i totally forgot to post this for an entire year lol

seen from United States
seen from United States

seen from India

seen from United States
seen from India

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Brazil
seen from China
seen from Canada
seen from United States
seen from China

seen from South Africa
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Russia
i totally forgot to post this for an entire year lol
İtidal
rose biraz da psikolog olmasıyla mı ilgili bilmiyorum, hikayenin en mutedil karakteri herhalde. bir taraftan çok mantıklı, makul, bir taraftan da duygusal ve hassas biri. iniş çıkışları elbette oluyor ama bir şekilde dengeyi sağlamayı başarıyor genelde. bu kartın yaygın ikonografisinde olan kaptan kaba su aktarma temasını kullanmak istemedim, fırtınanın yağmurun çiçekleri yeşertmesi daha uyumlu geldi. başına gelenleri bir şekilde verimli ve iyi bir şeye dönüştürmeyi başarabiliyor.
çiçek sembolizmi: frezyayı seçtim, dostluk, güven ve masumiyeti temsil ediyormuş. renkli renkli küçük çiçekleri de rose çok sever, çiçek yetiştirmekten hoşlanıyor.
Günün Kelimesi #girift : iç içe girmiş, birbirine dolaşmış, girişik, karışık, komplike ... ________ #gününkelimesi #güzelkelimeler #1001kelime #lugat #kamus #sözlük #kelime #hergünbirkelime #günlükkelime https://www.instagram.com/p/BqMfnSgjx5m/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=193haslkwcud9
fotoğraf biraz kayık çıkmış da sonra daha düzgün bi görselle güncellerim
Başrahip
bu kart özellikle toplumsal ve dini düzeni temsil eden muhafazakar bir kart aslında. alex’e bu kartı seçmek hem uygun oldu hem de biraz ironik. alex kanun ve düzeni korumaktan yana, devrimci de olabilen biri. samimi ve kararlı, gerekirse hedeflerine ulaşmak için çok sert tedbirler de alabiliyor. hikayenin orijinal vampirli versiyonunda kendi babasına darbe yapıp d’erstee ailesinin yönetimini ele geçirmişti, ailesi/toplumu/çevresi için kafasındaki vizyonu gerçekleştirmek yolunda kimseyi tanımayabilen ama bu yıkımları da yine o aile ya da toplumun kendisine göre temel olan değerlerini korumak adına yapan bir insan. çoğunlukla dürüst ve hatta bazen naif, ama tercih ederse merhametsizleşebiliyor. hikayenin modern versiyonunda genellikle siyasete atılıyor, d’ersteeler de mayfatik ilişkilere gömülü oluyor. bu versiyonlarda genelde leon’la üvey kardeşler.
çiçek sembolizmi: alex’e defneyi seçtim. hırs, zafer ve azmi simgeliyormuş, bir de ihaneti.
“Celi Divani”
Kurgunun lezzeti giriftliğindedir
Arkadaşım, acaba, Stephan Zweig'in Satranç'ında mı okudum? Yahut Şeytanın Oğlu filminde mi duydum? Doğrusu ne kadar uğraşsam hatırlayamıyorum. Manasını şöyle özetleyeyim: Satrançta bir oyuncunun ustalığı rakibini çabuk mat etmesinden anlaşılmazmış. (Hatta çabuk mat etmek bir çeşit hamlık emaresiymiş.) Ya? Gerçek bir satranç ustası rakibini tadını çıkara çıkara mat edermiş. En iyilerin hüneriyse şuymuş: Son hamlelerini yapıncaya kadar rakipleri oyunu kazandıklarını düşünürlermiş. Bilerek yedirilen taşlarla, açılan yollarla, yapılan hatalarla tuzağa doğru çekerlermiş. Ancak mat olacakları hamleye sıra geldiğinde nasıl bir tufaya düştüklerini anlarlarmış garibanlar. İşte, satrançta en iyi matlar böyle matlar, en iyi ustalar da bunu başarabilen ustalarmış. Dediğim gibi: Tesbit bana ait değil. Ama sahibi kimdi onu da anımsayamadım. Laedri kaldı. Zaten satrançta yeğenime bile yenilirim. Bende bu tesbiti yapacak çap yok yani.
Ancak haklılığını bir parça sinema gibi ürünler üzerinden takdir edebiliyorum. Sözgelimi: Beyazperdede en beğendiğimiz eserler sonunda damağımızın hayretle en çok şakladıkları. İyilerin intikamlarını (bizim bile gelişini göremediğimiz) tuzaklarla aldıkları. Hatta böylesi yapımlarda final ne kadar şok edici olursa kurgu da o denli beğeni topluyor. Alkış alıyor. Âhiri evvelinden bellilerdeyse izleyici aradığı zevki bulamıyor. Demek, intikam sadece soğuk yenince değil, sanjanlı yenince de lezzetli. Evet. Aynı durumun kurguyla yoğrulan diğer eserler için de geçerli olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Yani roman-dizi-tiyatro gibi yapımlar için de benzer yasaların yürürlükte olduğu söylenebilir. Veya daha ilerisi: Cenab-ı Hakkın kevnî şeriatında böyle bir kanun-i umumî var sanki. Kurgunun lezzeti giriftliğinde saklanıyor. Öyle ki, mürşidimin değişiyle, 'intizamsızlık içinde kemal-i intizam' buradan gülümsüyor. Kuşatılamayan düzen kitabet şeklini alıyor. Lakin konumuz bu olmadığından 'kitabet' bahsini geçiyorum.
Şuraya geçiyorum: Kur'an-ı Hakîm'de Cenab-ı Hakkın kâfirlere verdiği mühletin hikmetini anlatır pekçok ayet var. Hatta biraz dikkatle dinleyince "Kimmiş bilecekler!" veya "Yakında görecekler!" gibi meallerde de başkalarını sezer gibi oluyorsunuz. Sezdiğimse, şuunat-ı ilahîye penceresinden bakılmak unutulmazsa, şöyle: Yine Kur'an'ın ifadesiyle bir ismi de Âzizün Züntikam olan Rabbimiz sanki 'alacağı intikamın büyüklüğünü' anlatıyor böylesi ayetlerde. Yani, yukarıda söylediklerimiz hatırlanırsa, gaflet içinde bed âkibetlerine doğru yürüyenlerin nasıl bir tuzağa çekildikleri beyan buyruluyor oralarda. Hatta Âl-i İmran sûresinin 178. ayeti sonucu belli bu oyunun ne amaçla sürdürüldüğünü daha sarih aktarıyor sanki. Kısa mealini alıntılayalım: "İnkâr edenler vermiş olduğumuz fırsatın onlara hayırlı olduğunu sanmasınlar. Verdiğimiz fırsat ancak günahlarını arttırmaya yarıyor. Onlar için alçaltıcı azap vardır."
Yine bu pencereden okunabilecek başka ayetler de var. Alıntıları çoğaltarak yazıyı uzatmak istemiyorum. Özetle söylemek istediğimse şu: Kâfirlerin/zalimlerin kendilerine verilen mühletle yaşayabildikleri süreç, işleyebildikleri günahlar, kullanabildikleri imkanlar, yapabildikleri eylemler, tattıkları lezzetler vs. finaldeki şoklarını arttırmak içindir. Allahu'l-a'lem. Evet. Onlar da tıpkı kötü bir satranç oyuncusu veya aptal bir kumarbaz gibi kazana kazana kurgunun içine doğru çekiliyorlar. Yanlışı menfaatli bula bula girdabına kapılıyorlar. Ve Kahhar-ı Zülcelal de onlara azap etmekte acele etmiyor. Tabir-i caizse, kurgulamaktaki ustalığını okutur bir sanatla bekliyor, izliyor, çekiyor. Ummadıkları bir anda da intikamıyla onları yakalıyor. "Bana birşey olmaz!" havasındaki kibirlerini kudretinin yamaçlarında dağıtıveriyor.
Arkadaşım, yine kısa bir mealiyle, "Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır!" buyuran ayet de bu açıdan tefekkür edilebilir. Anımsarsan daha önce 'hayır-tuzak' ilişkisini konuşmuştuk. Bu defa tuzağın kurgusallığı üzerinden düşünebiliriz. Çünkü burada da bir azamet saklı. İblis'e verilen mühletin, nefse verilen zevklerin, günahlara takılan lezzetin, hepsinin ama hepsinin bu haşmetli tecellide bir anlamı var. el-Mütekebbir'in isminin bir vechini de bu eşikten görmek mümkün. Eh, peki, uzatmayı bırakayım. İnşaallah meramımı anlatabilmişimdir. Dua ile bitireyim: Cenab-ı Hak cümlemizi böylesi celalli ayetlere masadak olmaktan korusun. Düşe-kalka aşayageldiğimiz şu hayat kurgusunu cemalli bir sona bağlasın. Âmin.
Harika konseri videolarda izleyebilirsiniz :)