Rüyamda gördüm onu… Niyeyse onu hiç düşünmediğim günlerin ardından rüyama giriyor. Adeta bugün beni unuttun ben de inadına kendimi hatırlatırım der gibi. Gibi gibi… Bana benimle olmak istediğini söylüyordu, herşeyi bırakıp onunla gitmemi. O herşeyi karısını bırakmıştı şimdi karşıma gelip pişman olduğunu söylüyordu. Benim için yaptığını söyleyemese de ima ediyordu. Bense karşısına geçmiş ona bakıyordum. Hasret giderir gibi. O konuştukça mutlu oluyordum ama o bu defa izlediği bir filmden ya da iş yerindeki bir olaydan bahsetmiyordu. Anlattıklarına hakim olamıyordum. İçimden bir ses onunla gitmek istiyordu. Ama aynı zamanda ondan tek bir şey bekliyordum. Seni seviyorum demesini. Çünkü hiç bir zaman dememişti. Hep imaların ardındaydı sevgisi. Beklerken onu mantıktan, etikten çok uzaktım. Kısa süreliğine kendimi düşündüm. Bir kez daha ona inanmaya değer miydi diye içimden geçirdim sonunda üzülecek olduğum en başından kesinken. Sonra uyandım. Uyandığımda hala rüyada gibiydim. O kadar gerçekçiydi ki herşey! Afalladım. Farkına vardım sonra tüm bunlar rüya olabiliecek kadar gerçekti. O rüyaydı... Rüyalarımın da rüyasıydı... Ve o acı bir şekilde özlemimin büyüdüğü yerde sadece rüyamda kalacaktı...











