"Bedeninden mi utanıyorsun?” diye Arise'a sormuştu ona kendini göstermediğinde, korktuğunda. Beni ona hiç kopmayacak iplerle bağlayan sahnelerden biri daha...
seen from China
seen from United States
seen from Japan

seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Spain

seen from Germany
seen from Japan
seen from United States
seen from China

seen from United Kingdom
seen from China

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Brazil
seen from China
"Bedeninden mi utanıyorsun?” diye Arise'a sormuştu ona kendini göstermediğinde, korktuğunda. Beni ona hiç kopmayacak iplerle bağlayan sahnelerden biri daha...
14... 14... 14... On ve dört ve on ve... Ve dünmüş gibi geliyor o anlar. Korku sarmış içimi, ne yağacağını bilmeyen eller not kutusunda gezinirken kafasındaki o cehenneme düşüyor.
Benim hiçbir hikâyemde yaz olmadı. Güneş bana ait değildi. Ben gökyüzüne ait değildim.
Benim hiçbir hikâyemde ağaçlar kısa değildi. Göğe uzanırdı. Hatırlamak istemiştim.
Benim hiçbir hikâyemde gölge, korkudan ayrı gezmezdi. Karanlıktı içim.
Benim tüm hikâyelerimde sayılar altıydı. Bunu ben yapmıyorum. Sadece terk edemedim işte. Bırakamadım.
Şimdi 14 olmuş. 14 ay. 14... 14...
“Ben Şeytan'ı bağışladım...”
- Visal 5. 469.
“Artık sadece zavallı bir kuklaydım. Melek işini yapacaktı. İblis gerekeni ve Tanrı her zaman ne yapıyorsa onu.”
- Visal 5. 466.
13 uğursuz değil. 12'nin dışına çıkabildiysek güvendeyizdir.
Evinden çıkarken nasıl da mutluydun! Çarpıp çıktığın ahşap oymalı kapıya, telaşa kapılıp arkana bakmadığın rengârenk bahçenin eşsiz çiçeklerinden çekeceğin ferah nefese, terk etme sevinciyle son bir kez başını kaldırdığın gökkuşağı süslü gökyüzüne hasret kalıp bir sefere mahsus dönmek için iblisle anlaşma yapacağından habersizdin. Sen bir özgürlük yolculuğundaydın. Hürriyetinin elinden alınacağından bihaber öylesine sevinçliydin!
Ve serüveninin nihai sonunda oraya dönmek istemeyeceğini, seni çağıran Cennetine gidemeyeceğini gördün.
Bir daha evden çıkarken mutlu olamadım. Bir kırık parça vardı. Sevinç duyamadım. Çünkü dönmeyi istemeyebilirdim.
Bir kilo demir mi ağırdır yoksa “Cehennem ateşi tek kişiliktir,” demesi mi?