Sözlerin hepsi, çok güzeller.
Teşekkür ederim. Beğenmene sevindim. Seninde güzel bir blogun var.

seen from United States

seen from China
seen from United States

seen from Bahrain

seen from Romania

seen from United States
seen from China
seen from China
seen from China
seen from Costa Rica
seen from United States
seen from Netherlands
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Singapore
seen from Singapore
Sözlerin hepsi, çok güzeller.
Teşekkür ederim. Beğenmene sevindim. Seninde güzel bir blogun var.
ARTIK VEDA VAKTİ...
2016 yılında açtığım bu hesaptan, ilk olarak 29 Eylül 2017 de bir yazı paylaşmıştım. Yıllar içinde yüzlerce yazı daha paylaştım. Binlerce anonim soruya cevap verip, dert ortağı oldum. Kiminiz psikolog dedi, kiminiz arkadaş, kiminiz abi. Kocaman bir ailem oldu sayenizde. Güldük, eğlendik, ağladık hatta aşık bile olduk. Bazılarınız ile reel hayatta görüşüp dost olduk. Uzun güzel yıllar geçirdik birlikte. Ama artık bu alemden gitme vakti geldi. Yazılarıma çok değer verdiğim için hesabı silmeyeceğim. Belki beş altı yıl sonra "selam" vermek için gelirim :))
Kalbini kırdığım kişiler olduysa hepsinden özür dilerim. Hayatta en büyük derdiniz fazla sevilmek olsun.
Hoşçakalın.
(Meridyen)
Yaşamak neydi ?
Zamana ayak uydurmak...
Anı yakalamak...
Geçmişe takılı kalmamak...
Hayallerin uğruna fedakarlıklar yapmak...
Çocuğunun büyüdüğünü görmek...
Anenenin babanın mutlu olmasını sağlayabilmek...
En sevdiğin çikolata paketini açabilmek...
Güzel bir yemeğin tadına varabilmek...
Uzaktaki sevgilinle hiç dokunmadan sevişebilmek...
Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesini arkadaşınla paylaşabilmek...
Tumblr da hiç tanımadığın biriyle sohbet edip ona iyi gelmek...
Tuttuğun takımın gol attığı anı beklemek...
Ülken için hizmet etmek...
Öğrendiklerini bir sonraki nesile aktarabilmek...
Daha yüzlerce şey var. Ama en önemlisi!!!
YARINLARIN İÇİN UMUT DOLU HAYALLER KURABİLMEK... BU HAK VE İMKANA SAHİP OLMAK...
Seninle tanıştıktan bir gün sonra, kalbim beynime sürekli şu şekilde bağırdı; Sevebiliriz onu...
Beynim sürekli aynı tepkiyi verdi; Saçmalama O'da diğerleri gibi gidecek. Kendine gel. Bu sefer aptalca bir şey yapma.
Ben; Sanırım aptallık yapma havamdayım.
(Meridyen)
Seni sevmeyi ben seçmedim.
Seninle ilgili kararı veren kalbimdi.
Sürekli her saniye aklıma şu cümleyi fısıldayıp durdu;
"Onunla yaşayacağın bir dakikalık aşk, ömrünün tamamında hissedeceğin en güzel duygu olacak"
Tek yaptığım kalbimin haklı olduğuna karar verip, o bir dakika için bir ömür vermeye razı olmaktı...
(Meridyen)
En son kime nasıl iltifat ettin. 🌈
Dün gece arkadaşımın kız kardeşinin nışanı vardı. Davetliler arasında yirmili yaşların başlarında genç bir kız da vardı. İlk gelenlerden biriydi. Çok az konuşuyor, yerinden çok az kalkıyordu. Sürekli saçı ile yüzünü kapatıyordu.
İkna edip birazda hayırı cevap olarak kabul etmeyip dansa kaldırdım.
Sağ elinin dört parmağı yokyu. Yine sağ kulağının üst kısmına gelen yerlerde küçükken olan kaza sonucu saçları yanmıştı. Sağ yanağının üst kısmında da hafif bir iz kalmıştı.
Saçlarının bir kısmını maviye boyamış, güzelce küçük küçük örmüş. Normalde beline kadar vardır. Düz durduğunda saçları sağ kulağının üzerinden süzülüyor, yara izlerini kapatıyor. Saçlarının uçlarında minik süsler vardı.
Sohbet ettiğinde gülümseyerek cevap veriyordu. Düzgün bir türkçesi vardı. Mavi gözleri ile elbisesi uyumluydu. Zarif biriydi.
Ona "Farklı olmak utanılacak bir şey değil, hayatı her zaman farklı olanlar daha güzel hale getirir. Sen bu nışanı daha güzel hale gitirdin, sakın değişme ve bundan utanma" dedim. Gülümseyerek başını salladı.
Yerine oturduğunda gülümsemeye devam etti. Sohbetlere katıldı. Sonra bir kaç kez daha dans etti. Hatta çıkıp halay çekti. Baya bi eğlendi. Giderken kendini iyi hissettiği belliydi.
Kapıdan çıkarken gülümseyip başını hafifçe eğerek teşekkür ederim dedi.
En son iltifatım buydu.
Sevdiğim bir çok blog vardı. Özellikle güzel yazıları olan. Hepsi birer birer yazmayı bıraktı. Nedenleri de tıpkı senin söylediklerin gibiydi. Her yaptıklarına bir kulp buldular. Tabir yerindeyse bıktırdılar. Ama bizlerde de hata var. Sahip çıkamıyoruz sevdiğimiz bloglara. Düşünüyorum ne yapabiliriz diye. Bulamıyorum çare. Sana sormak geldi içimden, ne yapabiliriz biz.
Yani benim size akıl verip şöyle yapın demek haddime olmaz.
Ben kendi davranışımı anlatim. Sevdiğim blogların devam etmesi için, bırakıp gitmemeleri için onlara açıkça destek oluyorum. Soru kısmından girip adımı gizlemeden blogunu beğendiğimi yazıyorum. Cevapladıklarında o blogu takip eden herkes bunu görmüş oluyor. Dolayısı ile bu durum blog sahiplerine bir anlıkta olsa iyi hissettiriyor. (Elbetteki ben bir otorite değilim, benim beğenip beğenmemem önemli değil, ama onca hakaret ve kötü anonim mesajının arasında birinin adını gizlemeden beğendim demesi kıymetli)
Sizde böyle yapabilirsiniz, sevdiğiniz bloglara gidip adınızı gizlemeden, beğendiğinizi belirten bir cümle yazın. Bir çiçek emojisi ya da kalp bırakın. İnanın bana çok kıymetli.
Senden bir önceki soruda adını gizlemeyen bir takipçim vardı. Tıpkı onun yaptığı gibi, adınızı gizlemeden atacağınız küçücük bir mesaj, takip ettiğiniz bloglar için çok değerli olacak.
Aşık olmamayı seçen benim.
Yinede bu benim kalpsiz olduğum anlamına gelmez.
Kalbimin kırılmayacağı anlamına hiç gelmez.
Hayatıma "mutsuzluk" katma hakkına sahip değilsiniz.
Sevgimin büyüklüğünü yaşamak varken, nefretimin altında ezilmeyin.
Meridyen