seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Poland

seen from United Kingdom

seen from India
seen from Thailand
seen from China
seen from United Kingdom

seen from Yemen
seen from China
seen from Russia
seen from China
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Germany
seen from Netherlands
seen from China
seen from Germany

seen from Indonesia
Tuval ustu akrilik boya // Acrylic painting on canvas . 👩🏻🎨 By Bükre Akduman 🎨 . Bilgi ve fiyat icin DM // The original is available for purchase DM me For NFT=> https://opensea.io/BukreAkduman . . . ———- #art #artist #londonart #abstract #soyutresim #soyut #acrylic #physicalart #abstractart #akrilikresim #acrylicpainting #londonartists #artinlondon #artgallery #nfts #nft #contemporaryart #artoftheday #artcollector #artforsale #modernart #originalart #artoncanvas #instaart #nftart #digitalart #artankara #artistsoninstagram #canvaspainting *** It's inspired by other artworks. https://www.instagram.com/p/CqXvGFAI-BRoBZjNcFpy6MJia6IjUP0r4G4OvU0/?igshid=NGJjMDIxMWI=
photo by © mustafakilinc-fotograf-ca
Koca bir xanax yutuyor, yatağıma giriyorum, mezarıma girer gibi.
Wittgenstein’ın İfade Edilemeyenleri
‘Bu kalem değerlidir...’ ifadesindeki ‘değer’ kelimesi hangi anlamda kullanılmış olabilir? Bu soruya Wittgenstein, doğal anlamıyla kullanılmıştır yani dil-dilbilgisi bağlamında da söylenebilendir cevabını verir.
Filozofa göre ‘Bu adam değerlidir’ ifadesindeki ‘değer’ kelimesi ise olağanın dışında, doğal olmayan bir anlamda kullanılmıştır ve farklı bir şey ifade etmektedir. Wittgenstein’ın ifade edilemeyenler dediği bu tür soyut, karmaşık kavramlar dil aracılığıyla anlatılamazlar. Ve ifade edilemeyenleri, dile getirmeye çalışmak dili yanlış bir şekilde kullanmaya yol açar. Bu paralelde de yanlış dil kullanımına en büyük örnekler, sanatsal ve dinsel metinlerde yer alır. Çünkü bu alanlar, özleri gereği anlamı-dışı ifadelerden oluşur.
Eğer hissettiğin formunu almamış amorf bir oluşsa, ona form verene kadar bu oluş asla kendini insanın içinde gösteremiyor. Misal korku.
Bir korku hissi dolanıyor olsun çevrende. Bunu bilirsin, hissedersin ama ona form verene kadar onu içine almazsın. Formu inşa edildiğinde o korku bir şekilde senin de mevcut korkunla birleşip daha büyük bir korku takıntısı halini alıyor. Garip bir şey.
Buna dinler varlık musallatı falan gibi yorumlar yapıyor ama iş o kadar basit değil. Buradaki mesele kendi içindeki tabula rasanın ne kadar korku ile dolu olduğu? Eğer temiz bir geçmişe sahipse insan bu korku yüzeysel bir forma dönüşebiliyor. Eğer geçmiş korku dolu ise bir sürü anıyı kullanıp harman bir form alıyor.
Yaşanılan çocukluğun kalitesi ve aynı paralelde ebeveynin eğitimli olup olmaması durumları bu tabula rasanın durumunu çok belirliyor.
Formsuz olan tüm kaotikliği ile orada tuvali kirletmeye yer arıyor. Ona form verdiğin anda içinde bir tohum filizleniyor ve çıkan bitki korku salmaya başlıyor.
İster hayal gücünden ister gerçeklerden oluşsun, orada bir yerde insanın anılarını kullanarak bunu aleve benzin dökme eylemi gibi kudurtan bir mekanizma var. Benzer benzeri çeker misali buna çekiliyoruz yada bu bizi kendine çekiyor.
Henüz tam resmini çizemediğim başka bir bilmece...
örümcek gibi ördün zihnimi, düşündükçe daha çok isterim seni.
Semih Kambur - Oil Lamp Art