#karmik
seen from Romania
seen from Guatemala

seen from T1
seen from Slovakia

seen from Portugal

seen from Sweden

seen from Italy
seen from Australia
seen from China
seen from France
seen from China

seen from Italy

seen from Portugal

seen from Malaysia
seen from Romania

seen from Italy
seen from Italy

seen from T1

seen from T1

seen from France
#karmik
Trying AI tarot reading from labirynthos apps.
I kind of shocked with the result because it's very much similar to what my spirit guides had told me. However I was looking for the answer of whether "Etienne" carries the energy of my karmik or twin flame and unfortunately... both karmik and twin flame cam do pretty much the same thing, with different taste.
Anyway, my card is the Tower, his card is the Empress, and mutual energy is 10 swords.
Yine harika bir atölye ile karşınızdayız. https://www.potansiyelim.com/online-egitim/okult-bilgiler-isiginda-dogum-haritanizi-sifalandirma-atolyes #astrolog #astrolojiegitimi #karmik #karmaastrolog #karmaastroliji #onlineegitim #atölyeçalışması (Kadıköy) https://www.instagram.com/p/CQITtLkrZWk/?utm_medium=tumblr
Dünya’nın Yakın Geleceği (1)
Shirley Battie aracılığı ile Yüksek enerji Kanallığı
Çeviren İrem Janssen
Çevirisi yapılan videonun orijinalini bu bağlantıda bulabilirsiniz
https://www.youtube.com/watch?v=H2E-3B2KT4M
Çevirenin Notu (ÇN):
Değerli okuyucular, Jashua çevirilerine biraz ara verip, sizlerle başka bir kaynağın ilettiği bilgileri paylaşmak istiyorum. Shirley Battie, güvenilirliği uzun süre önce kanıtlanmış, oldukça bilinen bir kanal. Birçok değişik çalaktik varlığın ve yüksek enerji yoğunluklarında var olan ve fiziksel olmayan varlıkların kanallığını yıllardır yapıyor. Kanallık yapmak suretiyle topladığı bütün bilgileri dört ayrı kitapta yayınladı. Ara sıra, akşam toplantıları düzenliyor ve canlı topluluk karşısında kanallık yapıyor. Böylece orada bulunan insanlar soru sorma imkânını buluyorlar. Bu videolar internette yayınlandı ve herkesin kullanımına açık.
Aşağıda bu videolardan birinin çevirisini bulacaksınız. Jeshua’nın anlattıkları ile müthiş benzerlikler olduğunu sizin de göreceğinizi düşünüyorum. Bazı yerlere kendi notlarımı iliştirdim ve onları parantez içinde (ÇN) yani çevirenin notu olarak belirttim. Kanallığı yapılan yüksek enerji yoğunluğundaki bir kolektif enerji. Kendilerine bir isim vermiyorlar. Dolayısıyla onalar “BİZ” demeyi tercih ettim.
Bu bilgilerin hepimize faydalı olacağını ve zihnimizi yeni bakış açıları yaratmak için teşvik edeceğini umuyorum.
Sevgi ile kalın
İrem Janssen
BİZ: Sizlerden, bizi orada ya da burada, yani bir mekâna mensupmuşuz gibi düşünmenizi istemiyoruz. Biz sadece ruhu temsil ediyoruz. Mensup olduğumuz bir mahal veya mekân yok. Anlayabiliyor musunuz? Biz her an her yerdeyiz. Zihnimiz nerede olmayı isterse orada var olabiliriz. Bunu aslında sizler de yapabilirsiniz. Zihninizin istediği her yerde olabilirsiniz. (ÇN: Geçmişi veya geleceği düşündüğümüz her an aslında tam şu andan uzaklaşmış ve zamanda yolculuk yapmış oluyoruz). Ancak bunu tam olarak hissedemiyorsunuz. Dünya planeti ile ve şimdiki enkarneniz ile sınırlı olduğunuzu zannediyorsunuz. Sizden biraz farklı bir şekilde düşünmeye başlamanızı istiyoruz. Zihninizi özgür bırakın, hayal etme gücünüzü ve yaratım gücünüzü kullanın. Dışarıdaki varoluş, o kadar büyük ki. Sizin için gerçekten çok büyük bir tablo ve sizin keşfetmenizi bekliyor.
Buraya gelip sizinle konuştuğumuz zaman aslında yaptığımız şey bir çağrıya cevap vermek. Sizin bütün çağrılarınıza cevap verilir. Bizden bazı isteklerde bulunduğunuzun farkındayız. Sizler neler olacağını bilmek istiyorsunuz. Aslında size söyleyeceklerimizin büyük kısmını siz zaten biliyorsunuz. Ancak ne bildiğinizin bilinçli olarak farkında değilsiniz. Zihninizi serbest bıraktığınız zaman, bütün bilgilere ulaşabilirsiniz. Bilgi zaten orada. Bizim söylediklerimiz bazılarınıza çok tanıdık geliyor. Belki bazılarınız için bunlar uzak kavramlar. Sizi soru sormaya davet etmek istiyoruz. Soru sorduğunuz zaman, aslında yaptığınız şey zihninizi keşfetmesi için serbest bırakmak.
Sizinle konuşurken aynı zamanda başka konuşmaların da içindeyiz. Umarım bunu anlayabiliyorsunuz. Bizim arkamızda bir ekip var ve bu konuşmayı yaparken zaman zaman bu ekipten bazı yönlendirmeler ve talimatlar alıyoruz. Sorularınızı yanıtlamaya hazırız.
Soru soran: Dünya’nın bir değişimden geçeceği, hatta bunun bir eksen kayması şeklinde olacağı söyleniyor. Sizin bu konuda ne düşündüğünüzü bilmek istiyorum. Ve bu kayma olduğu zaman kendimize nasıl yardim ederiz ve kendimizi nasıl koruruz?
BİZ: Evet, bahsettiğin kayma veya değişim zaten tam şu anda gerçekleşiyor. Zaten bildiğinizi söylediğimiz konulardan bir tanesi buydu. Sizlere dalga dalga yeni enerjiler geldiğinin zaten farkındasınız. Bu enerjiler sizin için itici bir güç oluyorlar. Bedeninizdeki her atom bundan etkileniyor ve DNA yapınız değişiyor. DNA diye bildiğiniz şey varoluşunuzun temel taşı. Ancak bundan daha fazlası var. Bizim gibi ve bizimle aynı anlayışta olan diğerleri, yani uzaydaki kardeşleriniz, dalga dalga gelen enerjilerin itici gücünden faydalanıyorlar. Bizler bu enerjilerden faydalanıyoruz. Ve bu dönemi sizin DNA’larınızı ve beyin aktivitelerinizi ayarlamak için kullanıyoruz. Yani mesele sadece yeni enerji dalgalarının geliyor olması değildir. Ve bu enerjiler sadece Dünya ile ilgili değildir, yani sadece Dünya’nızı etkilemiyor. Tüm güneş sisteminiz bundan etkileniyor. Biz insanlığın DNA’sını değiştirmek için devreye girdik. Bunu geçmişte de yapmıştık. Belki bu bazılarınıza müdahale etmek gibi gelebilir, ancak bu doğru değil. Bizler de sizin Dünya’nızın bir parçasıyız. Dolayısıyla bir bakıma bunu yapmaya hakkımız var. Çünkü bizler de zaman zaman Dünya’da enkarne oluyoruz ve DNA’lardaki değişim kendi ırkımızı da güçlendiriyor. Bir çoğumuz sizin geleceğinizden geliyoruz. Aslında bu akşam burada sizlere konuşanların büyük bir kısmı sizin geleceğinizden geliyor. Dolayısıyla hem sizin için hem de bizim için fiziksel bedenlerinizde oluşan değişiklikler büyük önem taşıyor.
Her bir insanın, gerçekten abartmıyoruz, her bir insanın genetiği ayrı ayrı ayarlanıyor. Örneğin doktora gittiğiniz zaman, doktor size ilaç yazmadan önce sizin kilonuzu, boyunuzu ve geçmiş hastalıklarınızı bilmek ister. Çünkü vereceği ilacın vücudu nasıl etkileyeceği kişiden kişiye değişir. Bizim yaptığımız şey biraz buna benziyor. Ayarlamalar sonucu kiminiz kendisini yorgun hissedebilir veya baş ağrılarından şikayet edebilir. Bunlar size negatif gözükebilir, ancak aslında değiller. Bu tür ayarlamalar yapıldığı zaman çok hızlı hareket etmek zorundayız. Size değişim çok yavaş geliyormuş gibi gözükebilir. Ancak evrimin tamamını düşünürseniz, bu ayarlamaların gerçekten çok hızlı bir şekilde gerçekleştiğini görürsünüz. Eğer bu değişimler evrimin eline bırakılsaydı, o zaman sizler değişimi hissetmezdiniz bile. Çünkü çok yavaş gerçekleşirdi. Sizlerle bu konuda paylaşabileceklerimiz sınırlı. Ancak ilerledikçe ne kadar bilginin açığa çıkacağını beraberce göreceğiz.
Bazılarınız kendilerini sanki yok olmuş gibi hissedebilirler. Bu size korkutucu gelebilir. Ancak bu sadece bir anlıktır. Sürekli değildir. Eğer burada olmadığınız gibi bir hisse kapılıyorsanız, bu var olan değişimler ve ayarlamalar sebebiyledir. Bunlar büyük değişim için yapılan hazırlıklardır. Yani fiziksel bedeninizin vibrasyonu değişmektedir. Değişim tam anlamıyla gerçekleşmeden önce, burada olmaya devam edeceksiniz. Bu hissettikleriniz sadece kısa süreli alıştırmalardır.
Bazılarınız ise aynı anda birden fazla mekânda var olduğunu hissedebilir. Her seferinde bazılarınız diyoruz, çünkü bu değişimlerin ve ayarlamaların etkileri kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Ancak başka mekânda var olan siz, diğer mekandaki sizlerden haberdar değildir. Ancak tanıdıklarınız gelip size “seni şurada gördüm” veya “seninle şurada konuştum” gibi şeyler söylediği zaman bunun olduğunu anlarsınız. Yani özünüzü başka bir yerde var etmişsinizdir. Bu size olması zor gelebilir ancak ayarlamalar sebebiyle, bunu birçok insan sıklıkla deneyimleyecek.
Olduğunuz zamanın ilerisine gittiğiniz anlar da olacak. Bunu alzimer hastalığı olanlara benzetebiliriz veya hafızası yerinde olmayan kişilerin içinde olduğu duruma. Bu insanlar bir anlamda zaman içinde yolculuk yaparlar. Öncesine veya sonrasına giderler, başka boyutlara geçerler ancak bedenleri tam şu anda buradadır. Aslında son yolculukları için düzenlemeler yapıyorlar. Elbette fiziksel anlamda yok olmayacaklar. Zaten bunu onları seven yakınları kaldıramazdı.
Fiziksel anlamda yok olmak da mümkün, ancak bu sadece etrafınızdakiler bundan etkilenmeyeceklerse olabilir. Hepinizin sizi gözetleyen ve size yardım eden rehberleriniz var. Yüksek benliğiniz bu rehberlerden birisi. Fiziksel anlamda yok olmayı zaten ancak rehberleriniz buna ikna olursa ve bunu sizin için ayarlarlarsa yapabilirsiniz.
Hepiniz burada batılı dünyanızda, batılı düşüncelerinizle ve batılı anlayışınızla oturuyorsunuz. Ancak bu değişimlerin ve düzenlemelerin evrensel olduğunu biliyorsunuz değil mi? Dünya’nızda sizin düşündüğünüz gibi düşünmeyen birçok değişik kültür var, ancak bu değişimin herkes farkında. Belki ormandaki yerliler bu değişimi bambaşka bir şekilde adlandırıyorlar. Belki bunu bir sonraki boyuta geçiş olarak görmüyorlar, ancak kesinlikle fark ediyorlar. Yani bu değişimi her değişik kültür veya grup kendi görüsüne göre anlatıyor.
Daha önce söylediğimiz gibi, bilinç istediği yere istediği zaman yolculuk yapabilir. Dünya’nızdaki başka kültürdeki insanlarla da konuşuyoruz. Ancak iletişim yöntemlerimiz farklı. Onların anlayacağı şekillerde iletişim kuruyoruz. Daha çok Şamanlarla ve ruhsal alemle bağlantıya geçmeyi bilen diğer kültürlerle iletişimdeyiz. Söylemeye çalıştığımız şey şu; bu olanlar, bu değişim, ayarlamalar sizin batı dünyanızda olmanızla veya sizin inandığınız dinle alakalı değil. Bu gerçekten evrensel, bütün insanlığı kapsıyor. Bir inancı olanlara iletişime geçmemize, bu inancın unsurları yardım ediyor. Ancak biz hiçbir inancı olmayanlarla da iletişime geçmek için yöntemler buluyoruz. Onlar da zaman içinde yolculuk yaptıkları veya fiziksel anlamda yok oldukları hissine kapılıyorlar. Onların da DNA’sı ayarlanıyor ve değiştiriliyor. (ÇN: Bu sebeple kanallık yapanların çoğu Jashua’ya, baş meleklere veya başka bir dini figüre bağlandıklarını zannediyor. Çünkü iletişime geçen varlıklar, inanç sistemlerini aracı olarak kullanıyorlar. O zaman iletişime geçmek kolay oluyor)
Gördüğünüz gibi manyetik anlamda kutuplarınız var. Galaktik merkeze hizalanmayı ve güneş sisteminizin döngülerini hepiniz biliyorsunuz. Her beden bunu hissedecek ve her beden bundan etkilenecek. Aslında bu bir bakıma bedende meydana gelen eksen kaymasıdır. Bütün bu manyetik anlamdaki değişiklikler olurken, sizlerin bedenlerinin bundan etkilenmemesi zaten mümkün değildir. Kiminiz kendisini yorgun hissediyor veya baş dönmesinden şikayetçi. Aslında hiçbir probleminiz yok. Hasta değilsiniz. Sadece manyetik değişiklikler oluyor ve bedeniniz bundan etkileniyor. Yüksek benlikleriniz tek tek bu değişimi dikkatle gözlüyor. Bu elbette hayvanlar aleminde de hissediliyor. Hayvanlarda alışık olmadığınız davranışlar gözleyebilirsiniz. Bunu yunuslarda ve balinalarda açık bir şekilde görmek mümkün. Veya bazı hayvanların yönlerini kaybettiklerini görebilirsiniz.
Sorduğun sorunun cevaplandığını düşünüyor musun?
Soru soran: Evet teşekkürler. Bunu takip edecek başka bir sorum daha var. İnsanlar üzerinde yaptığınız bu DNA ile ilgili uygulamalar, ne kadar zamandır devam ediyor? Bunu Dünya yılı ile ölçebilir misiniz?
BİZ: Biz zaman içinde belli bir yerde değiliz. Lütfen hatırla biz zamanda istediğimiz şekilde yolculuk yapabiliyoruz. Anlıyorum kaç yıl olduğunu bilmek istiyorsun, ancak bizim için Dünya yılı ile ifade etmek gerçekten zor. Ancak şunu söyleyebiliriz, bunun planlanması 1930’larda yapıldı. Plan yürürlüğe konduktan sonra çok dikkatli bir şekilde gerçekleştirilmeye başlandı. Dediğimiz gibi, biz zamanda yolculuk yapıyoruz, yani gelecekte ne olabileceğini görebiliyoruz. Gelecek her zaman olasılıklardan oluşur ve zihnin neye odaklandığına göre bu olasılıklardan biri veya birkaçı gerçeklik kazanır. İnsanlığın evrensel anlamda, hep beraber neye odaklandığına göre, gelecekte olabilecek olaylar değişiklik gösterir. Secdece batı dünyasından bahsetmiyoruz. Bütün insan ırkından bahsediyoruz. Yani değişimin nasıl olacağının birden fazla olasılığı var ve hangi yola sapılması gerektiğini dikte etmek bizim işimiz değil. Biz sadece olasılıkları görürüz, ancak sizleri yönlendiremeyiz, sizleri sadece teşvik edebiliriz. Biraz zaman verin, kendi rehberlerimize bu konuda ne kadar bilgi paylaşabileceğimizi danışmalıyız. (5 saniye sessizlik).
Rehberlerimiz bizden şu bilgiyi paylaşmamızı istedi. İnsan ırkı ile ilgili bu program insanlığın ilk başlangıcında başladı. Ancak senin sorun olacak değişimle ilgili değil mi?
Soru soran: Tam olarak sormak istediğim şey, DNA’mızı ve beyin dalgalarımızı değiştiriyor, aktive ediyor olmanız ne zamandır sürüyor?
BİZ: Anladım. Bu insanlığın başından beri devam ediyor. Ancak bu programın size göre en yakın zamandaki uygulaması 1930’larda başladı. Şimdi bu başka bir soruya zemin hazırlar. Biz sizlerle konuşurken hiçbir mekânda değiliz. Sizlerle direk Kaynak’tan konuşuyoruz ve sizin geleceğiniziz. Mekân meselesini anladığınızı umuyoruz. Peki ya zaman meselesi? Sizlerle hangi zaman çizgisinden konuştuğumuzu biliyor musunuz? Ne sorduğumu anlıyor musunuz? Çünkü birçok değişik gelecek mümkün. Kendinize sorun, biz sizlerle hangi olası zaman çizgisinden konuşuyoruz? Eğer pozitif olası zaman çizgisinden sizlerle konuştuğumuzu düşünüyorsanız, o zaman bu bizim için gerçek olur. Çünkü pozitif bizim seçimimiz, bunu biz kendimiz seçtik. Dolayısıyla sizlerle kendi seçtiğimiz pozitif zaman çizgisinden konuşuyoruz. Peki, negatif seçeneği seçmiş olanlar hangi zaman dilimindeler? Maalesef onların olduğu zaman çizgisi çok makbul değil. Bizler negatif zaman çizgisini seçmiş olanlarla konuşmuyoruz. Bizlerin burada sizlerle konuşuyor olmasının sebebi, sizin kendi ışığınız ve kendi gelişiminiz. Bizim hissettiğimiz gibi hissetmeyen ve seçtiğimiz gibi seçmeyen varlıkların da var olduğu gerçeğini bilmeniz gerekiyor. Eğer isterseniz, karanlık yolu seçebilirsiniz. Biz sizinle tek bir doğrultuda, yani pozitif doğrultuda konuşuyoruz. Ancak bu, negatif doğrultuyu seçenler olmadığı anlamına gelmez. Bunun farkında olmalısınız. Tüm insan ırkı bunun farkında olmalı.
Bir ayrışma olacak. Şu anda var olduğumuz yerden konuştuğumuz zaman, bahsettiğimiz şey bizim kendi programımız ve insan ırkını kendi zihinlerimizde canlandırdığımız gerçeklik. Eğer insan ırkının tamamı veya bir kısmı bu gerçekliği seçmek istemezse, o zaman söylediklerimiz karşısında kör ve sağır olacaklar. Mesajlarımızı alamayacaklar. Ve bizlerin isteği negatif ve pozitif zaman çizgilerini birleştirmek değildir. Tam tersine onları birbirinden ayrı tutmak istiyoruz. Burada gri bir alan da var. Ne pozitifi ne de negatifi seçmiş olanlar. Bu yüzden zamanda geniş aralıklar açılıyor. Bu zaman aralığı negatif yolu seçmiş olanlar için de bir fırsat. Sizler gibi olanlardan etkilenebilir ve tekrar düşünüp seçimlerini değiştirebilirler. Böylece karmik yüklerinden kurtulabilirler. Onlar da yaratımın bir parçası, onlarda tanrıdan yani kaynaktan geliyor ve şimdi değilse bile, zamanı geldiğinde onlar da yollarını pozitife çevirecekler. Hatırlayın, onlar da yolculuk yapan ruhlar.
(ÇN: Burada Dünya’nın ve onunla beraber yaşayan bütün varlıkların 3D enerji yoğunluğundan, 4D enerji yoğunluğuna geçişinden bahsediyor. 3D enerji yoğunluğu seçim yoğunluğudur. Burada ruhlar hem negatifi hem de pozitifi deneyimlerler, zıtlıkların her türlüsünü yaşarlar ve 3D enerji yoğunluğunun son aşamalarına gelince, eğer bir üst seviyeye geçmek istiyorlarsa, bir secim yapmak durumdadırlar. 3D enerji yoğunluğu için birçok yerde “hasat” terimi kullanılır. Yani ruhların negatif veya pozitif olarak üst yoğunluklara hasatının yapılacağı yoğunluk. Bu her 25.000 yılda bir geçekleşiyor. 21.12.2012 başka bir 25.000 yılın sonuydu ve bu tarihten beri hasat döneminin içindeyiz. Dünya, kişiselleşmiş ruh olarak kendi seçimini yaptı ve pozitif kutbu seçti. Onunla beraber yaşayan insan ırkı da seçimini yapmalı. Pozitif (başkalarına hizmet) kutbunu seçenler Dünya ile beraber ayrışacaklar. Negatif (kendine hizmet) kutbunu seçenler ise başka bir zaman çizgisinde tekrar enkarne olacaklar. Bir de henüz seçmeye hazır olmayanlar var. Onlar ise kendi ruhsal gelişimleri için en uygun 3D gezegende tekrar enkarne olacaklar. Zaman aralığından kastedilen ise, 21.12.2012’den bugüne kadar geçmiş olan süre. 2012’de bir eşik atlandı, ancak değişim asla bir seferde olmuyor. Bir zaman aralığı veriliyor. 5’inci Enerji yoğunluğu negatif kutbun var olabildiği son enerji yoğunluğudur. Bundan sonra 6’ya geçebilmek için, ruhlar seçimlerini değiştirmek durumundalar. Çünkü 6’inci yoğunlukta ancak pozitif ve BİRLİK bilinci var olabilir. Ancak ruhlar buna hazır olana kadar negatif kutbun dördüncü veya beşinci yoğunluklarında var olmaya devam edebilirler. Dolayısıyla kanallığı yapılan varlık, negatif kutbu seçmiş olanların eninde sonunda yönünü değiştireceğinden bahsediyor. Evrim hiç durmayan bir süreç. Negatif kutbun, yani ego benliğin, kendilerine artık hizmet etmediğini görünce, zaten seçimleri değişmiş olacak)
Soru soran: Söylediklerinizden anladığım, bir noktada bir şeylerin değişeceği yönünde. Yani sanki bir şeyler sona erecek.
BİZ: Bu aniden olmayacak, zamanla gerçekleşecek. Akan bir nehir düşünün. Bu nehir sizsiniz, yani insan ırkı. Ve bir noktada akıntı değişiyor. Ve su hangi akıntıyı takip edeceğine karar veriyor. Bir kısmı yeni akıntıyla devam ediyor, diğer kısmı eski akıntıda kalıyor. Ancak su durmuyor, hep akıyor. Sorunu cevaplayabildik mi? Son nokta da bile değişiklikler olabilir. Ve bir gün, bir sonraki günden tamamen farklı olacak demek değildir. Bu bir akıştır. 2012’den sonra bir süre daha bu değişim devam edecek.
Soru soran: Birçok insan bu değişim olduğu zaman insanların arkada kalacağından veya çok kötü şeylerin olacağından bahsediyor. Ben kendim bunlara inanmıyorum ama söylenenler böyle.
BİZ: Bunu şöyle açıklayalım. Kişiler arasında sevgi bazlı bir bağlılık varsa, bu sevginin küçük bir kıvılcımı bile olsa fark etmez, sevginin var olması yeterlidir. Bu bir insana duyulan sevgi veya doğaya veya hayvanlara duyulan sevgi olabilir. Eğer bir kişide ufacık bile olsa bir sevgi kırıntısı varsa, o zaman bu insanlar negatif yola gitmeyecekler. Bir anlamda kurtarıcınız sevgidir. İnsanlar sevgi dolu davranışlarda bulunmasalar bile, en karanlık eylemleri gerçekleştirseler bile, derinlerde bir yerlerde sevgi kırıntısı mutlaka vardır. (ÇN: Seçim yapmaya hazır olmayan ancak içinde sevgi barındıran ruhlar, kendilerini rahat hissedecekleri, evrimleri için yani ruhsal gelişimleri için en uygun yerde tekrar enkarne olacaklar. Kanallığı yapılan varlık aşağıda bu tekrar enkarne olma şekillerden bahsetmeye başlıyor.)
Bir kişinin yaşamını sonlandırabileceği birçok değişik yol vardır. Kimisi ölümü bekler ve bir sonraki enkarnesinde kendisine en uygun ortamda tekrar enkarne olmayı seçer. Kimisi ise başka yöntemler seçer ve bu yöntemlerde fiziksel beden yok olmaz. (ÇN: Burada bahsedilen “walk-in”, yani bir ruhun bedeni başka bir ruhtan devralması. Fiziksel bedeni yöneten kişiselleşmiş ruhun değiş tokuş edilmesi). Bunların her birinde üçüncü yoğunlukta enkarne olunan ortam, bu ruhun kendi yaratımıdır. Bunu her zaman ruh kendisi yaratır. (ÇN: Hiçbir şey tesadüf değil, ruhun yolculuğu sırasındaki her şey ruhun kendi seçimi.)
Karmik yüklerini temizleyemeyecek olanlara ise yardım edilecek. Burada bütün insan ırkını etkileyen çok korkunç eylemlere imza atmış varlıklardan bahsediyoruz. Onlar da kendi ruh yolculukları için en uygun vibrasyondaki başka bir gerçeklikte tekrar enkarne olacaklar. Çünkü bu varlıklar beşinci boyutun yüksek enerjisine uyum sağlayamazlar. (ÇN: Burada bahsedilen 4D negatif enerji yoğunluğundaki ET’ler. Hala Dünya üzerinde kontrol sahibiler. Bunlar birçok değişik ırktan meydana gelen bir grup. İsimleri kimi yerde Draco, kimi yerde ise Orion diye geçiyor. Dünya’daki dini organizasyonlar, medya ve para sistemi aracılığıyla Dünya’nın gerçekliğini belirliyorlar. İnsanlar ise, önceden belirlenmiş ve tamamen korku üzerine kurulmuş bu unsurlara odaklandıkça, gerçekliklerinde bunları yaratıyorlar. Yani bir bakıma bu 4D ve 5D enerji yoğunluğundaki özellikle teknolojik anlamda fazlasıyla gelişmiş olan varlıklar, bizim kendi yaratım gücümüzü bize karşı kullanmış oluyorlar.)
Yani her ruh, kendisi için en uygun yol hangisiyse onu takip edecek. Bu söylediklerim anlamana yardımcı oldu mu?
Bazı ailelerde, bir veya birkaç aile üyesi çok vahşice hareket ediyor olabilir. Ancak diğer aile üyeleri onları yine de severler, çünkü onlar ailenin bir parçasıdır. Onları onaylamazsınız, ancak yine de seversiniz. Ve bu sevgi bağı kopartılamaz. Sevgi bağı varsa, bu asla kopartılamaz. Zaman zaman bu bağ incelebilir, ancak kopmaz. Burada bahsettiğimiz ruhsal düzlem. Çünkü beşinci enerji yoğunluğuna vardığınız zaman, hala kendinizi fiziksel anlamda deneyimleyeceksiniz. Ve size sanki işler hep beşinci yoğunluktaki gibiymiş gelecek. İnsanları daha kolay anlayacaksınız, her şeyin etrafındaki aurayı hissedeceksiniz. Bu size çok doğal gelecek ve bir değişim olduğunu fark etmeyeceksiniz. (ÇN: Burada bahsedilen şu anda içinden geçtiğimiz değişim süreci. Bir çoğumuz 5D enerji yoğunluğunu aktif olarak yaşamaya başladı bile, aktif olarak günlük yaşamlarına kattı bile. Dünya’ya ve Dünya üzerinde olanlara bakış açıları tamamen değişti. Ve bu noktaya varınca, her şeye bu noktadan bakmak çok doğal geliyor. Sanki bu hep böyleymiş gibi).
Soru soran: Bazen gece uyanıyorum ve her şeyin değiştiğini fark ediyorum, fiziksel olarak her şey aynı olsa bile. Bahsettiğiniz şey tam olarak bu mu?
BİZ: Hayır değil. 5D enerji yoğunluğunun doğallığı sadece bazılarınıza olacak. Ve bu olunca, 3D enerji yoğunluğuna ait hatıralar silikleşecek. Size şunu soralım. Hanginiz 2D enerji yoğunluğunu hatırlıyor? Ne söylemeye çalıştığımızı anlıyor musunuz? Bir enerji yoğunluğunu terk ettikten sonra, eğer bu enerji yoğunluğunda özellikle hizmet etmeyi seçmemişseniz, o zaman eski enerji yoğunlukları unutulur.
Soru soran: Peki 5D enerji yoğunluğuna geçtikten sonra, zamanda yolculuk yapmak istersek, eski enerji yoğunluklarına geri dönüşler yapabilir miyiz?
BİZ: Eğer niyetiniz buysa, elbette yapabilirsiniz. Hatırlayın lütfen, zihninizi nereye odaklarsanız oradasınız demektir. 3D, 4D ve 5D enerji yoğunluklarının kendi içlerinde seviyeler vardır. İnsan ırkı şu anda 3D enerji yoğunluğunun en üst seviyesinde. Bu sebeple sizler için 4D ile kontağa geçmek kolay, aradaki perde çok inceldi. O yüzden medyum veya kanallık yapanların sayısında bir artış var. Bahsettiğimiz değişim, 4D enerji yoğunluğunun ilk seviyesine geçiştir. Ve şu anda 4D enerji yoğunluğunda olanlar ise yine 4D içinde bir üst seviyeye geçecekler. 4D enerji yoğunluğuna ulaştıktan sonra, 5D enerji yoğunluğuna ne hızda geçeceğiniz, 4D enerji yoğunluğuna nasıl karşılık vereceğinize bağlı olacaktır. Her bir kişi, kendi ruhsal yolculuğuna göre özgün bir seviyede. Yani enerji seviyeleri evrensel düzlemde tanımlanmaz. Ve her bir kişi bulunduğu enerji yoğunluğunda kendisini rahat hissedecek. Çünkü bu basit bir fizik kuralıdır. Sizler 3D enerji yoğunluğuna uygun bedenlerin içindesiniz ve duvarların içinden geçemezsiniz. Birinin size “sakın duvarın içinden geçme” demesine gerek yoktur, çünkü zaten geçemezsiniz. 4D enerji yoğunluğuna geçtikten sonra, hızlıca ilerleyip 5D yoğunluğa geçebilirsiniz. Veya 4D’de daha uzun zaman geçirip, hazırlanıp 5D’ye geçebilirsiniz.
Hatırlayın, gerçekliğinizi zihniniz yönetir. Zihniniz neye odaklanırsa gerçekliğinizde o şey yaratıma girer. Eğer bir şeyi yapamayacağınıza inanırsanız, o zaman gerçekliğiniz o olur ve o şeyi yapamazsınız. İnançlarınız gerçeklikleriniz olur. Su anda 4D enerji yoğunluğundaki bazı ruhlar hala 3D yoğunluğu terk ettiklerine ve öldüklerine inanmıyorlar. Kendilerini hala 3D enerji yoğunluğunda var olduklarını zannediyorlar. Burada söylemeye çalıştığımız şey şudur; lütfen tek bir düşünce tarzına takılıp kalmayın. İllaki bu şekilde olmalı, kendimi ayarlamalıyım, şunu veya bunu yapmalıyım şeklinde düşüncelere kapılmayın. Bu düşüncelerin hiçbir önemi yoktur. Çünkü gerçekliğinizi, inançlarınız doğrultusunda siz kendiniz yaratırsınız.
Soru soran: 2012’de veya enerji dalgalarının giriş yaptığı zamanlarda, özel bir mekânda olmanın bir önemi var mı?
BİZ: Eğer bu enerjileri bünyenize katacak kadar spritüal gelişim sağladıysanız, evet o zaman bulunduğunuz mekân fark yaratır. Vibrasyonunuz, ruhsal gelişiminizle uyumludur. Eğer vibrasyonunuz düşükse, o zaman giriş yapan bu enerjiler sizin etrafınızda kendilerini rahat hissetmezler. Ancak spritüal manada gelişmişseniz, o zaman bu enerjilerden fayda sağlarsınız. Lütfen anlayın, burada bahsettiğimiz şey ruhsal gelişimdir. Sokaktaki dilenci eğer ruhsal anlamda geliştiyse, o zaman bu enerjilerden mutlaka faydalanır. Ancak bünyenizde karanlık enerjileri barındırıyorsanız, o zaman giriş yapmış olan bu yüksek enerjilere dayanamazsınız. Belirleyici olan ruhsal gelişiminizdir. Bu sebeple günlük yaşamınızda tekrar tekrar nazik, sevgi dolu ve anlayışlı olmanızı salik veriyoruz. Yüksek enerjilerin varlığından haberdar olmuş olmanızın bir önemi yoktur, önemli olan ruhunuzun gelişmişliğidir. Eğer gelişmiş olduğunuzu düşünüyorsanız, o zaman başkalarına karşı nazik olmayan davranışlardan kaçınmalısınız. Bu enerjilerin farkında olmasanız bile, bu enerjilere ruhunuzun gelişmişlik derecesine göre giriş yaparsınız. Anlıyor musunuz? Meditasyon yaparsanız ve vibrasyonunuzu yükseltmek için çabalıyorsanız, bu ruhsal alemle kontak kurmanıza yardımcı olacaktır. Eğer, vibrasyonunuz düşükse, yine ruhsal dünya ile bağlantınız olur, ancak karanlık enerjilerle kontağa geçersiniz. Yani bu kişinin kendisinin yapacağı seçimlere bağlıdır. Sevecekleri ve sevgi enerjisine odaklanmalarına yardım edecek bir şey bulmaları çok önemlidir. Kendileri ile ilgili veya başka birisi ile ilgili sevecekleri bir şey bulmalılar. Burada sevginin sadece kelime anlamından bahsetmiyoruz, sevgiyi gerçek anlamda hissetmekten bahsediyoruz. Gerçek sevgi varsa, sevmeye çalışmazsınız. (ÇN: Bir kişinin spritüal konulara ilgi duyuyor olması veya yüksek enerjileri kullanmak için can atıyor ve bunun için çabalıyor olması bu kişinin ruhsal manada geliştiğini göstermez. Egonun kıskacında kalmış ve kendilerine spritüal öğretmen diyen, hatta bu konuda kitaplar yazan birçok kişi var.)
Soru soran: Ben ruhun gelişmişliğinin tam olarak neyin belirlediğini anlamak istiyorum. Mesela çok sevgi dolu insanlar görüyoruz. Sonra başka enkarnelerinde çok da sevgi dolu olmayan davranışlarda bulunabiliyorlar. Tekrar Dünya’ya gelmelerine ve sevgi dolu olmayan davranışlara yönelmelerine sebep olan şey nedir? Bu nasıl belirleniyor?
BİZ: Her ruhun, başkalarını anlayabilmek için, başkalarına sevgi ve merhamet duyabilmek için, mutlaka bazı deneyimlerden geçmesi gerekir. Merhamet ve anlayış duymak, eğer bu daha önce deneyimlediğiniz bir şey değilse, çok zor olabilir. Başka bir değişle bazı denemelerden geçerler. Bu bir seçimdir. Mesela ruh engelli olmayı seçebilir. Veya kolektif farkındalık yaratmak için kötü bir rol oynamayı seçebilir. Bu mutlaka bir şekilde dengelenir. Mesela parası olan birisi bir yaşamda başkalarını ezmiş ise, diğer bir yaşamda tam tersi şekilde bir deneyim yaşayabilir. Bu dengedir. Ruh bu deneyimleri gelişmek için seçer. Çünkü ruh, mümkün olan en çok sayıda deneyimden geçmek ister. Eğer ruh daha fazla gelişemeyeceği bir noktaya ulaşırsa, o zaman kaynağa geri döner. Kaynak dediğimiz şey sonsuz akıldır. Ve kaynak, kendisine geri dönmüş olan bu tam gelişmiş ruhun deneyimlerinden faydalanır. Ve bu geri dönmüş ruhtan, yüksek düzeyde yeni kişiselleşmiş ruhlar doğar. Bu yeni doğan ruhlar için “yüksek” dememizin sebebi, tam döngüsünü sağlamış ruhlardan doğmuş olmalarındandır. Burada asla bir son yoktur. Gelişim, dönüşüm ve evrim hiç bitmez, hep akar. Anlayabiliyor musun? (ÇN: Ruhlar 3D enerji yoğunluğunda, hasat zamanı gelene kadar tüm zıtlıkları deneyimlemek isterler. Çünkü zıtlıklar olmasa gerçekte ne istediklerini bilemezler. Hasat zamanı geldiği zaman, biriktirdikleri tüm deneyimler, yani bütün pozitif veya negatif deneyimler, seçim yapmalarında yardımcı olur. Bu deneyimlerinden öğrendiklerine göre, bir sonraki enerji yoğunluğunda hangi kutbu seçeceklerine karar verirler. Aynı şey 4D veya 5D için de geçerlidir. Aslında kaynağa varana kadarki tüm enerji yoğunlukları için geçerlidir. Her enerji yoğunluğunun bir vurgusu vardır. Bu vurgunun bütün tarafları deneyimlenmeden o enerji yoğunluğunun ruhsal gelişimine ulaşılamaz. 3D’nin vurgusu seçim ve hasattır, 4D’ninki sevgidir. Pozitif kutbu seçmiş olan ruhlar başkalarını sevmeyi, negatif kutbu seçmiş ruhlar ise kendilerini sevmeyi öğrenirler. 5D’ninki ışık ve bilgeliktir. Bu yoğunlukta ruhlar başkalarını severken aslında kendilerini de sevmeleri gerektiğini veya kendilerini severken aslında başkalarını da sevmeleri gerektiğini öğrenirler. Bu yoğunluk ruhları 6D’deki BİRlik bilincine hazırlar. 6D’nin vurgusu BİRLİKtir. 7D’ninki sonsuzluk ve zamansızlık. Yani seçim veya hasat zamanı gelene kadar, ruhların 3D yoğunluğunun bütün zıtlıklarını deneyimlemeleri çok normaldir.)
Soru soran: Daha önce bir ayrışma olacağından ve pozitif veya negatif yolu seçeceğimizden bahsettiniz. Ancak ben bunu anlamakta zorlanıyorum. O kadar çok insan birbirinden nefret ediyor ki, bu nasıl olacak? Ya da şöyle sorayım, bu nefret dolu kişiler karmik yüklerini nasıl temizleyecekler?
BİZ: Bazı ruhlar, diğer insanların işine yarayacağı için negatif eylemlerde bulunmayı seçebilir. Bu kulağa biraz tuhaf geliyor olabilir. Ancak bu kendi ruh yolculukları için bir çeşit özveridir. Bu çok karmaşık ve birbirine geçişen bir konu. Her ruhun hikayesi özgündür, dolayısıyla genel şeyler söylemekte zorlanıyoruz. Bunu için bir örnek düşünelim. Örneğin bir kişi gerçekten çok kötü eylemlere imza atıyor. Ve bunu deneyimleyenler veya gözlemleyenler, bu bir daha asla olmamalı diyorlar. Ve bunun bir daha gerçekleşmemesi için yardım dernekleri kuruyorlar veya buna benzer bazı oluşumlara giriyorlar. Buradaki olumlu sonucu görüyor musunuz? Bu eylem sebebiyle, karanlık eylemi yapan kişi üzerine karmik yük almaz. Çünkü niyet kötü değildir, niyet veya plan diğerlerinde pozitif bir değişim sağlamaktır. Anlayabiliyor musunuz?
Ancak dediğimiz gibi, enkarnelerin ve onların sebeplerinin sayısız sebebi olabilir. O yüzden ruhsal rehberleriniz olması çok önemli. Bazen aynı ailede büyümüş iki çocuk, aynı aile genlerine sahip, aynı çevreye maruz kalmış, ancak çocuklardan birisi mutlu ve ışık saçarken, diğeri çok mutsuz ve üzgün olabilir. Veya çocuklardan birisi nazik ve anlayışlı iken, diğeri agresif olabilir. Bunun sebebi bu iki çocuğun ruhsal gelişimlerinin birbirinden farklı olmasındandır. Başka bir değişle, ruhun karakteri çocukta kendisini gösterir, çocuğun nasıl bir ortamda büyüdüğünün veya genlerinin önemi yoktur. Dolayısıyla ebeveynlerin her zaman kendilerini suçlamalarını, bu çocuğun böyle olmaması için başka şekilde davranmaları gerektiğini düşünmelerini istemeyiz. Çoğunlukla çocuklar zaten bu karakteristik özelliklerle doğarlar. Her ruh kendi yolculuğundan sorumludur. Var olan ortam içinde her ruh elinden gelenin en iyisini yapmalıdır.
https://degisimbasladi.tumblr.com/
https://www.facebook.com/Humanity-Rising-Humble-writings-to-help-ascension-1333916226668373/?ref=ts&fref=ts
https://humanityrisingblog.wordpress.com
https://www.facebook.com/profile.php?id=718596821654268&ref=ts&fref=ts
…a przysiądę sobie tu na chwilę 🐦 #bird #sikorka #karmik (w: Europe/Warsaw)
・・・ Güneş Ay Düğümleriyle uyum içinde. Bu saatleri karma temizliği için değerlendirebilir, yumuşak bir uslûp ve sakin geçişler içinde tamamlayarak güzel getiriler elde edebiliriz. Retroların ard arda geldiği bu dönem, ruhumuzun çok önceden anlaşmasını yaptığı konuların,kadersel akitlerin ve ruhlar arasında geçen karmik ödeşmelerin de tam zamanı olduğunu anlatmak-yaşatmak istiyor. "Neden?, off! Yeter! Diyenler,hepiniz karmik borçlarınızı ödüyor ve arınıyorsunuz. Oflayıp puflamayın,intikam intikamı,nefret nefreti getirir unutmayın,kul hakkı yemeyi aklınızdan dahi geçirmeyin. Ne oluyorsa olması gerektiği için ve tam da vaktinde oluyor. Bunu böyle bilesiniz. Hadi o zaman,kuşlara,kedilere mama verme ve evrene gülümseme zamanı...... Sevgiyle... #astroloji#astrologer#astrolog#karma#kader#karmik#dharma#kaderebak#hermes#hermetik#?#agac#gunes#sun
Catching Up With Karmik: Harm Reduction Amidst The Fentanyl Crisis
Last spring I talked to Munroe Craig, the co-founder of Vancouver-based harm reduction group Karmik, about the basics of harm reduction philosophy.
The discussion centred around the idea that harm reduction is more than the sum of individual acts like pill checking, or creating a safe tent at festivals. At its core, it’s about affecting change at both the cultural and individual levels to empower safe choices.
This also means that harm reduction initiatives have to be dynamic, as substance use and the attitudes surrounding them are constantly changing.
Before Craig and her team head to Costa Rica to work harm reduction at the second Bamboo Bass Festival, I decided to connect with her again to find out what’s changed over the previous year, both with drug discourses and their approach to harm reduction.
This time around Craig is joined on the phone by Alex Betsos, one of Karmik’s co-founders and their volunteer coordinator. Betsos also currently sits on the national board for Canadian Students for Sensible Drug Policy (CSSDP).
“When we last chatted it was a really great chance for us to be at the beginning of what was seeming to be a changing time,” says Craig.
During the previous interview Craig described the then-current drug discourse as a “paradigm shift” that saw substance use becoming part of popular culture and even gaining acceptability in the media.
Now, she says, this is provoking a change within governing bodies and a new wave of activism.
“I think that some of the things that have changed is actually the talk about drug policy. Some of the progressive pieces that we’ve seen are focused around political officials and health officials; we have more people standing up and taking notice, even if that stepping up is starting with asserting ourselves and identifying that proactive, progressive drug policies are needed,” she says.
Nowhere is the dynamic nature of harm reduction more apparent than the fentanyl crisis, an issue that’s risen to the forefront of public discussion over the past year and left some officials scrambling to develop a response.
“A couple major things have happened since March,” says Betsos.
“One, Health Canada sought consultation to make naloxone more easily accessible, and that was responded to with an overwhelming, ‘Yes, please do that.’ ”
Naloxone is a medication used to treat opiate overdoses, currently sold under the brand name “Narcan.”
“I think that was a very good first step because it means that people have easier access to Narcan kits, which they didn’t necessarily have before,” says Betsos.
“One of the issues that’s coming up is so many people want Narcan kits because they’ve either known someone who’s had an overdose, or they’ve heard about fentanyl being cut into other substances and they want to make sure they’re safe.
“It’s created this new level of awareness which has been pretty fantastic.”
This new demand led Karmik to recently begin training sessions for the administering and usage of the kits.
Another major event occurred in June, when Betsos and Craig were invited to participate in a panel on overdose prevention held by the B.C. Centre for Disease Control.
“There’s definitely this change in awareness; both with the individual substance use level, but also we see public health is really trying to deal with this and catch up to the problem,” says Betsos.
Both Betsos and Craig agree that public health being put in the position of having to “catch up” signals one of the biggest flaws in how policies deal with substance use.
“We need proactive policies and support, not primarily reactive,” says Craig.
“When somebody has an overdose, responding with naloxone can be considered proactive; we educate individuals prior to situations occurring with an overdose, providing them with the tools to support. However it is also considered primarily reactive.
“Naloxone is what we respond with to an overdose situation, but it is not addressing the root cause which is why someone is overdosing to begin with.
“So I think that naloxone is really great, and it’s a step in the right direction, but we need to have more broader harm reduction policies as a whole.
“People have naloxone support and training, but we still have friends, loved ones and family passing away, often with naloxone in their hands.”
Some proactive initiatives that harm reduction activists have long been campaigning for include lobbying for substance decriminalization, launching public awareness initiatives, and working to reduce the stigma that users often face when dealing with public health officials.
These initiatives are favoured over prohibition because, as Betsos points out, prohibition can maintain the same situation currently being seen with fentanyl.
“It’s not like fentanyl came out of nowhere and hit the scene because Oxys [Oxycodone] became Neo [controlled release] Oxys,” says Betsos.
“It already happened before. It’s part of this constant process of drug-prohibition where, because we have all of these drugs prohibited, the cheapest substances that are the easiest to cut into other substances are always going to try to make their way onto the market.”
Similarly, Craig believes that without fundamental shifts in drug discourse, substance-related epidemics will continue happening.
“This substance could be anything,” says Craig.
“Fentanyl is absolutely a cause for concern. The amount of fentanyl that we need to take in order to overdose is much smaller and the substance increasingly potent, especially with synthetic analogues of fentanyl being created at an alarming rate.
At the same time let’s remember that illicit substances being adulterated is not a new thing, this happens all the time.”
The current climate has created a sentiment of fear, with some media outlets either declaring this as the most dangerous time to do drugs, or urging people to avoid drugs entirely. Betsos refers to this as fear mongering, and it creates the illusion that drugs will be safe again once fentanyl leaves.
“It’s actually recreational users that we’ve been seeing the most overdoses with, and we’ve seen an increase in that, so if that’s your metric for the most dangerous time to try substances then maybe it is there,” says Betsos.
“But, I think that’s kind of a sticky way of thinking about it, because it implies that there was a time when there weren’t overdoses, which is not true, and it also implies that there aren’t risks associated with taking substances.”
Rather than join this rhetoric of drug avoidance, Karmik is dealing with the issue by using their training sessions to engage the community.
“I know that what we’re talking about with naloxone, it can seem like a big, deep dark thought,” says Craig.
“You can kind of wormhole all the way down there to where you might feel really scared, afraid, anxious and concerned.
But really, let’s also understand that what we’re doing is actually proactive as well.
We’re empowering and engaging people and their communities to accurately respond and take care of one another.
“We’re increasing the capacities for communities to become more self sufficient as individuals, and lets face it, individuals who are healthy create healthy communities, and that’s also what we’re trying to do.”
The people who attend these workshops then return to their own networks and relay what they’ve learned.
“They’re so happy to put a picture on Facebook and say guess what everybody, I have that kit and I’m here for you. If you need something let me know, and when I go out to an event you’re going to know that I have this kit,” says Craig.
Our interview last March ended with an optimism that harm reduction policies were gaining more traction in both the public and political spheres.
This optimism is still there, but Craig points out the irony of requiring a grave catalyst like fentanyl to initiate discussions, something she hopes will change in the future.
“Why do people need to die or be severely threatened for us to want to change harm reduction policies, support, funding, and possibly start to look at stigmas around substance use,” says Craig.
“Why do we need to have such a very aggressive result happen, or such a very final result happen for us to even look at changing any of these policies, or for them to even garner any attention?
“Karmik has been doing harm reduction work not because people are dying all the time, but because we know it’s an important and significant piece of public health.”
Learn more about Karmik and donate to them at http://www.karmik.ca/
Words by Jonathan Crane Follow Wavelength on Facebook at https://www.facebook.com/WavelengthINTL/
Hey all! Check out my latest single, Vines!
If you like it, find us on soundcloud (www.soundcloud.com/karmikmusic), facebook (www.facebook.com/karmikmusic) and at our website (www.karmikmusic.squarespace.com).
Have a happy thanksgiving, lovelies!