, 20 yaşım, 19 yıllık varlığım, ilk 18 oluşum, ki bir daha 18 olmayacağım. O yıllarda hiç yazmasaydım ne olurdu diye tahayyül ettim, bütün bu anıların kaydolmadığı bir ihtimalde neleri kaybedeceğimi görmek bütünüyle ürpertti. Yazılarımın geçmişime gidebilmemi sağlayan kapılar yaratmak için birtakım portal görevi görebildiğini fark ettim. Okuduğumda bir portal açılıyordu, bir kapı aralıyordum, kendi içimde kolayca ışınlanabildiğim, hafızamın derinlerine ulaşabildiğim bir büyü barındırıyordu. Portallara sahip olmasaydım, geçmişimdeki hallerim çok bulanık hatıralardan ibaret olurdu.
Ardından bir gerçek daha belirdi düşüncelerim arasında, ben yazmıyordum, 22. yaşım yazmadığım için kayıp bir yıla dönüşmüştü misal, aklımda belirenlerin gerçekliği güvenilmezdi, her şey sisliydi. Üzüntülerim ve mutluluklarım anımasamadan öteye geçemediği gibi sıradan bir döngü parçasıydı. Bir şeylere elbette üzülmüştüm, elbette çok mutlu olduğum anlar vardı, birileri gelmiş ve gitmişti, bende değişimler yaşanmıştı. Lâkin süreci incelemek için veriler yoktu elimde, değişmiştim, fakat nasıl, hangi noktada yaşanmıştı kırılmalarım, kararlar nasıl alınmıştı içimde, haritada işaretlemediğim yolların eksikliğini hissediyordum. Belki bu noktaya daha önce gelmiştim fakat ne zaman, hangi rüzgârla?
Eksiklikleri fark etmenin sonucunda haritamı önüme aldım ve yaşamımın bundan sonraki güzergahını kaydetmenin sandığımdan da önemli bir büyü olduğunu anladım.
-Büyüler özelinde çok düşünüyorum. Okültizm başlığı altındakiler değil kastım, içimde yaşanan, yazdıklarımda ve çizdiklerimde bulduğum büyülerden bahsediyorum.-
Harflerle ve çizgilerle yarattıklarımdan. Yazı yazarken ve kaydederken nasıl mecazi portallar işlediğimden, bir zaman sonraki Dilara okuduğunda portallarla geçmişe nasıl gittiğinden, içimde milyonlarca kapı yarattığım binalar bulunmasından, her bir kapının beni inanılmaz sahnelere konuk edebilmesinden, hepimizde bulunan o muhteşem güçten bahsediyorum. -Diğerleri adına konuşmak iyi bir fikir değil ama canım genellemek istedi.-
Haritamda bir noktayı yuvarlak içine alıyorum, işte buradayız. Şimdi koordinatlarımızı belirteceğiz, kaybolmamak için gerekli verileri aktarıyoruz.
Bir tuvale başladım, sadece iki saat uğraştığım haliyle bile içime inanılmaz sindi, tüm hücrelerimde heyecan hissettiriyor. Bazen resim yapmanın enerjisi bünyeme öyle ağır geliyor ki o trans haline girmeden önce beklemem gerekiyor, dersem inanmayın. Tek yapmam gereken elime bir kalem vermek. Henüz boyama aşamasına geçmedim, bitirdiğimde instagramda paylaşacağım. Aklımı aşık olmak kadar meşgul eden bir durum tuvali bitirme isteğim.
Aşk demişken, bugün arkadaşla saatlerce oturduk ve konuştuk, sohbet öyle güzeldi ki zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişiz bile, konuşmayı bitirdiğimizde baktık ki hava kararmış. Gülümsetti. Konularımızdan biri de saf aşk denen bir hissiyatın olmadığı, kurulan bağın kendi içinde aşk adı altında birçok duygu ve hâl barındırdığı gerçeğiydi. İnsan olarak 'mükemmel sevgimize' pürüzler geldiğini düşündüğümüz, aklımızdaki saf halinin bozulduğunu zannettiğimiz minik ufak olaylarda ne kadar çok şeyi yakıp yıktığımızı sorguladık. Karmaşa içeren doğasıyla bağ kurmayı ve sevgiyi kabul etmek gerek, dedik.
İnsanların aklında etiketlenmiş ve kategorize edilmiş, bir kalıba konulmuş hallerimizi de düşündük. Aynı şekilde, onların da bizim zihnimizde bir etiketten daha fazlası olduğu gerçeğini. Esneklik payı bırakmanın gerekliliğini, herkesin ve her şeyin değişebilirliğini, insanlara dair aklımızdaki taslakların, bizim onların akıllarındaki taslak versiyonlarımızın bu değişim ve devinim içerisinde ne kadar bizi yansıtabilir düzeyde kaldığını?
Aklımdaki ön meseleleri temizlersem gerçekten yazmak istediklerimin derin katmanına ulaşabileceğim. Devam edelim. Noktamızı tasvir etmeyi sürdürüyoruz.
Sağlıksal problemler yaşadım, vücudum bir stres dönemine girdi, kendisini özenle sakinleştirirken bedenime daha iyi bakmayı öğrendim. Kuruyemişinden meyvesine, masajından ilacına ihtiyaçlarıma odaklandım. Kendimle ilgilenmek için hangi eylemleri sürdürüyor olduğumun farkındalığını da ele alalım. Çamaşırlarımı yıkıyor ve kontrol ediyorum, eşyalarımı özenle siliyorum, yerleştiriyorum, bedenime bakıyorum, her türlü ihtiyacım için gerekli para harcama işlerini yöneten bir ayrı iç sistemim var, var da var. Sanki Yumi's Cells dizisindeyim, tüm hücrelerim çeşitli görevler yükleniyor ve Dilara adındaki organizma adına çalışıyoruz. Biri ekonomik işlerimizle ilgileniyor, şaka değil, paramın gelir ve giderlerini not ettiğim bir uygulama ile bakiye kontrolü sağlıyorum. Neye ne kadar harcadığımı görebilmemi sağlıyor. Biri hobilerimizi hayatımızın hangi kısmına yerleştirebileceğimizi planlıyor, diğeri ders gidişatımızın ve akademik durumumuzun kontrolünü ele alıyor, biri market alışverişimizi düşünüyor, biri takviyelerimizi hatırlatıyor, biri duygu durumlarımızı analiz ediyor, öyle iç içe ve senkronize bir sistem yürütülüyor ki, kulak kesilsem içimde dönen çarkların sesini duyabilirim bile. -mütekâmil kelimesi zer tarafından önerildi, zer'i burada ısırıyorum-
Dikkatim dağıldı dostlar, elvedaa.
Daytrip to the monastery in Kreuzberg
A drive that should've taken three hours ended up being four because of many construction sites but the beautiful scenery made it enjoyable nonetheless.
After arriving we shortly realized that the expected two and a half hour hiking route only takes 30 minutes. Disappointed we made an effort to explore more of the forest and nature.
In the middle of the forest, we found a formation of rocks overgrown with moss and a large, thick tree also full of moss and mushrooms grown on it behind it. Bewitchingly beautiful. Walking around the rocks revealed a box with a japanese deity on it, stuck between the stones. We didn't touch it in fear of being cursed.
Finishing the route, we ate some ok-food at the monastery and headed back home which took us even longer than getting here.
I'm so happy H is home after my gaming evening relaxing. And no travel tomorrow or anything paper heavy! This is all good stuff. Continuing to cope with life admin when it comes up. Processing a difficult situation well as always.
063 /// 10.03.2026
Todays Mule is in the Dark! Scary!
~~~
Ahhhhh so busy packing and cleaning...also dont have my art supplies out yet :(
if i leave, I’ll never have him. And if i dont leave ill never have myself.
I wait. I wait. I wait. And then i think what if all he was trying to do was make me get rid of my feelings for him? so i halt. Does he want me to try harder? i would. does he just not give a fuck about me? and there i go, embarrassing myself again.
out of every equation in this whole thing, the only thing stopping me is… what if he dosent want me? what if he wants me gone? what if he dosen’t like me and how much my feelings were getting so strong for him so he wants me… gone?
if that is the case.. i dont think i can even see him anymore let alone talk to him. Fuck. no i cant.