Çiçekler ölmüş. Hepsi. Eskiden bir yer ayarlardın, güneşi iyiyse yerini de sevdiyse ne biçim açardı. Şimdi güneş aynı, ışık aynı, yer aynı. Suni gübre istiyorlar, 1-2 gram potas koyunca bir coşuyor namussuzlar ama sonra ölüyorlar.
#Repost @birzamanlartr 🔖 Bir zamanlar Türkiye'de, gördüğü her yeşili betona çevirmek isteyen insanlar yerine, çiçeklerine Safiye Ayla dinleten Muhsin Bey'ler vardı. #BirZamanlarTürkiye #BirZamanlar #nostalji #senersen #muhsinbey #raki #safiyeayla #flowerstagram #turksanatmuzigi (Üsküdar Libadiye Caddesi)
#Repost @kisacikmusic with @repostapp. ・・・ Unutulmayan film müziklerinin ve unutulmayan sarkilarin bestecisi #AttilaÖzdemiroğlu'nu yitirdik , şimdi ağla işte Firuze .. Saygı ve Rahmetle #attilaozdemiroglu #muhsinbey #kisacikmusic #firuze
Çiçekler ölmüş. Hepsi Eskiden bir yer ayarlardın, güneşi iyiyse yerini de sevdiyse ne biçim açardı. Şimdi güneş aynı, ışık aynı, yer aynı. Suni gübre istiyorlar, 1-2 gram potas koyunca bir coşuyor namussuzlar ama sonra Ölüyorlar Muhsin Bey 1987\ Yavuz Turgul #kisacikfilm #senersen #muhsinbey #yavuzturgul #uguryucel
#Repost @kisacikfilm with @repostapp. ・・・ Çiçekler ölmüş. Hepsi Eskiden bir yer ayarlardın, güneşi iyiyse yerini de sevdiyse ne biçim açardı. Şimdi güneş aynı, ışık aynı, yer aynı. Suni gübre istiyorlar, 1-2 gram potas koyunca bir coşuyor namussuzlar ama sonra Ölüyorlar Muhsin Bey 1987\ Yavuz Turgul #kisacikfilm #senersen #muhsinbey #yavuzturgul #uguryucel
Sosyal medya nefretiyle ünlü Umberto Eco'yu göreve çağırıyoruz. Okusanız siz de seversiniz.
Şaka bir yana, Muhsin Bey bana sorarsanız bir "son filmi" değil "başlangıç filmi".
Filmin "Doğan" Apartmanı"nda geçmesi ironik biçimde bir çağ kapanırken yeni bir çağın “doğuşu”nu haber veriyor… Nasıl filmin çekildiği asıl mekanın- o günlerde dökülmekte olan "Doğan Apartmanı"ndan söz ediyorum- yıldızı parlayıp sonradan önce emlak dünyasının sonra da “Instagram”ın ünlüsü haline geldiyse ya da Yavuz Turgul ve Şener Şen gişe rekorları kıracak ama “Muhsin Bey”in yanına yaklaşamayan “Eşkıya”ları vs. çektiyse, Muhsin Bey’ler de ortadan yok olmadılar, kabuk değiştirip aramızda kaldılar. Gel gelelim tıpkı “Okan Bayülgen”lere ev sahipliği yapmaya koyulan, gıcır gıcırlaşmış “Doğan Apartmanı”nın bir anda “auras”ından çok şey kaybetmiş olması gibi nesnelerin ve insanların kendilerinden, duyarlılıklarından, inceliklerinden çok şey eksildi yıllarla.
Bununla birlikte uzayda boyuna parlayıp sönen, yeniden ışıldamaya koyulan yıldızlar gibi “Muhsin Bey”ler bizlerle yaşamayı sürdürüyorlar. Sadece çağla birlikte beden değiştirdiler; onlara temas etmiş geçmişin çocuklukları, gençlikleri arasında bugünün yetişkinlikleri içinde duyarlılıkları, içlenmeleri aynı kaldı. Doğru toprağa ve insanların arasına düşerlerse evlerindeki çiçekler yeşermek için gün ışığı ve suyla yetinirken Muhsin Bey'lerimiz de dbaşka şeylere içlenip başka şeylere neşelenmeyi sürdürecekler.
Tek sorun şu ki çiçeklerin bile yalandan açıp coştuğu mecralar biz sıradan insanları hiç istemesek de Doğan Apartmanı’na yerleşen “Okan Bayülgen”lere, Eşkıya’yı çeken “Yavuz Turgul”lara döndürüyor. Her gün “15 dakikalığına”. (Noktayı koymadan Warhol’a selamımızı vermiş olalım.)
Hamiş: Düşündükçe sizlere de çok tuhaf gelmiyor mu Yavuz Turgul “Muhsin Bey”i çektikten sonra bu dünyadan göçmüş gitmiş olsa ne çok üzülecek, “Daha ne filmler çekecekti” diye ne çok içlenecektik içki masalarımızda dostlarla “Muhsin Bey de ne güzel filmdi ama!” diye söyleşirken. Ne kadar yadsımaya meyilli olursak olalım, yer yer ne kadar tezat gözükse de temelde her yapıt içinde üretildiği toplumla birlikte yoğruluyor, bir çeşit kolektif işe dönüşüyor. Toplum o yapıtın üretilmesine katkıda bulunmuyorsa, o iklim dağıldıysa mümkünü yok açmıyor o çiçekler, o filmler çekilmiyor, o kitaplar yazılmıyor bir daha.