Beğeniler Tartışılabilir mi?
De gustibus anons ese disputandum (Zevkler ve beğeniler üzerine tartışılamaz...)
Yukarıdaki söylem dönemler boyunca hep kabul görmüştür. Bazı filozoflar bu duruma karşı çıktılar. Fakat öznel beğeni yargılarından kurtulmak için estetiğin bir bilim olarak kurulması gerekmekteydi. Bu konuda çalışmalar yapan filozoflardan en önemlisi de Kant’tı.
Kant, beğenilerle tartışılamaz söylemi ve kabulu ile bir hesaplaşmaya girdi.
Kant, bu hesaplaşmada çıkış noktası olarak ‘hoş’ ve ‘güzel’ değerlerinin birbirinden farklı olduğu dayanağını aldı. Hoş, kaynağını duyusal olandan, kişisel eğilimlerden alır ve bunlar üzerine tartışılamaz. Bir kişinin bilimkurgu filmlerinden, diğer bir kişinin romantik komedilerden hoşlanması ya da bir kişinin gülleri sevmesi diğer kişinin ise güllerden hoşlanmaması gibi öznel durumlardır ve tartışmaya, uzlaşmaya açık değillerdir.
Güzel’in dünyasında ise, bu güzeldir denildiğinde orada kişisel bir izlenim ve eğilimden bahsetmek istemeyiz. Aksine herkesin o şeyi güzel bulmasını bekleriz. Kant der ki, bu da o şeyde bulduğunuz hazzın herkeste olması gerektiği anlamına gelir çünkü güzelden bahsederken yalnız kendimin hoşlanmasından bahsetmiyorumdur. Ünlü düşünür, buradan da şu zorunlu sonuca ulaşır. Beğeni yargısı yani estetik yargı üzerine tartışabiliriz. Beğeni yargısının bir genelliği, prensibi vardır o da güzeldeki birey üstü olması gereken hazza dayanır.









