seen from China

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from Germany
seen from Yemen
seen from Mexico

seen from Vietnam

seen from Vietnam

seen from Vietnam
seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from Italy

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Vietnam
Zeynep Alpsoy
Röportajımız da Odtü öğrencisi kahveye meraklı ve hobi olarak gastronomi ile ilgilenen Zeynep Alpsoy’la @alpsoy.zeynep birlikteyiz. Zeynep Ankara'da yaşıyor ve kahveye çok meraklı.
Özellikle 2015 sonunda Ankara'da 3.dalga kahvecilerin açılmasıyla zeynep daha bir mutlu oldu, tabi bu biz #coffeedocumentary olarak gözlemlerimiz zeynep bu konuda ne düşünüyor acaba oda mutlu mu ? Alpsoy: Dünyada 10 sene önce başlayan bir akım Türkiye’ye 2 sene önce gelmeye başladı. Tabi ki İstanbul başta olmak üzere bir çok şehirde kahvenin üretiminden servisine kadar her ayrıntısına ilgiyle odaklanan ve bu ölçüde değer veren işletmecilerin açtığı 3.nesil kahvecilerin olması ve bizim de nitelikli kahveyle tanışmamız beni çok mutlu etti. Kahvenin tıpkı şarap gibi, üretimden şişelenmesine kadar geçen süreçte yapılacak en ufak hatanın bile bütün tadı değiştirebileceğini görmem bu işin ne kadar ciddi olduğunu ve her markette satılan o çok ünlü hazır kahve markalarının instant karışımlarının aslında ne kadar sağlıksız ve kahvenin asıl tadından uzak olduğunu fark etmeme sebep oldu. Bu yüzden kahve çekirdeklerinin üretildiği ülkenin iklim özelliklerinden, ne kadar kavurulduğuna kadar bir çok aşamayı araştırmaya başladım.
Peki Odtü Gastranomi Topluluğundasın, neler yapıyorsunuz? Alpsoy: Toplulukta bir çok ekibimiz var, kahveyle ilgili etkinliklerimiz genelde tadım ekibimiz öncülüğünde gerçekleşiyor. Çeşitli kahvecilere gidip farklı çekirdekler ve farklı demleme teknikleri deneyerek cupping tadım etkinlikleri gerçekleştiriyoruz.
Ankara’da bir çok kahveciye gidiyorsun, gittin aralarında ki fark nedir sence hizmet ve/veya tat olarak? Alpsoy: Özellikle son haftalarda birbiri ardına açılan bir çok kahvecide öncelikle aradığım özellik dekorasyonu, son zamanlarda karaköyde ki her mekanda gördüğümüz klasik akkor ampüllü aydınlatmalar başta ne kadar göze hoş gelse de artık özgün bir iç mimari olarak gelmiyor bana, her mekanın kendine özgü bir ruhu olmalı bence. En önemlisi ise kahvelerin tazeliği ve kullandığı demleme tekniğinin o çekirdeğe uygun olması için kullandığı oran. Bu orana kahvenin öğütülme inceliği, miktarı, suyun sıcaklığı gibi bir çok parametre etki ediyor. 3.Nesil kahveciliğin yanı sıra 2.nesilde ki başarısını da espressosunun kalitesine göre ölçüyorum, acı ve ekşi bir espressoysa cappuccinosu da americanosu da başarısızdır bana göre. Ya da yeni yeni yapılmaya başlanan single originden espresso meselesine pek sıcak bakmasam da yine de önerdiklerinde denemeye devam ediyorum. Peşin hükümsüz her mekanı deniyorum ve bu konulara dikkat edildiği müddetçe gitmeye de devam ediyorum.
Teşekkür ediyoruz Zeynep Hanıma Coffee Documentary olarak..