seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from Germany
seen from South Korea
seen from Yemen
seen from United States
seen from Ireland
seen from Yemen
seen from Spain

seen from Türkiye
seen from Algeria
seen from South Korea
seen from Yemen

seen from United States

seen from United Kingdom
Güneşin eli değdiğinden beri, içimdeki renkler de böyle usulca uyanıyor..
derler ki: tanrıların en eski çağlarında, kalbi bir kez kırılıp da tekrar atan insanlara zambak fısıldanırmış. zambak, her çiçekten farklıymış çünkü onu sevmek kolay değilmiş. ne gül gibi cilveli ne papatya kadar çocukmuş.
zambak, suskunmuş. gururlu, mesafeli… zarif ama aynı zamanda karanlık.
zambak seven insanlar da böyleymiş.
sıradan aşklara yüz çeviren, sevdiğinde dibine kadar seven, sevdikçe kendinden vazgeçen… onlar için aşk bir oyun değil, bir ibadetmiş. kalplerinde hafiflik değil yangın taşırlarmış. sevilmekten çok yakılmak isterlermiş.
zambak seven birisi, sana gözlerinin ucuyla bile bakıyorsa bil ki o an her şeyi düşünmüştür: seni, geçmişini, en sevmediğin yönünü bile sevip sevmeyeceğini… çünkü onlar severse bir ömür susar lakin bir daha da unutmaz.
bu yüzdendir ki zambak sevenlere dikkat et derler. onlar sıradan bir gülüşe değil, içini parça paramparça eden suskunluğa aşık olur.
Popüler kültürün köpeği olmadığım ve hayatını bir başkasının güzelleştirmesini bekleyen bir kadın olmadığım için gittim kendime sevdiğim çiçeklerden lilyum aldım. 22 yıldır her maaşımda kendime çiçek alırım. Kasımlık bir olay yok.
Açmaya devam ederken bir gün içinde soldu, artık çiçek açmıyor ve güzel kokmuyor ama üç gün önce yeni çiçek açmıştı birden değişti