İsraf gerçekten haramdır.
Domuz eti nasıl haramsa israf da öyle haramdır.
👇👇👇https://www.youtube.com/live/TYuE_PftkFY?feature=share

seen from United States
seen from China
seen from Thailand
seen from China
seen from Türkiye
seen from Thailand
seen from Ireland

seen from United States
seen from China
seen from Netherlands

seen from Australia
seen from United States
seen from China
seen from Netherlands

seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Netherlands
seen from China

seen from United Kingdom
seen from Kazakhstan
İsraf gerçekten haramdır.
Domuz eti nasıl haramsa israf da öyle haramdır.
👇👇👇https://www.youtube.com/live/TYuE_PftkFY?feature=share
Tükürdüğünüzü yalaya yalaya pırıl pırıl ettiniz etrafı .d
Bu ülkede;
Her türlü kimyasal, sentetik serbest,
Zararı ispatlanmış kolalar, trans yağlı cipsler serbest,
Kanserojen etkisi sabit ve her yıl binlerce kişinin ölümüne sebep olan sigara serbest,
Alkol serbest,
Hatta DOMUZ ETİ SATIŞI serbest!
AMA BUGÜN PEYGAMBER EFENDIMIZIN HADISI ILE TAVSIYE EDILMIZ UDI HINDI SATISI YASAK!
ZULUM ARŞA DAYANDI EFENDİLER!
Yeter artık!
Milyonlarca Müslüman bundan istifade etti, ediyor.
Bu mübarek nedeniyle bağışıklıkları güçlendi!
Sizin necis aşı ve ilaçlarınıza mahkum olmadıkları icin mi tutuştu etekleriniz.
Böyle haysiyetsizlik olmaz.
YAĞMUR İBİÇ
Osmanlıda Hayvan Hakkı ve Hayvan Sevgisi
Osmanlıda hayvanları besleyen (Mancacılar) soğuk kış günlerinde dağda bulunan kurt, tilki, çakal gibi yabani hayvanlar yiyecek bulamadıklarında aç kalarak telef olmasın, bilhassa aç kaldıklarında şehre inmesin diye dağın eteklerine et ve kemik gibi yiyecekler koyarak yabani hayvanların dağdan inip şehirdeki insanlara bir zarar vermelerini engellerdi.
Bizlerse ne zaman kendimizi, çıkarlarımızı daha çok düşünmeye başlayıp, diğer hak (can) sahibi varlıkları görmezden geldik işte o zaman tabiatın dengesine insanoğlunca indirilen yumruk, vakti gelince kendi başına inmeye başladı...
Posted @withregram • @vegangagarin Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen (@veganzulal) 15 Mart 2020 tarihli köşe yazısında şöyle der: . "(...) Her yıl milyarlarca hayvanı yapay yolla üretip yemek ve kullanmak için öldüren insanlık, doğayı katlederken kendi türünün de sonunu hazırlıyor. Yeryüzünde son 30 yılda 300 bin civarında bitki ve hayvan türü yok oldu. Dünyadaki biyolojik çeşitlilik kaybının yüzde 60’ı et yüzünden. Hayvancılık, sera gazlarının ve küresel iklim krizinin en önde gelen nedenlerinden. Virüslerin bugün daha dirençli olmalarının nedeni ise küresel iklim krizi. COVID-19 da insan açgözlülüğünün yarattığı yıkımın sonuçlarından biri. Filozof Zizek, COVID-19’un kapitalizmin sonunu getirebileceğini, komünizmin keşfinin önünü açabileceğini söylemiş. Gerçekte asıl virüs insan ruhunu kirleten kapitalizmdir. Kurtuluş için radikal bir değişim, devrim gereklidir; bu yıkıcı sistemin çökertilmesi şarttır. Bunun gerçekleşmesi için de kapitalizmin sacayaklarından biri olan hayvancılık tarihe karışmalıdır. Doğanın da insanın da kurtuluşu buna bağlıdır. Hayvan katledilen insanmerkezci ve türcü hiçbir sistem çözüm değildir! Bunu görmek için filozof olmaya da gerek yok." . #corona #korona #şuveganlardaçokaşırı #vegan #veganol #govegan #hayvan #hayvanhakları #hayvanözgürlüğü #öldürmeyașat #vejetaryen #koyun #tavuk #inek #köpek #kedi #keçi #domuz #balık #karides #sömürü #kürk #deri #nusret #et #süt #yumurta #bal #deri #kürk https://www.instagram.com/p/B9ybqaIg3Mk/?igshid=1btnygp4807in
Posted @withregram • @vegangagarin Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen (@veganzulal) 15 Mart 2020 tarihli köşe yazısında şöyle der: . "(...) Her yıl milyarlarca hayvanı yapay yolla üretip yemek ve kullanmak için öldüren insanlık, doğayı katlederken kendi türünün de sonunu hazırlıyor. Yeryüzünde son 30 yılda 300 bin civarında bitki ve hayvan türü yok oldu. Dünyadaki biyolojik çeşitlilik kaybının yüzde 60’ı et yüzünden. Hayvancılık, sera gazlarının ve küresel iklim krizinin en önde gelen nedenlerinden. Virüslerin bugün daha dirençli olmalarının nedeni ise küresel iklim krizi. COVID-19 da insan açgözlülüğünün yarattığı yıkımın sonuçlarından biri. Filozof Zizek, COVID-19’un kapitalizmin sonunu getirebileceğini, komünizmin keşfinin önünü açabileceğini söylemiş. Gerçekte asıl virüs insan ruhunu kirleten kapitalizmdir. Kurtuluş için radikal bir değişim, devrim gereklidir; bu yıkıcı sistemin çökertilmesi şarttır. Bunun gerçekleşmesi için de kapitalizmin sacayaklarından biri olan hayvancılık tarihe karışmalıdır. Doğanın da insanın da kurtuluşu buna bağlıdır. Hayvan katledilen insanmerkezci ve türcü hiçbir sistem çözüm değildir! Bunu görmek için filozof olmaya da gerek yok." . #corona #korona #şuveganlardaçokaşırı #vegan #veganol #govegan #hayvan #hayvanhakları #hayvanözgürlüğü #öldürmeyașat #vejetaryen #koyun #tavuk #inek #köpek #kedi #keçi #domuz #balık #karides #sömürü #kürk #deri #nusret #et #süt #yumurta #bal #deri #kürk https://www.instagram.com/p/B9ybiRTALfu/?igshid=g9yqzle30oej
KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK
ABD ve İngiltere’de ilkokul çocuklarına okutulan, Rus kökenli bir halk masalı var.
Kırmızı İbikli Küçük Tavuk.
Kırmızı ibikli küçük tavuk, gezinirken buğday tanesi bulur, o buğdayı tarlaya ekebilmek için çiftlikteki öbür hayvanlardan yardım ister, hiçbiri yardım etmez, kırmızı ibikli küçük tavuk mecburen iş başa düştü der, kendisi eker, kendisi büyütür, kendisi hasat eder, kendisi değirmene taşır, kendisi un yapar, neticede ekmek yapar. Mis gibi ekmek kokusu etrafa yayılır. Kırmızı ibikli küçük tavuk “Beraber yiyelim mi?” diye sorar. O hiç yardım etmeyen öbür hayvanların ağzı sulanır, “Eveeeet yiyelim” derler. Kırmızı ibikli küçük tavuk acı acı gülümser, “Yok öyle yağma” der, bir lokma bile vermez.
Bu masalı okuyan Amerikalı, İngiliz ve Rus çocuklar kıssadan hisse çıkarırlar, ders alırlar, çalışmayana, üretmeyene, karnını doyurmak için başkasından medet umana ekmek mekmek olmadığını kavrarlar.
Eee herkes çocuk değil tabii.
Büyüklerin de okuması için bu masalın bir başka versiyonu var.
Küreselleşme karşıtı aktivistler tarafından revize edildi, UNICEF’in sitesinde yayınlandı... Ki, büyükler de anlasın!
Kırmızı ibikli küçük tavuk, gezinirken buğday tanesi bulur, o buğdayı tarlaya ekebilmek için çiftlikteki öbür hayvanlardan yardım ister.
Ördek “Sen buğdayı filan boş ver, sana kahve tohumu satayım, acayip para kazanırsın, istediğin kadar buğday alırsın” der.
Domuz “Sen buğday yerine kahve ek, nasıl satarım diye merak etme, ben senin adına pazarlarım” diye seslenir.
Fare iyice cesaretlendirir, “Buğdayla uğraşma, kahve ekebilmen için istediğin kadar borç vereyim, ufak ufak ödersin” diye akıl verir.
Kırmızı ibikli küçük tavuğun aklına yatar.
“Kahve üretiminden anlamam ki, nasıl yapacağım” diye sorar.
Ördek “Sana gübre satayım, çok çabuk büyür” der.
Domuz “Böceklerden korumak için ilaç satayım” diye seslenir.
Fare gene finansal açıdan yaklaşır, “Gübre ve ilaç alabilmen için sana istediğin kadar borç vereyim, ufak ufak ödersin” diye akıl verir.
Neticede hasat vakti gelir.
Kırmızı ibikli küçük tavuk “Şimdi ben ne yapacağım bu kahveyi” diye sorar.
Ördek “Paketlemek için benim fabrikama getirebilirsin” diye akıl verir.
Domuz “Kusura bakma, herkes kahve ekti, fiyatlar acayip düştü, senin kahve beş para etmez” diye seslenir.
Fare ise “Borcunu öde artık” der!
Kırmızı ibikli küçük tavuk, ibiğini kaptırdığını fark edince...
“Aç kaldım, ekmek verecek yok mu” diye ağlar.
Ördek “Ekmek kolay da, alacak paran var mı” diye sorar.
Domuz “Herkes kahve ekti, buğday karaborsaya düştü, kusura bakma, istersen ekmek yapman için sana ithal buğday tohumu satayım” der.
Fare ise avukatıyla gelir, “Borcuna karşılık tarlanı haczetmek zorundayım, uslu tavuk olursan artık benim olan tarlamda yevmiyeyle çalışıp buğday yetiştirmene izin veririm” diye akıl verir.
Şimdilerde maalesef, kırmızı ibikli küçük tavuk, eskiden kendisine ait olan tarlada ırgat olarak çalışıyormuş.
Yevmiyeyi almaya gittiğinde, ördek, domuz ve farenin aslında senelerdir şirket ortağı olduklarını öğrenmiş.”
Böyle bu işler.
Dünyanın en bereketli topraklarına sahip olan, kendi kendine yeten yedi mucizevi ülkeden biri olan Türkiye’yi, kırmızı ibikli küçük tavuğa çevirdiler!..
08 Eylül 2019, bensenobizsizonlar
Serviste unutulmuş bir kitap, okuma listemde de varsa tabii ki bu fırsatı kaçırmam😊 Açıkçası George ORWELL'ın "1984"ü okuyup beğendiğim ve adını sık sık duyduğum icin başlamıştım bu kitaba fakat sayfaları cevirdikce okumakta neden bu kadar geciktiğimi sordum kendime hep. Çok beğendiğim, ününü kesinlikle hak eden bir kitap...
Öyleki okuduktan sonra arkadaşımın laboratuvarındaki mini kütüphaneye hediye ettim ki daha çok insana ulaşsın diye📚
Not:Fotoğraftaki kuzu yılların emekçi kuzusudur, kitaptaki hayvan veya kurumlarla hiçbir alakası yoktur😄