Yeni yıla girer girmez kar yağışına teslim olmuş ilk ve orta dereceli okullar tatil olmuştu.
Çocukluğumuzdan beri ölçüdür ya okulların tatil oluşu kar yoğunluğunu belirlemede.
Hiç unutmam pencerenin önünde bekleyip yağsın diye dua ettiğim günleri ertesi gün okula gitmemek için.
Akademik kariyerim bu yüzden başarılarla dolu oldu J
Kar yağışında ben de herkes gibi pencerenin perdesini ardına kadar açmış dışarda ki bütün kirliliği örten beyaz güzelliği izliyordum.
Eski yılın son saatleri yeni yılın ilk saatleri fark etmeden yaşadığımız kabus günlerden sonra,
Yerde ki bütün kan lekeleri, barut izleri, insanüstü örtmekte kullanılan bütün gazeteler, kar la kaplanmış her yer bembeyaz olmuştu bir anda.
Tabi insanoğlu yaradılışından ötürü güzelliklerin tadını çıkartmakta usta bir mekanizma olduğundan yeni bir duruma adapte olması çok zaman almıyordu.
Velhasıl ben de tam kırmızı mı beyaz mı diye milli bir şarap içicisi olarak, renk ayrımı yapma aşamasındayken telefonum çaldı, arayan çok sevdiğim meslektaşım Tuğçe idi .
Benim Vizyonda ki filmlerden hiç haberim olmaz, filmleri sırf popcorn çıtırtısına, kola hüpletmesine maruz kalmamak için sinemada izlemeyi sevmeyen bir sinema aşığı olarak evde izlemeyi tercih ettiğimden vizyon filmlerini takip etmiyordum.
Tuğçe çok güzel bir film olduğunu ve bir saat sonra suare olduğunu söyledi.
Vakit geçirmekten çok keyif aldığım Tuğçe’ye filmin adını bile sormadan giyindim ve çıktım.
Tuğçe den önce vardığım alışveriş merkezinde hemen kahve mi aldım ve Tuğçe’yi bekledim.
Yanıma geldiğinde ikimizde aynı düşüncedeydik. Bu AVM çok dolmadığı için risk oranı düşüktü .
Bir düşüncenin yazıya dönüşmesi uzun zaman alır ya.
Maalesef düşünce sese düşmüştü. Ve şimdi yazıya.
Bütün bunları Tuğçe ile konuşurken az sonra geçireceğimiz muhteşem vakitten ikimizde bi haberdik.
Biletlerimizi aldık. Bu arada iki kişi 49 lira.
Evde izlemekte doğru bir karar verdiğimi bir kez daha anladım J
Afişte sokak lambası altında dans eden bir erkek bir kadın gördüğünüzde düşünmeden girin.
Biletlerimizi alıp sohbet ede ede içeri girdik.
Koltuklara oturduğumuzda uzun süren reklamları alt etmenin en güzel yolu yanınızda ki insanla ettiğiniz sohbet olacaktır.
bizim sohbet kartelamız geniş olsa da film başlayınca maksimumda susmaya çalıştık.
Neyse ki telefonları daha girmeden sessize alan insanlarız J
Ryan Gosling , Emma Stone başrollerde .
Film muhteşem bir viyadük sahnesi ile açılıyor.
Farklı müziklerin çaldığı arabaların trafikte ki bekleyişinin, bir anda muhteşem bir müzikale gösterisine dönüştüğü yaklaşık 3-4 dakikalık bir sahne ile film bu kadar kısa bir sürede 49 TL’yi size geri iade ediyor.
Ardından, hayallerinin peşinden giden bir oyuncu ile bir piyanistin aşk hikayesine muhteşem müzikler ile seyirci oluyorsunuz.
Film 105 dakika boyunca muhteşem iki oyuncu, müzik aşığı bir yönetmen, olağan üstü platolar,
Her biri fotoğraf karesi kadar güzel olan görüntüleri ile beni bir oyuncu olarak mest etti.
Filmin ilk yarısı bittiğinde bir o kadar daha olduğunu düşününce çok mutlu hissetmiştim kendimi.
Oyunculukları o kadar donanımlıydı ki .
Bir piyanist kadar iyi piyano çalıp bir şarkıcı kadar iyi şarkı söyleyen Ryan Gosling, bir dansçı kadar iyi dans edip bir şarkıcı kadar iyi şarkı söyleyen Emma Stone u izlemeye doyamamıştım.
ve sadece bizim derdimiz sandığımız, oyuncuların dertlerinin ne kadar evrensel olduğunu senaryo vuruyordu yüzümüze.
Mia (Emma Stone ) annesi ile telefonda konuşurken sevgilisi Sebastian (Ryan Gosling) kulak misafiri olur kızın annesinin söylediği cümle şöyledir; piyanist yani düzenli bir geliri yok.
(Rahmetli anneannem gir SSK’lı bir işe derdi)
İşte sadece bize mahsus olduğunu sandığımız ve evrensel bir dert olduğu ile yüzleştiğimiz bir sahne.
Bunun gibi birçok sahne de, sanatın her hangi bir dalı ile uğraşıyorsanız kendinizden birçok şey bulacaksınızdır.
Aslında sanatla uğraşmasanız da, bir hayaliniz varsa ve bunu gerçekleştiremiyor ya da hayalinizin peşinden gidemiyorsanız da kendinizden çok şey bulacağınız bir film LA LA LAND.
Tabi bu sadece benim içsel karşılaşmalarımdı.
Bir yandan da devam eden muhteşem bir aşk hikâyesine tanıklık ediyorsunuz. Her an gerçek, her an dolu dolu.
Müziklerin girdiği şarkıların söylendiği anlar Bollywood filmine benzemeden, yumuşak geçişler halinde, rahatsız etmeden gözünüzü gönlünüzü danslarla okşayarak sürüklüyordu bir sonra ki sahneyi merak ettirerek.
Yönetmenin (Damien Sayre Chazelle)
Wiplash’in yönetmeni olduğunu öğrendiğimde
Çok iyi müzikler dinleyeceğimizi anlamıştım. Tahminimden çok daha iyiydi.
Filmden ayrılırken o gece 74. Altın küre ödülleri verileceğini bilmeden bu film bütün ödülleri almalı dedim Tuğçe’ye.
Ertesi sabah Tuğçe mesaj attı LA LA LAND bütün ödülleri aldı.
Ve günlerce kulağımda şu sesle uyandım.
Are you shining just for me :)
Yarın gidin. Şimdi gidin. Bu gece gidin. Ama kendiniz için iki saat ayırın.
Beklemeyin DVD’sini internete düşmesini. Sinemada gidin .
He bu arada Oscar ödüllerinde de hepsini alır bence ;)