Son Ada
Zülfü Livaneli (2008)
SON ADA okurken yine mi aynı şeyler oluyor diye kendinimi hayıflanırken bulduğum, bir taraftan da heh tam da biri doğru söylüyor işte, onu dinlesenize diye içten içe karakterlere seslendiğim, bol iç konuşmalı bir roman oldu. Adadaki bilge kişi "yazar" karakterini de buralardan tanığım Aydın Amca' ya benzetince okuması pek keyifli idi doğrusu.Bir çırpıda bitirip hevesle hediye ettiğimde ise ne göreyim, O' nun kitaplığında çoktan yerini almış zaten.
Böyle bir cennet nasıl anlatılır,hatta anlatma girişiminde bulunma cesareti nasıl gösterilir, bilemiyorum. 13
Aslında biz bu yaşamın güzel olduğunu düşünmüyorduk bile artık; o kadar alışmıştık ki, yaşayıp gidiyorduk işte.İnsan her gün gördüğü denizin, evinin önündeki kayanın üstüne konan martının güzel olduğunu düşünmez. 13
Ah unutulmuşluk,terk edilmişlik...Ah yalnızlık!
Meğer ne değerli kavramlarmış bunlar.O dingin hayatlarımız için ne kadar gerekliymiş.Bu satırları yazarken o eski günleri anıyor, yüreğim yanarak yitirdiğimiz cennete ağıt yakmak istiyorum. 19
Ey adamız, bize gösterdiğin onca cömertlikten sonra sana bu kötülüğü yaptığımız, düşmanımızı saygı göstererek karşıladığımız, üstelik ona doğru hafifçe eğilerek elini sıktığımız için bizi bağışla! 23
Ne saf,ne aptal, ne dünyadan habersiz yaratıklarmışız.Başkan' ın bu konuşması,belki de o güne kadar yaptığı yüzlerce politik konuşmanın muhatapları gibi bizi de heyecanlandırmış, içimizi iyi dilekler ve dostlukla doldurmuş, bu yeni, sevimli komşularımızı temiz yüzlü, tonton ihtiyarlar olarak bağrımıza basmamıza yol açmıştı. 25
Sence insan, kendisine yapılan kötülükleri karşısıdakine aynen uygularsa doğru davranmış olur mu? 27
Bu tutum onların bilerek daha önce yaptıklarını aynen tekrarlamak anlamına gelmez mi? 27
Unutma, derdi tekrar, '' kendi sesin! İşte en önemli şey bu, senin sesin! Dünyada hiçbir tarza, hiçbir modaya oturtulamayacak kadar senin olan bir uslüp. Elin gibi,gözün, bakışın,gülüşün gibi senden bir parça. '' 29
Herşeyi biliyorsun birader ama bir tek, insanlarımızı kimin kamplara böldüğünü, bu kan davasını kimin isteyerek, planlayarak başlattığını bilmiyorsun! 29
''Hımmmm! '' dedi Başkan.Düşünceli bir tavırla hepimizi süzdü. ''Demek ki aramızda fikir ayrılığı var.Bazı konularda farklı düşünüyoruz.Bu doğaldır ve bunları öğrenmem iyi oldu.İnsanlar herşeyi konuşa konuşa halleder.O zaman bana izin verin bu konuda biraz düşüneyim değerli komşularım.'' 35
İnsanlar mı olaya göre değişir, yoksa olaylar mı insanlara göre değişir diye sordum kendi kendime. 42
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın! diyor ama yılanın bize de dokunacağını hesap edemiyorduk. 43
Bana bakan ela gözlerinde, dediklerime inandığına dair bir işaret göremedim. Bunun üzerine biraz daha ısrar etme gereği duydum, çünkü onu üzüntülü görmeye hiç katlanamıyordum. Kumral saçlarını okşayarak, ''Sevgilim'' dedim, belki da haklısın; belki de yüzde yüz haklısın. Dünyada kötülük daha örgütlü va daha planlı, iyiliğin içinde zaten saflık var. Bu dünyanın her yerinde kötülük saflığı yeniyor. 55
Yaşadığımız bu süfli hayatı bizlere yakıştıramıyor. 61
Bugün bütün komşularımız buraya sizin önerinizi reddetmeye geldi ama şimdi fikir değiştirmeye başladıklarını görüyorum.Çünkü onları evlerinden barklarından atmakla tehdit ettiniz, sonra da zenginlik vaat ederek yüreklerine umut tohumları serptiniz. Bu başarıdan dolayı sizi kutluyorum ama adada oturan sade birkişi olarak sormak istiyorum.Martıları hangi yöntemle kaçıracaksınız?63
Çünkü yazılı olmayan en büyük kuralımız kimsenin kimseye karışmamasıydı. 64
Komşularımızın çoğunun bizim gibi düşündüğüne eminim, hiçbir canlıya zarar vermek istemezler ama bugün toplantıda ne yapacaklarını bilemediler.İçlerine sinmemesine rağmen böyle bir karar çıktı. 69
Yasak tanımaz rüzgar
Zincir vurulan martıya
Bir de insan kalbine.
O kırılgan zayıf, zayıf gövdesinde müthiş bir enerji ve mücadele ruhu gizli.Teslim olmuyor, katliama üç beş saat kala barış için savaşma azmini yitirmiyor, işte benim sevgilim, işte benim ruhum, bir tanem, kadınım! Sözleriyle ruhumun, alev alev yanan ince bedeniyle gövdemin yaralarını saran yavuklum. 70
Ben bu barış bildirisi numaralarını çok gördüm. Toplumun huzurunu bozmak isteyen bütün bozguncular, teröristler, anarşistler böyle bildirileri arkasına sığınıyorlar. Ömrüm bunlara hadlerini bildirmekle geçti. Demek bu adada da karşıma çıktı bu tipler.Merak etmeyin,herşey yine aynı biçimde sonuçlanacak. 73
Halk dediğin değişken birşeydir, bugün böyle davranır ,yarın tam tersini yapar.Teşvik ve tehdide bağlı... 75
Bir taraftan gelirsin kalma ve evlerimize kaybetme korkusu, öteki tarafta turizm cennetini dönüşecek bir adada kazanılacak muazzam servetler hayali vardı. Adaya sıkıntılı bir sessizlik çökmüştu. Lara'nın ağzını bıçak açmıyordu. Kötülüğü her yerde galip geldiği ve iyiliği ezdiği yolundaki inancı bir kez daha doğrulanmış durumdaydı. 78
Böyleydi işte Lara, hiç teslim olmuyor, en umutsuz anda bile yeni bir umut ışığı yakalamak için çırpınıyordu. 83
Kim bilir. İnsan yüreği çok karanlık, çok karmaşık. 86
Evet, ülke yönetmeye siyasi,etnik ve dini grupları birbirine düşürmek olarak anlayan bir kafası vardı. Bunu yüksek siyaset olarak görüyordu. 89
Doğrusu ben bunları o kadar da fazla bilmiyordum. Ülkede yaşadığım sıralarda siyasetle ilgilendiği söylenemezdi. Darbeyi, protesto gösterilerini, karşılıkları, tutuklamaları, başkentin sokaklarında dolaşan askeri kamyonları falan bilmiyordum ama işin boyutu ya da nedenleri hakkında fikrim yoktu. Radyolarda, televizyonlarda okunan resmi bildiriler hepimizi korkutmuş, büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğumuza inandirmıştı. Şimdi söylemeye utanıyorum ama tutuklamaları, işkence ve ölüm iddalari, bize bir parça, "Belki de hak edene yapılıyor!" duygusu veriyordu. 90
Bu adamların korktuğu tek şey soru.Soru sorulmasından ödleri kopuyor.Sorgulayanlar ise buna mecbur olduklarını hissederek, kendilerini yok etme pahasına direnişlerini sürdürüyorlar. İsa gibi, Spartaküs gibi, tarihteki birçok örnek gibi. Onun için bu işi tek tek insanların iyiliğin kötülüğü bağlamayin. 92
Zemheri soğuğunda bir serçe ile yavrusu dala konmuş. Biraz sonra bıyıklı buz tutmuş ve gözleri soğuktan yaş içinde bir acının yaklaştığını görmüşler. Serçe yavrusu,"Bak anne,"demiş, "ne kadar merhametli bir adam, gözleri yaş içinde."Anne yavrusunu ses çıkarmaması için uyarmış, "Sen onun gözündeki yaşa değil, elindeki kana bak!" demiş . 92
Zaten bir yerde kötülük varsa ordaki herkes biraz suçludur. 92
Ona niye bu kadar zâlim olduğunu sormak, köpekbalığına niye böyle yırtıcı dişlere sahip olduğunu sormak kadar anlamsızdı. Dünyayı böyle görüyor böyle kavrıyordu. 99
Çünkü korku duygusu geçicidir. İnsan bir gün korkar,ertesi gün unutur,hayatın ayrıntılarına dalar ve kahkahalarla gülebilirdi. 99
Savaşı kimin başlattığı, kimin haklı olduğu gibi mantık yürütmeye, boğucu hale gelen korku ve nefret ikilisi karşısında bütün anlamini yitirmişti. Herkes intikam istiyordu. Korku nefreti, nefret korkuyu besliyordu. 103
Ne yapayım sevgili dostum,ben hiçbir zaman senin kadar kararlı, senin kadar tutarlı olamadım. Topluluktan bu kadar ayrı düşünmeye, bu kadar tek başına kalmaya cesaretim yoktu.Sen herzamanki gibi haklıydın, doğruları cesaretle savunmak,ileride daha az zarar görmek için, başvurulması gereken en önemli yolu ama,şimdi itiradebilirim ki martıların vahşeti beni de ürkütmüştü. 104
Ahmaklardan kaçıyorum demiş İsa, çünkü onlarla baş edemem. 106
Onu üzen, başka insanlardan farklı kılan bir sırrı olduğu belliydi; hayatının üstünde bir kuşku gölgesi vardı ki bu zaman zaman yüzüne vuruyor. 117
Adalıların arasında ne eski güven kalmıştı ne de eski neşe. Herkesin yüzüne bir keder gölgesi çökmüştu. Komşular kuşkulu bakışlarla birbirini süzüyordu. Ortalıkta insanın içine oturan bir hüzün ve kuşku dolaşıyordu. 118
Bir umuda bağlanmak isteyen komşularına bunun yalan olduğunu söyleme, kimseyi gerçekçi olmaya çağırma. Çünkü bunalan insanların, yalan bile olsa bir umuda sığınma ihtiyaçları, gerçeği soyleyenlerdem nefret etmesine yol açıyor. Aradan bir süre geçip haklı çıksan bile birşey ifade etmiyor bu. Çünkü o zamana kadar başlangıçta koşulları unutmuş oluyorlar. Yazar'ın artık halkın içine karışmamasına, onlarla hiç konuşmamasına rağmen bu kadar nefret duyulan bir kişi haline gelmesi başka nasıl açıklanabilir ki zaten! 127
Aslında köpekbalığı neye göre kötü, yunus neye göre iyiydi? Belki de iyilik ve kötülük diye bir şey yoktu. 128
Kulak misafiri olduğum bu konuşulanlar , insanoğlunu anlama yolundaki bütün çabalarımın boşuna olduğunu gösteriyordu. 137
Öfke ve isyan yüklü bir çığlıktı bu; dünyanın bütün haksızlıklarına,bütün zulümlerime karşı atılmış müthiş bir çığlık. 150
Sonunda herkes kaybetmişti, kazanan yoktu..151
Şimdi burdayız işte. İşlediğimiz günahın kefaretini ödüyoruz. Bir adam tarafından kandırılmaya izin vermiş, onun peşine körü körüne takılmış olmamızın kefaretini; başkaldıran insan tanımını unutma, bencillik,öngörüsüzlük, vurdumduymazlık, diktatör boyun eğer, küçük hırslarımıza kapılma günahlarının kefaretini. Gündelik yaşamız içinde küçük boyun eğişlerimizden oluşan küçük günahların hikayesi bu. 151
22.03.2021














