Yitirmeli ne varsa,
Başlamalı yeniden...

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Argentina
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Spain

seen from Spain
seen from France

seen from United States
seen from China
seen from Yemen
seen from United States
seen from Yemen
seen from Switzerland
seen from United States
seen from El Salvador
seen from Yemen
seen from Spain
Yitirmeli ne varsa,
Başlamalı yeniden...
Liam in photoshoots this year (x) - 29.12
Birinci teneffüste (saat 9.45) bunu yapıp yedi
Şu enfes kitaptan kafaaçan, beni çok etkileyen birkaç pasaj paylaşmak istiyorum.
İnsan ruhu, ötekinin bakışından uzak; kendi başına kalabileceği alanlara ihtiyaç duyar. Bütünüyle ışıklandırılması ruhun yanmasına ve bir tür ruhsal tükenişe yol açacaktır.
Teşhircilik toplumunda her özne kendi reklam nesnesidir. Her şey sergi değeri ile ölçülür. Her şey dışa çevrilmiş, inşa edilmiş çıplaklaştırılmış, soyulmuş, ortaya serilmiş durumdadır. Sergi değeri her şeyden önce güzel görünüşe bağlıdır. Sergileme zorlaması böylelikle güzellik ve dinçlik zorlamasını ortaya çıkarır. (Estetik operasyonlar, sergilenme değerini en yüksek düzeye getirmeyi hedefler.)
Göstermekten başka hiçbir şey göstermemek (yani medya ile mutlak bir bütünleşme)
Günümüz dünyası; mahremiyetlerin sergilendiği, satıldığı ve tüketildiği bir pazardır!
Güven, hakkındaki bilgisizliğime rağmen öteki ile olumlu bir ilişki kurmak demektir. Her şeyi önceden bilmem durumunda güven gereksizdir. Şeffaflık, güveni ortadan kaldırır. Şeffaflık talebi, güven kalmadığında yüksek sesle dile getirilmeye başlar.
Şeffaflık zorlaması günümüzde ahlaki ya da biyopolitik değil, her şeyden önce ekonomik bir buyruktur. Kendini ışıklandırılan herkes kendini sömürüye teslim eder. ışıklandırma sömürüdür. Kişinin aşırı ışıklandırılması ekonomik etkinliğini en üst noktaya çıkarır. Şeffaf müşteri dijital panoptikonun yeni mahkumudur. Tüketiciler ihtiyaçlarını yönlendiren ve tatmin eden panoptik gözetime gönüllü olarak teslim ederler kendilerini. (Her şeyini linkleyen influencerlar?)
Günümüzde yerkürenin bütünü bir panoptikon durumuna doğru gelişme gösteriyor. Panoptikonun dışı diye bir şey mevcut değil. Bir topyekünlük söz konusu. Kendilerini özgürlük alanları olarak sunan Google ve sosyal ağlar panoptik biçimlere bürünüyorlar. Bugün gözetleme, genelde sanıldığı şekliyle özgürlüğe saldırı şeklinde gerçekleşmiyor. İnsanlar kendilerini daha ziyade gönüllü olarak teslim ediyor panoptik bakışa. Dijital panoptikondaki mahkum aynı zamanda hem kurban hem faildir. Özgürlüğün diyalektiği işte budur.
Ben, başkalarının hakkımda bilmediklerinden besleniyorum.*
December 29, 2022 - Day 193
Excited to get into these stories.
I wish we could’ve stayed friends.
Did a big walk today and healthy eating, so good for me. The Big Sads are decreasing in size significantly. I did a big clean of the stove top today and small kitchen appliances, made myself balanced meals. Had a productive conversation about feelings with husband. I have friends coming around tomorrow which is exciting! Hosting for the first time in a long while so a little bit nervous... wish me luck!
Gelsen diyorum, diyelim ki gelsen mesela.. Ne söylersin ilk, ben ne cevap veririm? Tavrın ne olur, ben nasıl mukabele ederim? Neler geçer aramızda? Eskisi gibi mi oluruz, yoksa yeni bir biz mi yeşerir içimizden? Eski defterleri hiç yaşanmamış gibi ortadan kaldırıverir miyiz, yoksa oturup teker teker sarar mıyız yaralarımızı? Hangisi daha iyi olur? Yoksa hiçbir şey demeden sadece sarılır mıyız... Hem sarılınca, yaralarımız da sarılmış olur haliyle.. İyileşirsin, iyileşirim..
Her gece ayrı senaryo yazıyorum kalbimde, gelmene dair. Her gece yeni bir umut ve her sabah alışılmış gerçekler karşılıyor beni.
Tüm hayaller ve gerçekler bi yana, gelir misin? Gelicek misin?
Gel..