Eğer hissettiğin formunu almamış amorf bir oluşsa, ona form verene kadar bu oluş asla kendini insanın içinde gösteremiyor. Misal korku.
Bir korku hissi dolanıyor olsun çevrende. Bunu bilirsin, hissedersin ama ona form verene kadar onu içine almazsın. Formu inşa edildiğinde o korku bir şekilde senin de mevcut korkunla birleşip daha büyük bir korku takıntısı halini alıyor. Garip bir şey.
Buna dinler varlık musallatı falan gibi yorumlar yapıyor ama iş o kadar basit değil. Buradaki mesele kendi içindeki tabula rasanın ne kadar korku ile dolu olduğu? Eğer temiz bir geçmişe sahipse insan bu korku yüzeysel bir forma dönüşebiliyor. Eğer geçmiş korku dolu ise bir sürü anıyı kullanıp harman bir form alıyor.
Yaşanılan çocukluğun kalitesi ve aynı paralelde ebeveynin eğitimli olup olmaması durumları bu tabula rasanın durumunu çok belirliyor.
Formsuz olan tüm kaotikliği ile orada tuvali kirletmeye yer arıyor. Ona form verdiğin anda içinde bir tohum filizleniyor ve çıkan bitki korku salmaya başlıyor.
İster hayal gücünden ister gerçeklerden oluşsun, orada bir yerde insanın anılarını kullanarak bunu aleve benzin dökme eylemi gibi kudurtan bir mekanizma var. Benzer benzeri çeker misali buna çekiliyoruz yada bu bizi kendine çekiyor.
Henüz tam resmini çizemediğim başka bir bilmece...















