seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Algeria
seen from China

seen from Canada
seen from Iraq
seen from United States
seen from Germany
seen from Indonesia
seen from China
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Italy
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from Italy
Rasulullah (s.a.v) “Münafık’a en ağır gelen namaz; yatsı ve sabah namazlarıdır. Eğer bilseydi o iki namazda ne var? Sürünerek dahi olsa onun ikisine gelirdi.” buyurmuşlardır. Öyleyse sabah namazına kalkmayı kolaylaştıracak tavsiyelerimizi listeleyelim.
1- Namazın Gerekliliğinin Bilincinde Olmak
Bir Müslümanın niçin namaz kılması gerektiğini bilmesi, namazlarına, bilhassa sabah namazlarına olan hassasiyetini arttıracaktır. Zira namaz; “Takva sahipleri için bir hidayettir” buyrulmuştur.
2- Yatarken Sabah Namazına Kalkmaya Niyet Etmek
Önemli hususlardan biri de namaza kalkmaya ciddi olarak niyetlenmektir. “Kalkabilirsem kalkarım” gibi cümleler kişinin niyetinde ciddi olmadığının ve namazı pek de önemsemediğinin açık bir göstergesi sayılabilir.
Hâlbuki sabah namazının 2 rekat farzını keyfimize göre geçirme lüksümüz yoktur. Ayrıca dünyevi bir iş ya da okul için, kimi zaman sabah namazı vaktinde ayağa kalkabiliyorsak, namaz için kalkmamak Rabb’imize karşı ciddi bir kusur işlemektir.
3- Erken Yatmak
Geç saatlere kadar ayakta kalındığı takdirde, namaza uyanmak bir hayli zorlaşır. Oysa Rasulullah (s.a.v), ashabıyla ilim ve sohbet üzerinde bir mevzu konuşmuyorlarsa, yatsıdan sonra hemen yatarlardı.
4- Tedbir Almak
Bir alarm kurmak, mümkünse hemen kapatabileceğimiz pozisyonda tutmamak ve arka arkaya alarmlar kurmak gibi tedbirler alabilirsiniz. Ayrıca birisinden sizi uyandırmak üzere yardım istemeniz de kalkmanızı kolaylaştıracaktır.
5- Uyanır Uyanmaz Kalkmak
“Sabah namazı için alarmı duyuyorum ama yataktan bir türlü kalkamıyorum ve bir bakmışım namaz geçmiş” diyorsanız, bunun tek çaresi uyanır uyanmaz yataktan fırlamak olacaktır. Aksi halde beş dakika daha uyuma çabanız namazı kaçırmakla sonuçlanabilir.
“Receb büyük bir aydır. Allah-u Teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Yedi gün oruç tutana, cehennem kapıları kapanır. Sekiz gün oruç tutana cennetin sekiz kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah-u Teâlâ istediğini verir. On beş gün oruç tutana, bir münadi, ‘Geçmiş günahların affoldu.’ der. Receb ayında Allah-u Teâlâ Nuh Aleyhisselam’ı gemiye bindirdi ve o da Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.”
[Taberâni]
Receb ayına “mutahhar” (temizlenmiş, kirleri giderilmiş) denmesinin sebebi,
bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır.
Madem ki Receb ayı günahların affedildiği bir aydır, o zaman biz Müslümanlar olarak bu ayda, Allah-u Teâlâ’dan bağışlanmayı niyâz ederek, onun razı olacağı ameller peşinde koşmalıyız.
Saliha kadın çeyizini evinin bir kenarına kaldırırken, taşıdığı manevi ve bir o kadar da kıymetli meziyetlerini gösterir, onlarla amel eder. Bunlardan biri de hem kendi anne babasına hem de eşinin anne babasına iyiliktir. Anne babaya iyilik etmek farzdır.
Ebu’d-Derdâ’nın (radıyallahu anh) işittiğine göre, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Anne baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak ana kapılarından birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını kaybetmek ya da değerlendirmek artık senin arzuna kalmıştır.”
[Tirmizî, Birr, 3]
Saliha bir kadının eşine iyi davranmasının bir diğer yönü de eşinin anne ve babasına karşı iyi davranması, onlara hürmeti ve takdiri elden bırakmamasıdır. Kadın, kayınvalidesine yardımcı olarak kocasına ikram ve iyilikte bulunur. Dolayısı ile koca da bu durumu göz önünde bulundurarak hanımına ve onun ailesine karşı iyi davranmalıdır. Kadın bunu yapmakla aslında kendine iyilik yapmış olur. Zira Allah (st) şöyle buyurmuştur:
"İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?”
(Rahman, 55/60)
Laik kapitalist Fransa, ev sahipliği yapacağı 2024 Olimpiyat Oyunları için sokakta kalan evsizleri, misafir edeceği turistlerden saklamaya yönelik girişimlerde bulundu.
Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Milletvekili Frederic Mathieu, hükümeti, evsizleri turistlerden gizlemekle suçladı.
Mathieu, Fransa'da Ulusal Meclis'teki oturumda yaptığı konuşmada, Bruz kasabasında barınma merkezi kurulacağını ve hükümetin, 2024 Olimpiyat Oyunları için gelecek turistlerden gizlemek için buraya, 3 haftalık sürelerle, Paris'in bulunduğu Ile-de-France bölgesinden gelen evsizleri yerleştireceğini öğrendiğini aktardı.
Milletvekili Mathieu, söz konusu evsizlere sosyal destek vermeye ilişkin bir adımın da belirlenmediğini hatırlattı.
İlk grubun haziranda veya eylülde bu merkeze geleceğinin belirtildiğine işaret eden Mathieu, "Bruz Belediyesi gibi ben de bu operasyonun amatörlüğü karşısında dehşete düştüm" dedi.
Mathieu, bu operasyonun altında "insan onuruna kayıtsızlığın yattığını" vurguladı.
Menfaat temeli üzerine kurulu ve bir avuç azınlığın zenginliği için çoğunluğu sefalete mahkum eden laik kapitalist nizamın uygulandığı Fransa ve diğer Batılı ülkelerde milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşam savaşı veriyor. Ayrıca şehirlerin kaldırımlarını mesken tutan evsizlere yönelik yardım çalışmalarının yerine, insanlar gözlerden uzak bölgelere yerleştirilerek ayıplar halının altına süpürülüyor.
İslam hukukunda barınma insanın en temel üç hakkından biri olarak teminat altına alınıp her bir ferdin barınma ihtiyacını karşılama sorumluluğu devlete yüklenirken, Birleşmiş Milletler (BM) ancak 1948 yılında, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 25. maddesinde, herkesin barınma hakkının olduğunu vurgulayabilmiştir. Fakat söz konusu barınma hakkının sadece kağıt üzerinde kaldığı başta Amerika ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada sayıları hızla artan milyonlarca evsiz rakamlarında kendini göstermektedir.