Seni sevmekle kutsayacak Tanrı beni
Şu karanlık deniz gibi soğuk olacak her şey
Pardösümün yakalarını kaldırsam, atkıma sımsıkı sarılsam da
İçimden dışarı doğru esecek rüzgârlar
Sırtını dönüp uyuduğun o adam olmaya bile razı olacağım akşam vakitlerinde
Sen hep neşeli şeyler anlatacaksın
Ve ben hüznün bütün duraklarına tek tek uğrayıp
Bütün neşeli yolcuları öldüreceğim
Yalanlar söyleyeceğim sürekli
En güzel gülüş seninki sanacağım
En inci dişler senin ağzında…
Ve eriyip giden mumlarda arayacağım sana tutkunluğumu
Şarkılardan arabesk ve türkülerden bozlak kıvamında geçecek o sıralar ömrüm
Uzattığın saçlarının kıvrımları döne döne girdaplar oluşturacak iç denizlerimde
Sen bir kez arayacaksın beni
Ve ben “alo” adında bin ayrı methiye düzeceğim sesinin rengine
Ses demişken, caz dinleyeceğim elbette
Elbette piyanonun bütün tuşları siyah olacak o sıra
Ay cemalini göreceğim ara ara
Sırtını dostça sıvazlayacağım martılar üzerimizden uçtukça
Yalanlar söyleyeceğim kendime dedim ya
En büyük hayal kırıklığını yine ben sergileyeceğim “belki de sever beni” dediğimde
İçimdeki denizde, ormanlarımın olanca derinliğinde
Balçık tutan göletlere batacak ayak bileklerim
Haliç’te yanan bütün görünmez gemiler benden bulacak belalarını
Ah işte! Makamım hep böyle gamdan
Çünkü adını koymadan, derecesine aldırmadan sevdim addedeceğim seni
Çünkü Tanrı, seni sevmekle kutsayacak beni
Ve çünkü kutsananlar her zaman kedere zimmetli