Beynimizde ödül ve ceza olarak adlandırılan bulunduğumuz ruh hallerine ya da yaptığımız olaylara göre şekillenen bazı bölgeler bulunur. Bu ödül sisteminin bir parçası olan nücleus akumbens (NAcc) olarak adlandırılan bölge meğerse uykuyu tetikliyormuş!
Peki nasıl?
Ders anını düşünelim, ya da uyaranın minimuma indiği yolculuk anlarını…
Uyaran miktarının minimuma inmesiyle uykumuzun geldiğini tarifleyebiliriz. Uyanık olduğumuzda beynimizde adenozin molekülü molekülü giderek artar ve bu moleküller uyku yolaklarını aktive eder. Adenozin reseptörlerinin yazımın başında bahsettiğim nücleus akumbens bölgesinde yoğun miktarda bulunması bilim insanlarına şunu göstermiş: Adenozin molekülü birikmeden de bu şekilde beyin yavaş dalga uykusuna sürüklenebiliyor.
E peki çay ya da kahve gibi içecekler tükettiğimde neden bu etki zayıflıyor?
Çok basit! Tabi ki içeriklerinde bulunan kafein molekülü. Bu molekül reseptörün görev yapmasını engelleyerek uykuya giden süreci uzatıyor.
Yağmurlu, karanlık bir hava düşünelim, böyle günlerde ders dinlemek bana hep daha zor gelmiştir. Şimdi sebebini daha iyi anlıyorum. Işıklandırmanın zayıf olması, güneş ışığı bileşenlerden mavi ışığı alamıyor oluşumuz bizi biraz daha dersten koparıp uykumuzun gelmesine yol açıyor.
Ödül ve ceza gibi bölümlerin yanı sıra uyku merkezi olan ve uyanıklığımızı yöneten üst kiyazmatik çekirdek, bu bahsettiğim mavi ışıktan retina aracılığıyla aldığı sinyallerle bizi uyanık tutabiliyor. Yani her zaman da ders ya da anlatılan konunun sıkıcı olmasına bağlı değil bu uyku hali. Çevre koşulları hayatımızı, uyku düzenimizi fazlasıyla etkiliyor.
Coronavirüs sebebiyle uzak kaldığımız okullarımız, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız…
Şimdi oturup tekrar düşünelim, okullarımıza döndüğümüzde artık uykumuz gelmeyecek değil mi?
Kaynak:
https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/system/files/makale/2018_ekim_611_bilim_ve_teknik_52.pdf
Read the full article