Hâlâ bazen aklıma o rutubetli oda da nasıl nefesler alıp yaşadığımı sandığım anlar geliyor. Kuru bir tebessümle anılar silinir mi?
Kaynak: efillavin

seen from Kenya
seen from South Africa
seen from Germany
seen from Italy

seen from United States
seen from United States
seen from Italy

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States
seen from T1
seen from Italy
seen from United Arab Emirates
seen from Australia

seen from Uzbekistan
seen from Vietnam
seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from Türkiye
seen from Argentina
Hâlâ bazen aklıma o rutubetli oda da nasıl nefesler alıp yaşadığımı sandığım anlar geliyor. Kuru bir tebessümle anılar silinir mi?
Kaynak: efillavin
Denize kıyısı var sanki yüreğimin hep serin hep rutubetli.
RUTUBET
Çocukluğunda bir pilot olup uçmayı düşünürken, gün gelir sürüklersin ağırlaşan bedenini kalabalıklar içinde... Ya sabah işe gidiyorsundur ya evine dönüyorsundur uykusuz gözlerle ya bir ırgatsındır ya bir öğrenci... Kalabalıklar içinde bir insansındır. Kimseler seni fark etmez, kimseler hatırını sormazken, sen başın önüne eğip yüzünü yere eğdiren şeyi sorgularsın. Ya bir ömür harcayıp terk edilmişsin ya bir ağır sözle yıkılırken dilini lal etmişsindir ya ihanet... Kalabalıklar arasında sürüklerken ağırlaşan bedenini; düşünüp cümle olanları, kendini asarsın caddelerde. Sonra yeniden devam edersin dirilip. Gelirken insanların taklit gülüşleri kulaklarına; sen, sen, yakan sesleri dinlersin. Yüzündeki çocuksu nuru alıp zehir çeviren gözyaşlarını sürüklersin. Sürüklersin içindekileri kendi rayında salınan bir yük katarı gibi; oysa kimseler bilmez gerçekte kimin dev olduğunu. Omuzlarını düşüren şeyin romatizma değil yüreğindeki rutubet olduğunu... Kafasındaki kasabaya suyu elektriği getiremeyip olan servetini hayvanlığa yatırıp, yükselttiği kibirli tepelerde inatçı keçilerini otlatanlar ederken dedikodunu; sen susar beynindeki ütopyaya söversin. Dualarla ısıtırken üç kuruşluk mermilerle vurulup toprağa düşen karındaşlarını; görüp kudurursun, elinde tekel birası, pazar filesinden bozma çorabıyla, post modern türkü çığıran kızı. İrkilirken simit satan Fatma'nın zatüre sesiyle; taralı tüyü, el örgüsü kazağıyla paçana yapışan o küçük finoyu da sürüklersin. Sürükle... Sürüklersin işte git gide ağırlaşan bedenini, ayağa düştüğün şehirlerde. Ruhun perhizi sürerken, duraklarda yalnız kalırsın. Otobüslerde en arka koltukta... Hatırladıkça annenin iç kabartan birkaç sözünü, başını kaldırıp göklerde bir temiz nefes ararsın. Herkes bir yandan dürüstlük diye inlerken, yalar birileri yine riyakar külahları. Ve sen susarsın! Sürüklerken ağırlaşan bedeni, takılıp düşenlerden körlerden af dilersin. Yakarsın okuduğun kitapları. Kırarsın büyüttüğün pencereleri. Gördükçe kudurursun hayata kapı deliğinden bakan röntgenci gerçekçileri, bütün gerçeklerini atarsın pencerelerden. Bildiğin her şey acıtırken ve artık yorarken içindeki adamı, bir an koşmaya başlarsın, gelip de seni uçurmayan rüzgara inat. Yorulup düşersin hantal bedeninle. Torbalanmış gözlerinle bakarsın; pis bir dere gibi akıp, ahire dökülen hayata. Tutunmaya çalışırsın kaygan yosunlara. Tırnakların kopuncaya kadar tutunursun... Seyrelen saçlarını oynaştırırken bir serin meltem, kaybolup gidersin kalabalıklar arasında. Yarın yeniden diyerek... Ya terk edilmişsindir, terkler edip geldiğin şehirlerde ya herkes yaşarken sen gömmüşsündür gencecik bir yüreği istemeden ya da söyleyemeyip kudurmuşsundur son sözlerini. Sürünüp gidersin mana verilen eşyalara çarparak. Sonra devirip birinin testisini susuzluğa mahkum edilirsin. Parmaklarınla gösteremezsin içini kavuran şeyi. Bir vakit ellerinle yüreğine yazdığın kişileri silersin yine o ellerle. Çıkmayanları gömersin bir mezarcı yorgunluğuyla, içindeki derinlere. Ve içinde ki yüklerle düşersin yollara. Sürüklersin bedenini. Sevdaları ekerken baharlara, artık baharların da bittiğini, artık yağmurların yağmadığını hatırlayıp ağlarsın, felakete dönüşen dünyaya... ' Düşünüyorum o halde varım.' diyen rahmetlinin sözleri geldikçe aklına; sorarsın mademki 'Düşünüyorum o halde varım.'' Peki neden düşündüklerimiz yıktı varlığımızı? Asuman...
I swear, Istanbul is on its way to rivalling Seattle and Oakland with its modern goth acts. This is “Başım Çatlıyor” by Ozan Çam off of their 2016 album Rutubet
Saat 8.30'da güne başladım. Şu an saat 13.00 ben bugün ne yaşıyorum ya. Akşam 21.30 gün biter. Kalabalığın olduğu yerde her zaman olayı-dedikosu-lafı sözü bitmez. Bende bu dara gelemem. Bugün biriyle iyi olursunuz yarın hiç beklemediğiniz bişey yapar. Şaşırmayın. Herkese de güvenmeyin.
Duvarlarınızdaki küf lekeleri artık kabusunuz olmasın. Rutubetli duvar tamiri nasıl yapılır? İç cephelerdeki nemin belirtileri nelerdir? Rutubetli duvara kesin çözümler neler? Ne tür boyalar kullanmalıyız? Merak ettiğiniz tüm soruların yanıtlarını burada paylaşacağız. Ev sahibi ya da kiracı olmanız farketmez. Yaşadığınız evin iç duvarlarında siyah benekler, ıslaklık, sararmalar ve boya
Rutubetli Duvar Tamiri Nasıl Yapılır?
Yüzlerce kitabı rutubetten korumak için sokağa serdi Eskişehir’de yıllar boyunca aldığı kitapları biriktiren emekli tarih öğretmeni Orhan Aslan, bulundukları yerde çok fazla rutubet olması sebebiyle yüzlerce kitabı sokağa serdi.
suç
kapı eşiğinden çalınan kışlık botlardan sonra, kapısı kışa inadına açık kömürlükte bıraktığım klasikler, kenarları gökyüzünü gösterecek spiraller atmaya çoktan başlamış olsalar da, henüz çöpe atılacak ya da sobayı ateşe veremeyecek kadar rutubetlenmiş kıvama varamamaktalar. bense evini, ya da içini ısıtmaktan çok ayaklarını ısıtmaya kafayı takmış bir hırsızın, kitapların derinlemesine yeşile çalacak yapraklarına olan yardımını düşünüyorum.