You think I’m going back to prison for you, you’re mad.
seen from China

seen from Finland

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Spain
seen from Australia
seen from United States
seen from Poland

seen from United States
seen from T1

seen from United States
seen from China
seen from Austria

seen from Singapore
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from China
You think I’m going back to prison for you, you’re mad.
kaç(amay)ış
Sana hep öfkeli kalmak isterdim. Bu beni diri tutuyor ama bilirsin, hemen her şey zamanla geçiyor. Sana olan öfkem de gün geçtikçe azalıyor. Bunun yerine geçen duyguyu tanımlamakta zorlanıyorum ama biraz tarif etmeyi deneyebilirim. Hiçbir şey yapmak için kendimde güç bulamıyorum. Hiçbir şeye odaklanamıyorum. Öylece günlerce ve aylarca yatmak istiyorum. Kimse benden bir şey istemesin, kimse bana bir şey sormasın. Yapmam gereken bazı sorumluluklarım var. Üzerime düşen görevleri her zaman layıkıyla yapmaya çalışırdım bilirsin, şimdi sadece ileride başıma dert olmasın diye geçiştirmelik ödevler yapıyor, baştan savma analizler yazıyorum. Dersin ödevini derste bana sıra gelene kadar halletmeye çalışıyorum. Derslerde bana yöneltilen sorulara mikrofonumu açmayıp sessiz kalarak yanıt veriyorum. Uzaktan eğitimin nimetleri işte. Oradayım ama ulaşamıyor bana hocalar. Sen de oradasın ama ben de sana ulaşamıyorum. Bak aramızda bir benzerlik buldum. Belki de sandığın kadar farklı kişiler değilizdir. Bir şeyler izlemek ya da okumak için bilgisayar başına geçiyorum, ana ekranı boş boş dakikalarca izleyip bilgisayarı geri kapatıyorum. Oyun bile oynamıyorum. Çok yatıyorum ama uyuyamıyorum. Gözlerim uykusuzluktan yanıyor ama aptal uyku bir türlü beni sarıp sarmalamıyor, evet tıpkı senin gibi. Kaç kilo olduğumu takip etmeyi bıraktım. Umrumda değil artık. Daha ne kadar zayıflayabilirim ki zaten? Daha ne kadar eksilebilirim? Sorular sorup yanıtlar aramaya bir süre ara verdim. Hastalandığımdan da haberin yoktu ama iyileştim. Yokluğuna alışma sürecinin ne kadarında böyle hissedeceğim bilmiyorum ama umarım bu durum kısa sürer. Ağlamak, bağırıp çağırmak ve hatta nefret etmek bile daha kolaydı. Son nefesimi vermem gerekse ona bile gücüm yetmeyecekmiş gibi hissediyorum. Başım dönüyor. Gözlerimi kapatmam da hiçbir işe yaramıyor. Şimdi düşündüm de gözlerimi kapatmam hiçbir zaman bir işe yaramamıştı zaten. Beni incitmelerini görmezden gelmelerim işe yaramadı, sana tepki vermedim diye hatalı ben oldum, kendimi özür dilerken buldum. Hayatımda baş gösteren sorunları inkar etmem onların yok olmasına da hiçbir zaman yetmedi. Yetmeyen ne çok şey var. Seninle geçirdiğim günler, zamanım, bir fincan kahve, internet paketleri ve siyah kalemlerin mürekkepleri asla yetmiyor. Yüzlerce mürekkepli kaleme ihtiyacım var.
Vaktiyle Abdurrahman Uzun abinin bi videosunu izlemiştim.
Mescid-i Aksa için biz ne yapabiliriz?
Bir marangoz çıkar ve bir minber yapmaya başlar. Nereye yapıyorsun diye sorduklarında Mescidi Aksaya yapıyorum der. İyi de derler Aksa Haçlıların elinde. Olsun der, ben marangozum yapabileceğim en iyi minberi yaptım. Onu oraya götürüp koymak benim işim değil, der. Ve bir gün bir komutan çıkar, o mescidi özgürlüğüne kavuşturur, o minberi oraya koyar. Bu komutan Selahaddin Eyyübi’dir.
Her kim olursan ol, yapabileceğinin en iyisini yap!
(x) - 11.05
Sería injusto para mi ser perder el placer de la felicidad, por uno de tus besos...
Y sería aún más injusto para el fantasma que cuida tu pequeño y colorido recuerdo
Esmeralda L- Sir. Black Sould
Canım ALLAH'IM biz evimizin kapısını kilitleyip canımızı sana emanet ederek korumaya alıyoruz, Sende Filistin, kudüs ve Mescid-i Aksa'yı koru... Amin🌿 #المسجد_الأقصى
I mean it.
You don’t think I would do the same for you?