Bir cumartesi bu denli yogun ve aksiyon dolu gecmemeliydi. Midem agriyor, icim karma karisik. Tum bu hissettiklerim sahiden de is bazinda yasadigim teknik problemden mi diye soruyorum kendime. Tabi ki oyle. Baska ne olabilir ki?
Iki yabanci da olamadik seninle. Ne kadar kendimi durdurursam durdurayim, ne kadar kacarsam kacayim kader bir sekilde danisacagim, destegini alacagim kisiyi sen yapiyor goz gore gore. Uzaktan baktiginda yuzyuze bakamayacak iki insan telefonda hararetle konusuyor. Biri burnu dusse karsisinda burnunu egilip almayacak kadar gururluyken yardim istiyor bir digeri en zor günlerde yari yola biraktigi insana canla basla samimiyetle yardim ediyor. Telefonu kapatiyorum, izledigim manzaradaki "biz" nereden tutsam elimde kaliyor. Icim bulaniklasiyor. Oturdugum kahvalti sofrasinda konusmalari secemiyorum. Yiyecegim iki lokma bogazima diziliyor. Kendine gel diyorum, aklimda hatiralar yigiliyor kaliyor, birbirine dolaşıyor. Kulagimda eskiden evimin en tatli kosesinde bir hatira esyasiymis hissi veren, ozlenen bir ses, burnumun diregini sizlatan bir koku. Hayır hayır bunlar yanilsama diyorum. Ama degil. Aylari saymayi biraktim, en kotu son gunumu hafizamda cok gerilere attim. Kokusunu unuttum diyordum daha geçen gun. Simdi espri yapiyor ve guluyorum. Iki ciddi laf arasina birkac sohbet sıkıstiriyoruz seninle. Ben beceremiyorum kendimle ilgili bir seyler anlatmayi. Ama sen belki de bilmeden yaramin en derininde bir noktaya dokunuyorsun. Akdeniz'de baslayan hikayemizi sanki hic hatirlamiyorsun. Simdi seninle ilk sarildigim, seninle ilk opustugumuz, sarhos olup yurudugumuz sokaklara dogru yola cikiyorsun. Gulumsuyorum oralara, oradaki hatiralarimiza yaptigin atifa. Gitmedigimiz meyhane mi kaldi diyorum oralarda. Simdi kiminlesin, neredesin diyemiyorum. Ya cevabini duymak istemiyorum yada bilmeye gonlum razi degil. Bozkiri ellerimizle kirlettik, bir hatiramiza camur bulasmasin istiyorum belki de.
Dusunmekten kaciyorum koca gun. Bazen bir sihirli degnek lazim gelir insana. Simdi sonsuz dilek hakki bile kurtarmiyor bizi. Biz diyorum kizmiyorsundur umarim bana? Iki yabanci olamamis bir ben ve sana baska bir zamir yakistiramiyorum. Dusunmekten kactikca binbir hatira dolaniyor kafama. Keşke diyorum once kendime. Kendimi toplayip rafa kaldiriyorum bir keşke seansi da senin yaptiklarin için.
Hayat neden bu kadar zor? Neden bu kadar muallak, neden bu kadar aci, neden bu kadar soru isareti? Hatiralar neden bu kadar yakin ve bir o kadar imkansiz ve uzak?
Yoruluyorum, burnumun direğini sizlatan ozlem ile, icimden kaziyip da atamadigim yalanlarin savasindan yorgun dusuyorum. Soylediklerimi anliyor musun? Iste bunu asla bilmiyorum.
Her seyin ruya oldugu senin yanimda coktan uyanip beni izliyor oldugun, kedimizin ortamiza girdigi benimse uyku mahmuru gozlerle etrafa bakindigim bir Akdeniz sabahina uyanmak cok mu zor?