Mustafa İsmet Garibullah tekkesinde ikâmet eden Ali Haydar Efendi (kuddise sırrıhû) ailece bir ziyaret için hazırlanmaktadır. Ziyaretten önce Mustafa İsmet Garibullah'ın (kuddise sırrıhû) kabri başında Yâsin-i Şerîf okumaktadırlar. O esnada Ali Haydar Efendi'nin (kuddise sırrıhû) tekkenin bahçesinde bulunan genç kızının çarşafı ayaktan itibaren dört parmak kadar kalkıyor ve Ali Haydar Efendi'nin (kuddise sırrıhû) kızının çarşafının altına giydiği fistanı çok az bir şey ortaya çıkıyor. Aslında kimse de görmüyor. Ali Haydar Efendi (kuddise sırrıhû) hemen bu ziyareti iptal ediyor ve kızıyla bir hafta konuşmuyor ve yemekten kesiliyor. Şöyle buyuruyor: "Ya başkası görseydi benim halim ne olurdu?"
Bu hâdise Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sırrıhû) anlatılıyor. Mahmud Efendi hazretlerimiz (kuddise sırrıhû) da: "Efendi Babam (kuddise sırrıhû) şeriatın kartalıydı. Ben de olsaydım aynısını yapardım." diye buyuruyor.













