the intimacy of sharing a mic and headphones
seen from Albania

seen from Malaysia

seen from Brazil
seen from Malaysia

seen from United States
seen from France
seen from Ireland
seen from United States
seen from Germany

seen from Italy

seen from Hong Kong SAR China

seen from Egypt
seen from United States
seen from United States
seen from Yemen

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
the intimacy of sharing a mic and headphones
Source Instagram Story Sophia Havertz: 24.10.2024
A day of work achievement! And got home in time to gym, make dinner, and shower. Truly some Ws there. I feel much happier now I've taken control of the situation with M rather than falling back into old dynamics of me being avoidant. I have friends coming over which should be nice. I am hoping to get work done at a reasonable hour tomorrow and then relax - no booze.
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum..
İnsanların kendini değiştirmesi, geliştirmesi, daima kendinin daha iyi bir versiyonunu ortaya koyması gerektiğini savunurum. “Ben böyleyim, beni böyle kabul edin” diye düşünen insanlardan da topluma hiçbir fayda gelmeyeceğini düşünürüm. AMA benzer şekilde düşünen birçok insanın ıskaladığı bir mevzu var. Her insanın yaradılışı bir değil, doğası bir değil, hamuru bir değil. Kimi insan sert tabiatlı, kimi insan çok yumuşak tabiatlıdır. Bu Allahu Teala’nın bir taksimidir. İnsanların kafalarında oluşturduğu ideal insan profiline herkesi sokmaya çalışması hem olanaksız hem de mantıksızdır. Bir elma ağacından armut vermesini nasıl bekleyemiyorsak sert mizaçlı bi insandan da her olaya anlayışla yaklaşmasını bekleyemeyiz. İnsanların kendini geliştirmesini beklemek farklı bir şeydir, tabiatını değiştirmesini istemek farklı bir şeydir. Üstelik bu insana yapılan bir saygısızlıktır. Sen beni ben olduğum için sevmiyorsun o zaman, sen hayal dünyanda oluşturduğun beni seviyorsun ve benden ‘senin hayal dünyandaki ben’e uygun davranmamı bekliyorsun. Bu sağlıklı bir iletişim şekli değil.
Bu durumun sebepleri üzerine de kafa yordum ve şunlar belirdi zihnimde: İnsanların duyguları algılama, betimleme, yaşama ve kabullenme düzeyleri çok farklı. Kimi insanlar tüm dünyadan ve insanlardan ümidini kesmiştir. Kimi de polyannacıdır. Şimdi bu insanların hayata ve insanlara bakışını aynı çizgiye getirebilir miyiz? Bazı insanlar nefret doludur, sevginin dilini bilmez. Bazı insanlar da nefret ve öfke duygularından o kadar kaçar ve o kadar uzaktır ki bir barbie gezegeninde falan yaşıyor gibidir. Halbuki tüm duygular insan içindir. Tüm duyguları yaratan ve hamurumuza koyan Cenab-ı Hakk, o duyguları doğru yerlere doğru düzeyde yönlendirmemizi istemektedir. Hepimiz “Bir kötülük gördüğünüzde…” hadisi şerifini duymuşuzdur, burada üçüncü aşama olarak kalben buğz etmeyi önerir Rasulullah. Şimdi nefret duygusunu nasıl suçlayabiliriz? Ya da öfkeyi? “Bir gün hepimiz ama hepimiz kökten, tabandan esaslı bir biçimde bir kez öfkelensek bu iş bitecek!” diyen Nuri Pakdil’i nasıl anlayabiliriz?
Vel hâsıl-ı kelam, farklılık bir zenginliktir ve insanlar birbirini değiştirmeye çalışmamalı, fakat geliştirmeye gayret etmelidir bence.