Ey en nâzende gûfte ...! sevsem sana yazık, sevmesem incinirsin... ... İnsanlara kendimi anlatmaya çalışmaktan yoruldum, niyetimin kötü olmadığını, kasten yapmadığımı, hata yaptığımı anladığımda pişman olduğumu , benimde herkes gibi yanlış yapabileceğimi , elimden gelmediğini mecbur olduğumu , benimde duygularımın olduğunu, inanın anlatmaktan yoruldum. ve şimdi anlatmayı bırakıyor, susuyorum.. herkes evet evet herkes, yanlızca bir benlik içinde yüzmekte , hiç kimse , bir diğer cân ne hisseder , ne düşünür , üzülür mü , acı mı çekiyor ? düşünmemekte… birbirimize ne kadar zarar veriyoruz farkındamısınız ? oysa bir zamanlar beni en iyi o anlar dediğiniz kişi dahi sizi , anlayamamışsa.. varmıdır acep bir çaresi , bu debelenip durduğum hayat girdabından beni çıkmaya mâlik… elim kolum kırık , geç açtım , erken soluyorum ! ve ben bu gidişi durduramıyorum... evet bekledim , evet hiçbir insanın bir insanı beklemediği kadar bekledim. benim yüreğim temiz , hatalarım olsa da diyebilirimki sana; ben en saf halimle severim , severdim seni, sever idim, sevdim... bak şimdi amin maalofun doğunun limanları kitabını açtım okudum, okudum ve bir noktaya gelince kalbimle satırlara dokundum beni en iyi o anladı bugün ve satırlar sûrete büründü onu gördüm ,beni ayakta dipdiri tutan, son umut kırıntısını … gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. bir yıl mı geçmiş? ne yapalım dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten. İki yıl mı geçmiş? gelmesinin eli kulağındadır. ya cânlar , bu günün kitabından bu yeri size miras bırakmak istedim . birde ; son bir sitem bırakıvereceğim şarkı biterken hâzin , hâzin.. “benim heveslerim kursağımda kalmakla ünlüdür”