AKIL TUTULMASI: KOMÜNİST ÇİN' İN PARASI, KÜRESELLEŞEN KAPİTALİST DÜNYANIN REZERV PARASI OLABİLİR Mİ?
Çin, nüfus olarak dünyanın en büyük ülkesi. Çin, 1979 yılında başlattığı reformcu çizgiyi, 1984 ve 1997 yıllarında finansal deregülasyon hamleleriyle taçlandırdı! Reformizm bataklığına saplanan tüm ülkeler gibi Çin de, sermaye birikiminin önünü açan kapitalist üretim ilişkilerini içselleştirirken; bu durumu gerekçelendirmeyi de ihmal etmedi.
Çin Komünist Partisi kongrelerinde dillendirilen “yol haritası” devlet kademelerinde ve akademi dünyasında karşılığını buldu! Çin bir süreliğine üretim tarzını "kapitalist üretim" tarzına yakınlaştıracak ve belli bir sermaye birikimine ulaştıktan sonra tekrar eski Çin olacaktı! Görünüşte çok mantıklı ama bugün Çin’ in geldiği nokta, Çin’ in sermaye birikimine yönelirken kendisinin de sermayeleştiği bir durumdur. Çin sermayeleşirken, kapitalist model neyi gerektiriyorsa onu yaptı; fakat kapitalist bir ülkeden daha farklı yöntemlerle (Örnek: Çin’ de sendika yoktur. Sosyalist ya da kendini komünist diye nitelendiren ve iktidarın işçi sınıfı ve emekçilerde olduğu bir ülkede zaten sendikaya gerek yoktur. Ancak, üretim modelini kapitalist rejime "bir süreliğine" geçiren sözde komünist Çin, sömürü çarklarını en acımasız biçimde döndürdü.)
Çin büyüdü... 3 trilyon ABD doları biriktirdi. Kapitalist dünyanın sembolü ABD’ nin yeşil paraları karşılığı Çin halkı robotlaştırıldı. 2008 Dünya Kapitalist Krizi sonrasında Çin elindeki doların eline yapıştığını, onu artık satamayacağını ve kendisinin doların bağımlısı olduğunu fark etti.
Çin’ in daha birkaç yıl öncesine kadar "tü ka ka" dediği serbest ticaret politikaları, artık Komünist Parti kontrolünün dışına çıktı. Yakın zamanda alınan yeni kararlar (Yuan’ ın dalgalanmaya bırakılması, özel kesim kredi ticari bankalar üzerindeki kontrollerin kademeli olarak kaldırılması gibi) gösteriyor ki; Çin artık “bir süre takılır, çıkarım” dediği yapının tam merkezine yerleşmiştir.
BİR REZERV PARA OLARAK: YUAN Çin, ABD’ nin ardından dünyanın ikinci en büyük ekonomisidir. Ayrıca Çin, en büyük "dış ticaret fazlası" veren ekonomidir. Bu özelliğinden ötürü, giderek dış dünyaya kaynak aktarmaya başlamıştır. Ekonomik göstergeler, Çin’ i dünya sisteminin “patronluğunu” ABD ile paylaşacak bir konuma getirmiş midir?
Bir şartla: Çin’ in ulusal parası olan yuan (resmî adıyla renminbi) kapitalist dünya sisteminin rezerv parası olursa (Yani, bugün bu işlevi üstlenen doların yerine geçerse)...
Çin’ in dış ticaretinde "yuan" ile yapılan işlemlerin payı, son iki yıl içinde %1’ den; %10’ a çıkmıştır. Bu oranın daha da yükselmesi beklenmektedir. Yuan’ ın rezervlerdeki payının artması için, Çin devlet tahvillerinin uluslararası piyasalara ihraç edilmesi veya uluslararası bankalarda yuan hesaplarının oluşması gerekir. Bunu sağlamak üzere, Çin devlet bankaları, ülke dışında yuan hesapları açmaya, devlet tahvillerini pazarlamaya, Çin’ de yatırım yapmak üzere yerli ve yabancı şirketlere kredileri açmaya yetkili kılındı. Böyelece, yuan’ lı finansal varlıkların işlem gördüğü Çin dışında “offshore” piyasalar oluşuyor. Ne var ki, hepsinde Çin devleti bankaları veya rezervleri ile aktif bir taraf olarak yer alıyor. Kritik adım, doğrudan doğruya yabancı şirketlerin, bankaların kendi aralarındaki işlemlerde de yuan’ ı kullanmaya başlamaları ile atılacaktır.
1990’ lı yıllarda, dünya ekonomilerinde sermaye hareketleri büyük ölçüde serbestleştirildi. Çin ise, bu dalgaya kapılmadı. Sermaye hareketleri üzerinde etkili denetim araçlarını korudu. Dünya ekonomilerini dalga dalga etkileyen finansal krizlere bu sayede sürüklenmedi. Yüksek ve istikrarlı büyüme temposunu, biraz da bu savunma mekanizmalarına borçludur.
Ne var ki Çin, adım adım bağımlı bir çevre ekonomisi konumundan çıkmaktadır. Batı kaynaklı doğrudan yatırımları en çok alan ülke olmasına rağmen, astronomik rezervleri sayesinde son yıllarda net sermaye ihracatçısı konumuna gelmiştir. Bu gelişmeler, sermaye hareketleri üzerindeki denetimlerin gevşetilmesini gündeme getirdi. Evet, Yuan bir uluslararası bir paraya dönüşmektedir. Ancak bu, Yuan’ ın dünya ekonomisinin "rezerv parası" olması demek değildir. Yuan’ ın bir dünya parası olabilmesi için, yani “sistemin patronu” olabilmek için, (ABD’ nin son otuz yıl boyunca yaptığı gibi) daha da fazla Yuan ihraç ederek “dünyayı satın alabilecek” bir gücü sergilemeyi gerektirecektir. Bu senaryo olası görünmüyor. Yuan’ ın bugünkü gücü, Çin ekonomisinin sürekli dış fazla vermesinden ve 3 trilyon doları aşkın rezervlerinden kaynaklanıyor. Bu özellik, Çin’ in "ihracat öncelikli gelişme" biçiminin mirasıdır; kalıcı değildir...
Dolar’ ın uzun yıllar “dünyayı satın alacak” düzeylere ulaşmasının arkasında, Wall Street’ in olağanüstü finansal gücü vardır. Amerikan sermayesi bu sayede dünyanın tüm köşelerini (ve Çin’ i) üretim merkezleri haline getirmiştir. Evet, Çin kapitalistleşme sürecine girmiştir; ancak yeterince değil... Ekonomik gücünün arkasında hâlâ önemli ölçülerde Çin devleti vardır. Dünya siyasetinde, ekonomisinde etkili, bazen belirleyici olacaktır; ancak emperyalist sistemin “patronu” olarak değil...












