o kadar dolumyum ki konuşacak kimsem yok, konuştuğum kişilere bile bütün fikirlerimi söyleyemiyorum çünkü ucu ona da değiyor. ve değsin istemiyorum, hayattaki tek dostum onlar.
ben yaşamaktan utanıyorum, nefes aldığım için utanıyorum. son 1 yıldır düzenli olarak kendimden nefret ediyorum.
bu facia beni çok kötü sarstı, ekranlara bakamaz oldum, haberleri okuyamaz oldum. suçlu orospu çocuklarının pişkin konuşmalarına şahit oldukça bir kez daha öldüm. nasıl bir acı bu tarif edemiyorum.
bu akşam üzeri işten geldikten sonra uyumuştum, telefonun da sesini kıstım çalarsa uyanmayayım diye. 2 saatten biraz fazla uyumuşum ki kapı çaldı öyle uyandım. apartman görevlisiymiş, kızım evde miydin hemen babanı ara dedi. ben kaldım öyle, hemen telefona baktım, 2 saat boyunca beni aramışlar. onları arayınca babamın bana veryansınında içim paramparça oldu, aklıma babasız kalan çocuklar çocuğundan ayrılmak zorunda kalan babalar geldi. onları çok daha iyi anladım. babam da bu son olaylardan etkilenmişti bundan eminim, beni eylemde filan sandı büyük ihtimal, başıma bir şey geldi sanmış. evdesin dimi diye sordu üst üste. ilk defa sesinde bu kadar büyük bi tedirginlik hissettim, gerçekten çok korkmuştu. baba iyim merak etme dedim, evdeyim dedim. telefonu kapadıktan sonra ağladım. madenden sağ çıkan kişiler geldi aklıma, sevenlerinin yaşadığı iç rahatlığı, o mutluluk, ama içten hissedilen derin acı. çok büyük bir acı. çok büyük.
arkadaşlarımı görüyorum twitterda, facebookta ve instagramda. o kadar güzel devam ediyorlar ki hayatlarına. gündelik bir sorun veya mutlulukla ilgili smileyli tivitler, o gün eğlendiğiyle ilgili fotoğraflar, gülümsemeler... ben kimsenin acısını bilemem, kimseye yaşadığı şeyin hesabını soramam buna hakkım da yok ama bunlar garip değil mi, ben mi sorunluyum, ben instagramda somayla ilgili çıkan fotoğrafları bile beğenemiyorum ya, beğenmek ne demek anlamıyorum çünkü, açık renk kıyafet giyemiyorum, aynaya bakmaya utanıyorum lan bildiğin, o katillerle aynı ırktan olduğum için utanıyorum. bilmiyorum, ben akıl sağlığımı yitirdim, hiç iyi değilim. iyi hissetmek de istemiyorum, çünkü iyi hissedersem ölürüm.
ben bir okulda psikolojik danışmanım ama daha kendi ruh sağlığımı koruyamıyorum. ikinci dönem başladığı günden beri sorunlu problemli stresli geçiyor, hep bu günü bekledim kendime bi mola vermek için, üniversiteyi okuduğum şehre gidecektim, çok özlemiştim, orda arkadaşlarımla eğlenecektim. gitmedim, gidemedim, eğlenip gülecek psikolojide değilim, acıların en büyüğüne sahip insanlar varken ben bunu unutamazdım, kafam dağılsın lüksü bile görmüyorum kendimde. tam tersi, bu olayı her an hatırlamalıyım. nefretim soğumamalı, böyle bir ihtimal yok gerçi ama o insanların acısına ortak olmadığım her an kendimden utanırım.
bu cinayeti işleyenler hesapsız kalırsa Allah o katillerin acı içinde kıvrandığı günleri göstersin bize.