Güzel olan her şeyi ellerimizle mahvetmek bizim en büyük ayıbımız olmalı.
"Sizi bilmem ama ben sonbaharın görünüşünden çok hoşlanırım. Sararmaya yüz tutmuş çiçek gövdelerini ve turuncu yaprakları toplamaya bayılırım.
Bugün kendime bir buket hazırlamak için vaktimin olduğu kısa bir anda (ki vaktim nadiren olur) ot çöp toplamaya çıktım. Evimin çok yakınında bir dere var. Dere kenarına inme kararı aldım. Dereye giderken yolun sol tarafında bir mezarlık kalıyor. Şöyle göz ucuyla bir baktım da, orada da hoşuma gidecek birsürü şey varmış. Önce mezarlığa uğrayayım dedim. Birkaç şey kopardım. Adını soyadını hiç duymadığım insanların mezarlarının yanından geçtim. Elbette üstlerine basmadım. Günahmış, bana böyle öğrettiler.
Bir şeylerle uğraşırken düşünmeden duramam. Çok düşündüm. Hiç tanımadığım o insanların hayat hikayelerini okudum. Ramazan oğlu Hamit ve Hamit eşi Feride, yan yanalardı. Bundan yılllaaar yıllar önce dünyada eşi benzeri görülmemiş bir aşkla Hamit Feride'ye tutulmuş. Hikaye bu ya Feride de Hamit'e boş değilmiş hani. Hiçbir şey bizim o kitaplarda okuduğumuz gibi olmamış. Hamit dağlar aşmamış, canavarlarla savaşmamış. Askere gitmiş gelmiş, gelir gelmez evlenmişler. Çocukları olmamış. Birbirlerine koca ömür boyu yetmişler, aşkları hep taze kalmış. Huzurla kapatmışlar gözlerini. Yusuf kızı Betül, henüz bebekmiş. Sadece 4 ay hayatta kalabilmiş. Minik bir bebekken de kapatmış gözlerini dünyaya. Uzun yaşamamış. Yaşasa da bi şey olmazmış. Hayatın tatlı kapılarını asla aralayamayacak, istemediği bir dünya içinde günü dolana kadar sıkışıp kalacakmış. Ailesi arkasından çok ağlamış ama bakmayın siz onlara Betül bu durumdan pek memnunmuş. Kimse bilmez, ben bilirim.
Ölüm garip bir olgu. Sık sık aklıma gelir. Aslına bakarsanız hayattan midem bulansa da inceden bi' korkarım ölmekten. Derken o an ne yaptığımı fark ettim. Zamanları dolmak üzere olan bitkileri birer birer kopartıyordum. Ama çok güzellerdi. Ama öldürüyordum. Ama gerçekten çok güzellerdi.
Güzel olan her şeyi ellerimizle mahvetmek bizim en büyük ayıbımız olmalı. Buketi derlemekten vaz geçtim. Dere kenarına indim. Biraz su sesi dinleyip işe gittim. Çantamda tamamlanmamış bir buket, listemde yapılmayı bekleyen görevler, arama geçmişimde akıl sağlığı yerinde olmayan bir insanın yapacağı araştırmalar ve toplamak zorunda olduğum bir odam var. Sanırım gitmeliyim. Sağlam ama zararsız adımlarla... Güzel olan şeyleri mahvetmeden, usul usul gitmeliyim. Yetsin bu kadar yıktığım. Bir şeyler yapmıyorsam da zarar vermeyi kesmeliyim." dedi bitmek üzere olan sigarasını söndürürken.














