Evet bencilim çünkü kendimden başka kaybedebileceğim hiç bir şey kalmadı.
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from Canada

seen from United States
seen from Yemen

seen from United States
seen from Russia
seen from United Kingdom
seen from China
seen from China
seen from South Korea
seen from France
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Türkiye
seen from Germany
seen from United States
Evet bencilim çünkü kendimden başka kaybedebileceğim hiç bir şey kalmadı.
Size kendimi , acılarımı , yaşadıklarımı ve yaşamak istediklerimi anlatabilirim. Yinede sizin anladığınız kadar anlaşılabilirim. Yani sizde kendim kadar değil sizin anladığınız kadarım... Herkes gibi ... Ama ben kendini anlatmayan biriyim.
NOT: En önemli değer anlaşılmaktır. Dahası başkalarına özgürce anlatabilmektir.
Kaynak: efillavin
yavaş yavaş bencil olmayı öğrendim.
Ruhun Açlığı
İnsanlık, düzgün bir şekilde akıl yürütmeye başlayabildiği zamandan bu yana hayatı anlamlandırmaya çalışmıştır. Bunu yaparken de kendisine bir hedef belirleyerek o hedefe ulaşmanın ya da ulaşmaya çalışmanın asıl hayatı anlamlandıran şey olduğunu düşünürler. Dolayısıyla kişi, hayatının anlamını da kendisi belirlemiş olur. Bu hedef gerek üst insan olsun gerek gerçeği keşfetmek olsun fark etmez fakat yine de bu seçenekler birisi tarafından seçilmiştir. Oysa genel anlamda “hayatın anlamı” olarak düşündüğümüzde herhangi birisinin seçimi (bu birisinin filozof ya da bilim adamı olması bir şeyi değiştirmez) nesnel olarak düşünülemez. Herkesçe hissedilebilen ortak bir durum olmak zorundadır. Artık herkesin dilinde olan “Hayatın anlamı sence ne?” sorusuna kendimce bir cevap vermek istiyorum.
İnsan ilk kez kendini fark etmeye başladığından beri bir istek sahibi olur. Bu istek kimi zaman birden fazla olabilir veya sonradan farklı şeylere dönüşebilir fakat hiçbir zaman yitip gitmez. Kişinin diline, ırkına ya da değerlerine göre bu istek her geçen gün değişir. Her gün sadece gitar çalmak isteyen birisi bile bir süre sonra farklı bir şarkı çalmak isteyecek ve notaları değiştirecektir. Dolayısıyla dönüşümün büyük olmasına gerek yoktur. Herhangi bir şey istemeden hayatını geçiren birisi var mıdır? Böyle birisi olsa bile büyük ihtimalle aklen sağlıklı durumda olamaz.
İşte hayatın anlamı da budur. Bir kez olsun etrafa bakıldığında da anlaşılacaktır ki kendi istekleri uğruna çalışmayan kimse yoktur. Dünyanın en büyük putu olan parayı kazanmak için onlarca kötü iş yapılmasının nedeni de bu ruhun açlığını doyurmaya çalışmaktır. Yeterli miktarda para sahibi olunduğunda da değişen açlığı doldurmak daha da kolaylaşıyor. İnsanın temel ihtiyacı dışında gelecek olan ilk şey de yine bu ruhtan kaynaklı istektir.
Buradan da varabiliriz ki insan aslında bencil bir varlıktır. Sadece kendi içindeki ruhun açlığını doyurmaya çalışan ve iyilik ya da kötülük kavramını bu doyurma biçimini masumlaştırmak için kullanan bir yalancıdır. Hatta çoğu zaman iyilik peşinde olan bir kişi zamanla kendinin masumluğuna o kadar inanmaktadır ki küçük bencilliklere göz yummaktadır. İnsanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan çok küçük bir kısım için göz yumulabilir. Örnek olarak iştah verilebilir. Bu temel düzeyin dışındaki her istek ise (isteğe göre değişir) bencillik barındırmaktadır. Özgürlük ve adalet gibi kavramlar da açlığı doyurmak için bir sınır çizmektedir. Özgürlük ile herkes başkasını engellemeden kendi istediğini yapabilir, adalet de sınırı geçenler için ceza verir.
Bir kimsenin ruhunda açlık barınmaması söz konusu değildir ve bu açlık doğal olarak ortaya çıkar. Nesnel olarak cevaplanması gereken “Hayatın anlamı nedir?” sorusunun da cevabı “Her daim aç olan ruhu doyurmaktır.” olacaktır. Bu cevap her ne kadar bencillik barındırsa da yerinde bir cevaptır çünkü kendi iyiliği için olmayan bir şeyi isteyemez. Yaptığı her iyilik bile en ufak boyutta bencillik barındırmaktadır. Bu durum gözle görülemez fakat ortadadır.
İnsanlar bencildir, insanlar ellerindekilerin değerlerini bilmezler, işte sorun da burada..
"Kimse seni sen olduğu için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek.
Sen hiç sevilmemiş olacaksın hikayenin sonunda..."
Keşke bu kadar fedakâr değilde sadece kendini düşünen bir bencil olsaydım.O zaman kıymetli olurdum.Kalbimi söktüğün gibi sökseydim en dibinden...En derinden...
Peki sence nasıl içimize atmayabiliriz sırf karşımızdakini kırmamak için söylemediğimiz cümleleri? Mesela ben daha bugün yaşadım bu durumu çok yakın bir arkadaşım benim kırılmamı hiç önemsemeden bir şey söylerken ben karşılık bile veremedim genelde böyle durumlarda işte cevap bile vermiyorum , umursamıyorum onu deyip geçiştiriyorum ama işin aslı öyle değil aslında bu önemli ve ben her karşımdakine düşüncemi söylemem gerektiği yerde sustuğumda bir sonrakinde konuşmam daha da zorlaşıyor . Sence karşımızdakine biraz da biz düşünmeden , onu incitmekten korkmadan konuşsak bencil mi oluruz?Çünkü ben hep bu düşünce yüzünden susuyorum.
Buna verebilecek o kadar da ışıltılı bir cevabım yok ancak seni kıran kişiye içindekileri söylemek bencillik değildir. Tabii ki bu sinir halindeyken birbirinizi tamamen kırın yok edin değil de sana söylediklerine cevap olarak ya da en basitinden kırıldığını bile anlatabilirsin ancak susmak ruhunu da susturur. İçindekileri dışa vurmak istiyorsan zaten en başta ruhuna kulak vermelisin her şey ilk sende başlar. Ödül ver kendine mesela daha önce hiç yapmadığın ama istediğin bir şeyi yap bu ufacık bir çikolata bile olabilir ancak yapın bunu. Onlar bırakın kırılsınlar sizi kırıyorlarsa sizinde içinizdekileri yapmak tabii en doğal hakkınız ancak benim dediğim paldır küldür bir arkadaşlığı bitirin değil ki bana kalırsa kırılmanızı önemsemeyen biri ise en yakınınız olsa bile konusmayı bitirmelisiniz. Her sustugunuzda biraz da şunu düşünün oradaki siz değil de başka biri olsaydı susmazdı ya da kücücük bir cocuk yani içinizdeki o çocuga söyleniyor bu sözler o zaman susmazdınız. Eve gidince veya uyumaya yakın vb vb bu düşünceleri düşünüp işkence etmektense söylemek istediğiniz o cümleleri söyleyin keşke demeyin asla. Keşkelerinizle kalmayın işte. Bu bencillik değil. Keşke oluşturacak en ufak şeyi silin hayatınızdan ya bırakın varsın biraz da siz bencil olun. Onlar yapınca kötü değilse bencil olmuyorlarsa siz yapınca neden olsun ki?