FİZYOTERAPİSTSİNİZ…
Umut ışığı olduğunuz birinden duyduğunuz teşekkürle başınız göğe eriyor,
Umudunu yitiren hastanızla birlikte yüreğiniz asansör boşluğuna düşüyorsa…
Mesleğinizi icra ederken kontrolünü yitiren yelkovan, evinize vardığınızda yerine çivi gibi çakılıyorsa…
Hastaneniz en uğrak mekanınız, eviniz en lüks oteliniz oluyorsa…
Gördüğünüz manzaralar, duyduğunuz hikayeler gün içinde iştahınıza şekil veriyor, mideniz feleğini şaşırıyorsa …
Senaristi olduğunuz filmin oyuncusu ‘’CP’’li bir çocuksa bazen… Ve o çocukla beraber çocuk oluyorsa yüreğiniz…
Yürüyüşüyle kitleler kazanmış aktörlere hemencecik yürüme analizi yapıyorsa zihniniz…
Birkaç saatlik ömrü olan kelebekler misali telaşla geçiyorsa günleriniz…
Tüm yorgunluğunuza rağmen; birilerine daha faydalı olabilmenin verdiği keyifle muzip kahkahalar atıyorsa gözleriniz…
Boş zamanlarınızda gezinmeyi adet edindiğiniz haber sitelerinin yerini ‘’Parkinson Tedavisi’’ne dair videolar alıyor…
Yeni öğrendiğiniz teknikleri tüm arkadaşlarınız üzerinde derhal denemeye koyuluyorsa elleriniz…
Mezun olup kavuşma sevincini yaşadığınız zanaatinizi; günden güne yok edip; kaybetme korkusu yaşatıyorsa ülkeniz…
Ve tüm bu tabloya rağmen inatla devam ediyorsa mücadeleniz…
Sizde bir fizyoterapistsiniz…
Enes KARA








