Hadsizleşen TDK.
Türk Dil Kurumu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile karar almış. Neymiş efendim, "cinsiyetçi" ifadelerin kullanımdan kaldırılacakmış! Batı'daki moda, Türkçemize sıçradı. Bu işin temeli, yapısalcılarla birlikte atıldı. Yapısalcılara göre, dil toplumsal süreçlerden etkilenmez. Kendi başına bir sistemdir. Yani dili, tarihten, kültürden ve toplumsallıktan kopardılar. Neoliberalizm ve postmodernizmle birlikte gelişen yapısalcılık ve post yapısalcılık, dili halkın kullanımına göre değil, egemen olan ideolojinin ya da siyasi görüşüne göre biçimlendirmenin önünü açtı. Agatha Christie’nin “On Küçük Zenci” romanının adını değiştiren, Rus klasikleri ve sanat eserlerini yasaklayan Batı'nın bu tip çöpten girişimleri, şimdi ülkemize sıçrıyor. Türkçe cinsiyetsiz bir dildir. Ama tabiî toplumsal süreç içinde ataerkil, feodal kavramlar, deyimler de dilimize girdi. Anlamı daralan da genişleyen de sözcükler var. Farklı kullanımlara dönüşen kelimeler var. Bu kavramları sözlüklerden atarak bir yere varamazsınız. Sözlükten deyim, atasözü atma işi başkadır; cinsiyetçi kafaları değiştirmek başkadır. Doktora gittiniz diyelim. Doktor sizin AIDS olduğunu söyledi. Doktoru, "Vay efendim, sen bana nasıl AIDS dersin" diye dövebilir misiniz? AIDS kavramını tıp literatüründen atarak hastalıkla mücadele edebilir misiniz? Hayır. O bir teşhis koyuyor. Sözlükçüler de doktor gibidir. Toplumda yer alan, halkın diline girmiş şeyleri de sözlükçüler tespit eder ve sözlüğe alırlar. Bu sizin beğenip beğenmemenizle alakalı bir durum değildir. Kimse Türkçenin sahibi değil. TDK'nin böyle bir hakkı yok. Cinsiyetçi ifadeler dilden doğru bilinç ve eğitimle temizlenir. Toplumda kullanımları azaltılabilir. Fakat sözlükten atarak, cinsiyetçiliğe karşı mücadele vermiş olmuyorsunuz. Aksine dili katlediyorsunuz. Sözlüklerimizi kısırlaştırıyorsunuz. Bu cahillikten vazgeçmeleri gerekiyor.


















