Konu SEN olunca herkes sustu, ama en çok BEN bağırdım içimden…
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Germany
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
Konu SEN olunca herkes sustu, ama en çok BEN bağırdım içimden…
<<
Gözlerinin çeşmesinden bir damla düşse toprağa, Bin gül fidanı boy verir, Babil' in asma bahçesinde... De ki ey sevgili, bu aşk değil midir? Seni görünce titreyen ellerim, Ve adını andıkça yanan yüreğim…
>>
Ve ben,
İbrahim’in ateşinde yanmayan,
Ama…
Külünde boğulan tek RUH’um…
Yüreğimin duvarlarına yazıyorum adını, belki bir gün gelip okursun diye; Hayallerimizin enkaz altında kalan çocukları için ağıtlar yakıyorum geceleri; Bir zamanlar sevda filizleri yeşerten topraklarım, şimdi mayın tarlası olmuş; Her adımda patlıyor bir özlem, her düşüncede infilak ediyor bir hasret bombası...
"Kırgınlığım, sıradan bir yara değil; her gün yeniden doğan Prometheus'un kalbi gibi - kartallar tarafından didiklense de gece olunca yeniden bütünleşiyor. Acılarım reenkarne oluyor, her sabah yeni bir bedenle karşıma çıkıyor."
Ne idik.. Ne Olduk..
Ah..Sevdiğim… Biz öyle bir hikâyeydik ki,
Kerbelâ'nın susuzluğunda yeşeren umut, Kudüs'ün gözyaşlarında filizlenen inanç, Ve Endülüs'ün son duasında yankılanan sevdaydık… Her sabah şafakla beraber, Bosna'nın yaralarını sarardı ellerimiz, Gazzeli çocukların gözlerinde, Yeni bir dünya çizerdik… Ve her gece Üsküp'ün minarelerinde, Bizim aşkımızın ezanı okunurdu.
Öyle bir dertti ki bu sevdan, Eyüp'ün sabrında gizliydi sırrımız, Yusuf'un gömleğindeydi şifamız… Ne zaman yüreğime dokunsam, Senin adın kazınmıştı her hücremde, Medine'nin güllerinden süzülmüş, Kudüs'ün taşlarına kazınmıştı…
Biz ki; Maveraünnehir'den Tuna'ya akan nehir, Semerkant'tan Bursa'ya uzanan nefes, Ve Bağdat'tan Şam'a yürüyen kervandık… Her adımımızda tarih yeniden yazılır, Her bakışımızda medeniyetler dirilirdi.
Sen benim için, Fatih'in İstanbul'u gördüğü o ilk sabah, Selçuklu'nun Anadolu'ya vurduğu ilk mühür, Ve Osmanlı'nın üç kıtaya yaydığı merhamet gibiydin…
Şimdi anlıyorum ki; Seninle ben, tarihin en güzel destanı, Zulme karşı en güçlü direniş, Ve mazluma uzanan en şefkatli eliydik…
Ve inan ki sevgili; Bu sevda öyle bir sevdaydı ki, Ne Leyla ile Mecnun'un çöllerine sığardı, Ne Ferhat ile Şirin'in dağlarına… Biz, kendi destanımızı yazan, Kendi türkümüzü söyleyen, Ve kendi izimizi bırakan Kutlu bir yolculuğun gezginleriydik…
İşte böyle… Her nefeste biraz daha derinleşen, Her duada biraz daha yücelen, Ve her bakışta biraz daha kutsallaşan Bir aşkın şahidiydik biz…