Çukurova Dalyanları-II Akyatan ve Tuzla
Yazı ve Fotoğraflar: Utku Tansuğ, Aralık 2013
Akyatan Dalyanı- Ovanın ortasında bir Vaha Orman
Çukurova, ülkenin en verimli ovasıdır. Adana’dan denize giden 40-50 kilometrelik yol boyunca ülkenin en bereketli toprakları eşlik eder size. Bahçeler geçersiniz, portakal bahçeleri, meyve bahçeleri. Sadece pamuk beyazından ibaret değildir artık Çukurova.
Deniz’e yaklaşıp da, Dalyan coğrafyasına geldiğinizde ise durum değişir. Buralar kumlu topraktır. Kumlu toprakta yaza doğru karpuz kavun hasat edilir. Sonbaharda ise yer fıstığı. Toplanmış, yığılmış, kilolarca yerfıstığı kaplar tarlaları. Kavun karpuzun hası Çukurova Dalyanlarında yetiştirilir. Bilhassa Akyatan ve Tuzla dalyanlarının eşiğinde. Ama bu kavun karpuzun değil dalyanların hikayesi! Ve dalyanlar ovanın bu kesiminde bir cennetten farksızdır. Adana – Tuzla karayolu üzerinde, henüz Tuzla’ya varmadan Karagöçer köyünden sola girip de 5 kilometre kadar yol aldığınız zaman solunuzda Akyatan Gölü serilir. Kuşlar çok sever burayı. Ama ne kuşlar! 250’yi aşkın türü, tekmili bir arada… Çeşit çeşit ördek, flamingo, sakarmeke yaşar burada. Saz horozu ve turacın üreme alanıdır. Kışa doğru Anadolu havzasından, İran’ın Urumiye gölünden , buz tutmuş değme sulak alandan gelenler olur misafirliğe, kışı geçirmeye. Kışın kuşa keser Akyatan. Yolları bozuktur. Geleni gideni azdır. Bileni de yoktur pek ama Akyatan, Türkiye’nin en büyük lagün gölüdür. Akyatan’da bir de yaban hayatı koruma sahası vardır. Kapı köyünü geçer geçmez denize yönelen kum-toprak yolu takiben ulaşırsın. Tarlaların arasından bir süre gidince ansızın karşınıza sürgülü bir demir kapı çıkar. Bu kapı son yıllarda hep kitli kalır. Sürgülü demir kapının ardında bir vaha gizlidir. Geldiğiniz coğrafyanın Adana’ya ait olduğuna inanmak bir hayli zordur. Kendinizi bir ormanda bulursunuz. Aynı zamanda Akyatan, nesli ülkemizde tükenme sınırına gelmiş Akdeniz bölgesi saz kedisi popülasyonunun 71 bireyine ev sahipliği yapmaktadır. Buradaki çakal, tilki, yaban domuzu ise bölgedeki gezintilerimde bizzat karşıma çıkan memelilerdendir. Orman, 20 kilometre boyunca, 3-4 kilometre genişliğinde devam eder. Coğrafyanın heybetine vakıf olmanın iki yolu vardır. Bunlardan biri ormanın derinliklerinde tek başına kaderine terk edilmiş ahşap bir gözetleme kulesi kalıntısıdır. Ansızın karşınıza çıkan bu her adımında yıkılacakmış hissi veren kuleye tırmanmak başlı başına bir heyecandır. Daha güvenli bir yolu daha vardır. Ormanın ortasında bir “Yangın Gözetleme Evi” vardır. Burada yaz-kış itfaiye görevlileri nöbet tutar. Bu evin terasına çıktığınızda coğrafya, bir tarafınızda Akyatan Gölü, öteki tarafınızda Akdeniz olmak kaydıyla tüm haşmetiyle uzanır. Siz ise alabildiğine uzanan yemyeşil bir ormanın ortasında olduğunuzu fark eder, şaşkına dönersiniz.
Akyatan Deltasının kilometrelerce uzanan bakir kumsalları adi deniz kamplumbağası ve Caretta caretta'nın Doğu Akdeniz'deki en önemli yumurtlama alanıdır.
Akyatan’da ormandan denize uzanan iki üç yol vardır. Deniz yaklaştıkça kum gevşekleşir, batmaya başlar. Nice günler burada arazide biraz daha yol almak sevdasıyla arabamı kuma saplamışlığım vardır. Orman bitince birdenbire karşınıza büyüleyici, bakir bir kumsal çıkar. 200 metre genişliğinde vardır bu kumsal. Öyle beklenmedik bir sürprizdir ki bu heyecan duymamak elde değildir. Kumsaldan denize arkanızı verip de ormana baktığınız an, bu kumsalı muhtemelen sadece yengeçler ve su kuşlarıyla ya da yumurtlamak için kumları debeleyen deniz kaplumbağalarıyla paylaştığınızı fark ettiğiniz an olur. Burası Doğu Akdeniz’in en nadide köşesidir yaşamla arandaki tüm çıplaklığı ortaya çıkarmak için…
Dalyanlarda kumsallar özgürdür. İster sere serpe güneşlen, ister köpeğinle delir; ister denize bırak kendini, ister kumsalda frizbi oyna!
Ocak-Şubat aylarında kozalak mevsimidir ormanda. Ormancılar kozalak toplar, değerlidir kozalaklar. Bu mevsim ormana giren çıkana çok dikkat eder korucular. Kimi zaman da elektrikli testere sesleri kaplar ormanı, düzenli ağaç kesimleri yapılır, kesilen kütükler yol kenarına dizilir. Orman içinde patikalar vardır. Kimi zaman iyice daralır, dallarla kesilir patikalar, araçların geçmesine engel olacak kadar. Yer yer ağaçlar azalır, güneşin doldurduğu açık sahalar oluşur, arı kovanları dizilidir buralarda, bal üreticiliği yapılır.
Ormanda bisiklet sürmek de paha biçilmez bir keyiftir! Toprak ya da kum patikalardan ya da ormanın içinden kilometreler boyunca pedal çevirirken sizi uzaktan izleyen orman sakinlerinin gözlerini üzerinizde hissedersiniz. Şansınız varsa bir yaban domuzuyla bile karşılaşabilirsiniz. Ya da efsunlu bir gecede kumsalda oturur Ay’ın kum tepelerinin ardından denize uzanan yolculuğunu saat saat izleyebilirsiniz, birkaç kilometre çapında bir alanda insan türüne ait tek canlının siz olduğunuzu bilmenin esrik ruh haliyle.
Akyatan yaban hayatı koruma sahasında yolunuzu kesen yaban domuzu da olabilir, bir grup ormancı da… (Akyatan/Şubat 2013)
Akyatan Yaban Hayatı Koruma sahasının tek bir girişi ve asma kilit takılı sürgülü demir bir kapısı vardır. Kilidin anahtarı Durmuş Ağbi’dedir ya, hem onu bulmak iştir hem de önce bir sınav bekler sizi. Kapıyı açması için önce neden geldiğinize ikna olması gerekir. Zira ormanı korumak için ona ve diğer görevlilere çok iş düşmektedir.
Son yıllarda bu sürgülü kapıyı açık bulmak hepten zor oldu. Kasım 2013 itibariyle Orman’a giden yolun asfaltı düzeltildi ve yeni bazı yönlendirme levhaları yerleştirildi. Ancak Akyatan “av korumaya” ait görevliler turistik de olsa ormana tüm girişlerin Adana’dan alınacak yazılı izine tabi olacağını belirtiyorlar. Anlayacağınız, yazık ki bu cennet parçasını görmek yeni bir düzenleme yapılana kadar kolay kolay mümkün olmayacak.
Akyatan Yaban Hayatı Koruma Sahasının genellikle kitli duran demir kapısında Av Koruma Nöbette.
Akyatan'ın İspanyol Ablası Donyana Milli parkı
Akyatan’ı görüp de, İspanya’nın güneyinde yer alan Donana (Donyana diye okunur) Milli parkını anımsamamak elde değil. Akdeniz’in doğu ve batı yakasındaki bu iki “sulak alan coğrafyası” arasında büyük benzerlikler var. Akyatan’ın İspanyol kardeşi Donyana Milli Parkı’nda, her birine parkın bir başka tarafından ulaşılabilen dört farklı ziyaretçi merkezi var. Bunlar, coğrafyanın flora ve faunasını anlatan sergiler, görsel canlandırmalar ve tanıtım broşürleriyle zenginleştirilmiş. Donyana’nın bir bölümü insana tamamıyla kapalıyken, bir bölümü ise sadece yetkili rehberlerle gezilebilmekte ve günlük sınırlı sayıda ziyaretçiye açık. Kimi kısımları ise halka açık. Ancak burada da insanın yaratacağı tahribat minimuma indirilmiş. Örneğin milli park sınırları içinde yer alan geniş kumsala ulaşmak için ziyaretçilerin , ormanını içinde 1 km yürüyüş yapması gerekiyor . Yine de yazları burası binlerce günübirlik tatilciyle dolup taşıyor. Oysa ki bölgemizde on binlerce tatilci, büyük şehirlere sadece 1 saatlik mesafede yer alan Çukurova dalyanlarını keşfetmektense beton yığınları arasında denize girmeyi tercih ediyor.
Tuzla Dalyanı- Dalyan Kuşlarıyla Sıradışı Yakınlaşmalar
Akyatan Dalyanında deniz ve ormanla içiçe geçen bir günün dönüşünde Karagöçer köyüne varıp da anayola geri çıktığınızda iki seçeneğiniz vardır. Keşfe doymayanlar, Adana yerine, sola dönerek Tuzla Sahiline iner… Eğer günün bitmesine daha vakit varsa bu seçenek sizi pişman etmeyecektir. Bu rota sizi az sonra Tuzla Beldesinin içerisinden geçirip sahile indirecektir. Su seviyesinin bir metre üzerinde uzanan bu asfalt yol Tuzla Gölü’nü keser. Buradan geçerken kimi zaman flamingolara 100 metreden daha yakınsınızdır.
Tuzla Dalyanı, kuş türüyle sıradışı yakınlaşmalar için bire birdir. (Kasım 2013)
Yolun sonunda henüz daha denize çıkmadan sağa saparsanız dalyanın sürprizlerle dolu köşelerinden biri çıkar karşınıza. Tuzla gölü’nün güney kıyısı ile deniz arasında birkaç yüz metrelik bir kıyı şeridi vardır. Sol yanınıza kum tepeleri, sağ yanınıza Tuzla Dalyanı düşer. Aracınız ilerlerken sakarmekeler, ördekler, flamingolar havalanır. Radar İstasyonunu biraz geçtikten sonra aracınızı bir kenara çekip, solunuzda uzanan kum tepelerine tırmanacak olursanız, birkaç yüz metre ötenizde denizin uzandığını görürsünüz. Akyatan’ın aksine bu bölgede orman yoktur. Buranın etkileyiciliği deniz ile dalyan arasında sadece birkaç yüz metrelik daracık bir kara şeridi olmasından ileri gelir. Bir de burada kuşlara, Dalyan'ın belki de hiçbir köşesinde yakınlaşamayacağınız kadar yakınlaşma imkanınız vardır. Kuş sevdalıları için bire birdir yani. Deniz şaşırtıcı bir şekilde temizdir. Belki de Akdeniz’in bu kadar doğusunda bulabileceğinizin en temiz denizdir Tuzla ve Akyatan’ınki. Taban kum ve sığdır da. Metrelerce yürüseniz boyunuzu geçmez deniz. Bu yol dalyanın denizle birleştiği kanalda son bulur. İşte bu noktada Dalyan işletmesi vardır ve fotoğrafçılara güzel kareler sunar.
Tuzla Dalyanı ve Akdeniz arasında yüksek kum tepelerinin oluşturduğu ince bir kıyı şeridi vardır. Fotoğrafın solunda Akdeniz, sağında Tuzla Dalyanı (Aralık 2013)
Tuzla Gölü, denizle dar bir kanal vasıtasıyla bağlantılıdır. Bu kanal balık akışını kolaylaştırmak için kepçelerle her sezon düzeltilir. (Nisan 2013)
Tuzla Dalyanı üzerinden uzanan asfalt you bitirerek, sağa dönmeksizin direk sahile inecek olursanız yolun sonunda Tuzla Halk plajı vardır. Yazın tatilciler olur burada ve çadır ve karavanıyla kamp kuranlar da. Bazen kalabalık ve biraz pis olabilir. Ancak kışın pek az kimse olur burada. Plajın gözdesi Kasım Ağbi’nin yeridir. Salaş köy balıkçısı rüyasının son noktasıdır burası. Kasım ağbi kendine has Adana şivesiyle “baştacı” eder sizi… Gün batımında denize nazır çardakta oturup da Akdeniz’den henüz çıkmış levrek ve çipuranın tadına bakmak ve bir bira ya da bir kadeh rakı eşliğinde günü karartmaktır benim için zafere ulaşmış bir Dalyan günü.
Tuzla Dalyan İşletmesine giden kumdan yol, fotoğrafçılara güzel kareler bahşeder. (Nisan 2013)