ikicocuklu hayat - Mükemmel Anne-ci-lik....
http://www.ikicocukluhayat.com/genel/mukemmel-anne-ci-lik.html
Bu zamanda çocuklarımızı sağlıklı psikolojik yapıya sahip olarak büyütmeye çalışmak bazen tabiri-i caizse ‘iğne ile kuyu kazmak’ gibi geliyor bana.
Bir sürü şeyden ve hatta kendi insanı duygularımızdan(öfkemizi,üzüntümüzü onlara yansıtmamak için) bile vazgeçerek, aman etkilenmesinler, aman sinirlenmeyeyim, yorulsam da belli etmeyeyim derken evet ‘anne’ olmak bu kadar zor olmamalı gerçekten.
Biz mi bu kadar zorlaştıryoruz fazlaca araştırıp, irdeleyerek yoksa aslında doğruyu yaparken bu karmaşık hayat mı bizi yoran bilemiyorum.
Kendi adıma söylüyorum, uzun süre çocuklarımın yanından hiç ayrılmamayı ,onları hep yanımda tutmayı ,iyi anne olmak sanıyordum ama aslında doğru olanı yani çocuklarım için doğru olanın MUTLU ,HOŞGÖRÜSÜ YÜKSEK bir anneleri olduğunu anlayalı uzun zaman oldu.
Çok uzun zamandır çevremdeki annelerden de sık sık duyduğum ,’ tek sesini yükselten anne ben değilim!’ diyen vicdan azapları…
Aslında ben dahil, bunu söyleyen annelerin hepsi çocuğuna sesini yükseltmiş bile sayılamayacak desibelde kalmış olsa bile yine de annelik vicdan azabı ile birleşince bizleri fena halde üzüyor, kalp ağrısına dönüyor..
Bu yazdıklarım , şu an çocukları 3 yaşın altındakiler için pek bir şey ifade etmese de 3 yaşından sonra fazlaca ‘erken ergen’ olan çağımız çocuklarına bazen bazı şeyleri hele ki bu yorgun beden ve beyinlerle anlatmak oldukça zorlaşıyor.
Bende dedim ki konuyu işin erbablarına danışmak en iyisi, tanıdığım , fikirlerine güvendiğim psikolog, oyun terapisti arkadaşlarıma sordum,
Çocuklarımıza zamansızlıktan, yorgunluktan, tahammülsüzlükten veya artık sabırsızlıktan sesimizi az da olsa
yükselttiğimizde ne yapmalıyız?(klinik psikolog Elif Boran SAYGIN cevapladı)
Her anne dönem dönem kendini yorgun, tahammülsüz ve sabırsız süreçlerin içinde bulabilir. Eğer yaşamımızda gelişen rutinimizin dışında bir değişim yoksa, bu başa çıkma becerilerimizin zayıfladığı yada yetersiz kaldığı anlamına gelebilir. Tamda bu noktada becerilerimizi tekrar güçlendirmek ve süreci yeniden yapılandırmak gerekir.
Agresyon ile çocuğa yaklaştığınızda tepkisi size aynı agresif davranış tarzıyla cevap vermek olacaktır. Ve bu bir kısır döngü içerisinde sürüp gidebilir taaki taraflardan biri değişim gösterene kadar…
Bu değişimi de kendini ve davranışlarını kontrol edebilme becerisi daha gelişkin olan biz yetişkinler başlatmalıyız. Sınırlarını net koyan, seçenekleri ve sorumlulukları hatırlatan, kişiliğe değil davranışa odaklanan ve herşeyden önce çocuğunu anlamaya çalışan anne babalar olmaya çalışmak, çocuklarımızla olan ilişkilerimizi yapılandırırken önemsememiz gereken konulardır.
Bağırmak yerine davranışsal tepkiler her zaman daha etkilidir. Sadece bu dönemlerde değil çocuğunuzu yetiştirdiğiniz her dönem ona seçenekler sunun ve seçiminin sonucu her ne olursa olsun ona katlanmasını sağlayın. Ancak bu sayede duygu ve davranışlarının sorumluluğunu alan bireyler yetiştirebiliriz.
Peki tahammülümüz azaldığında ve başa çıkma becerilerimiz zayıfladığında kendimize yönelik ne yapmamız gerekir?
En önemlisi birey olarak kendi sınırlarımız dahilinde özel alanlar yaratmalıyız. Bu alanlar kişinin kendini mutlu
hissettiği ve kendine ait olarak tanımladığı aktiviteler olmalıdır. Hayat, aile ve iş arasında gidip geldiğinde sıkışmışlık
hissi yoğunlaşır ve kronikleşir. Bu yüzden kişinin kendine ait alanlar yaratması çok önemlidir. Çocuğunuzu yetiştirirken
kendinizi asla ihmal etmeyin…
Elif Boran Saygın
Uzman Klinik Psikolog
Yarın- Gelişim Psikologu Pelin KILIÇ’ın aynı soruya cevabı blogda olacak..