Botter Han ve Çevresinde Tarih Gezintisi
Botter Han’ın hemen yanındaki apartman ise İtalyan Testa Ailesi’ne ait. Testa Apartmanı’nın altında bir zamanlann ünlü Fransız kitabevi Hachette bulunuyordu. Köşedeki büyükçe apartman bir dönem otel olarak kullanılan Hıdivyal Palas. Osmanlı İmparatorluğu’nun “hasta adam” diye anıldığı günlerde uzak eyaletlerde devlet otoritesi zayıflamaya, siyasi güç zengin tüccar veya toprak sahiplerinin eline geçmeye başlamıştı. Bu uzak eyaletlerden birisi de Mısır’dı ve Mısır’daki güç sahiplerine “Hıdiv” denilmekteydi. Hıdivyal Palas da zengin Mısırlı ailelerin birisinden kalma. Bir dönem sanırım otel olarak da kullanılmış.
Hıdivyal Palas’m diğer köşesinde, kısa zaman öncesine kadar ABC Kitapevi’nin bulunduğu, şu anda ise boş duran yerde bir zamanlann ünlü pastanesi Lebon vardı. Lebon, Fransız Elçüiği’nin pastacıbaşısı Eduard Lebon tarafından önce caddenin karşısında, bugünkü Markiz Pastanesi’nin bulunduğu yerde açıldı. Lebon’un terk ettiği yerde Markiz açılırken Lebon Pastanesi önce Kumbaracı Yokuşu’nun başına, şu anda boş duran yere taşmdı, sonra da yok olup gitti. Lebon’dan geriye sadece ünlü bir tekerleme, “Tout est bon, chez Lebon” (Lebon’da her şey güzeldir) kaldı.
Lebon’un yanındaki Kumbaracı Yokuşu’ndan aşağıya doğru epeyce inecek olursak, az önce gördüğümüz Kırım Kilisesi’ne ulaşabiliriz. Yokuş, adını bir zamanların ünlü reformcusu Humbaracı Ahmed Paşa’dan alıyor. 18. yüzyılın ilk yarısında OsmanlI’da yenileşme ve reform hareketierinin ilk uygulandığı alan ordu oldu.
İmparatorluğun askeri gereksinimleri onu Avrupa’ya edebiyat, sanat, mimari, hukuk veya ekonomiden önce yaklaştırdı. Ancak askeri reformların uçlan başka alanlara da dokunuyordu. En basitinden askeri doktor yetiştirmek için tıp eğitimi, istihkam ve yol için mühendislik eğitimi, derken matematik, coğrafya ve mâliyeye kadar uzanan birçok alanda gelişim ve değişim yaşandı. Askeri alanda yenileşmenin, Avrupa’dan uzman kişiler getirilmesiyle başanlacağı düşünülüyordu.
Batılı uzmanların getirilip ordunun yeniden yapılandırılması süreci Humba-racı Ahmed Paşa ile başladı. Asil bir Fransız ailesinden gelen ve asıl adı Claude Alexandre Comte de Bonneval olan Humbaracı Ahmed Paşa, ordusunda teğmenliğe kadar yükselmiş başarılı bir askerdi.1727’de Kral XIV Louis ile arası bozulunca önce Venediklilere, sonra da OsmanlIlara sığındı. Topçu (Humbaracı) Ocağı’nı kurdu, Müslüman oldu ve adım değiştirdi. Osmanlı ordusunun modernleşmesinde önemli emeği geçen Humbaracı Ahmed Paşa son on altı yüı-nı geçirdiği İstanbul’da Türkçe’yi öğrenmeyi bir türlü başaramadı. 1747’de gut hastalığından öldüğünde halen Müslümanlığından şüphe duyuluyordu. Evinin nerede olduğunu kesin olarak bümesek de bu sokakta oturduğundan eminiz. Sokakta sol tarafta kalan Tercüman Çıkmazı’nda Özel Tarhan Lisesi bulunuyor.
Rus Elçiliği
Lebon’un az ilerisinde, işlemeli demir kapısı ve arka plandaki gösterişli binasıyla Rus Konsolosluğunu görüyoruz. Rus Konsolosluğu, İsviçreli-İtalyan Fossatti Kardeşlerim eseri. Binanın yapımında Fossatti’lere, akrabaları mimar Alessandro Rusça ve ressam-dekoratör Antonio Fornari de yardımcı olmuştu. Bugünkü binanın yerinde 18. yüzyılda da Rus Elçiliği bulunuyordu. 1767 ve 1831 yıllarında çıkan iki büyük yangının yol açtığı zararın ardından elçilik kesenin ağzını açtı ve aynı yerde gösterişlidir bina yapmaya karar verdi. St. Petersburg’tan gelen Fossatti Kardeşler 1837-1845 yıllan arasında Rus Sarayı’nı inşa ettiler. O dönemde Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları’nın henüz olmadığını ve düden dile dolaşan Rus tehlikesini düşünürsek bu görkemli bina İstanbul için oldukça önemlidir.
Fossati’lerin gözetiminde en iyi Rus inşaat ustaları tarafından ve Çarlık Rusyası’nın sıkı denetiminde yapılan binanın zemininin Rus toprağıyla doldurulduğu iddia edilir. Rivayet odur ki Çariçe II. Katerina “elçilik binasının Rus toprakları üzerinde durmasını sağlamak için” gemüer dolusu toprak göndermiştir. Rus Klasisizmini yansıtan binanın tavan ve duvarlarını İtalyan ressam A. Forcarfnin resimleri süsler. Gösterişli kapısı, parmaklıkları ve armasıysa en iyi demirciler tarafından Lugansk kentinde dökülmüştür.

















