“Yaşın küçük ama acıların büyük. Söyle bana küçük kim seni bu acılara terk etti? Kim senin çocukluğuna acımadan bu acıları yaşattı?”
Günler geçti. Acıların zamanla biter dediler yıllar geçti. Geçmedi hiç bir acım. Anılarım zihnimin bir köşesinde yaşıyor. İyi anılarım yok. Saysan beş parmağı geçmeyecek olan iyi anılarım siliniyor hafızamdan.
Acılarımı geçirmek istiyorum. Köprü altı bir yerde elime aldığım paketle kendimden geçmeye çalışıyorum. Unutmak istiyorum, unutulmak istiyorum. Yaşanmışlıkları, yaşatanları unutmak istiyorum. Yok olmak, yok etmek istiyorum ama tek elimden gelen şey elimdeki paketle kendimden geçmek.
10 yaşımdı yine sokakta kaldığım bir gece. Bir çete vardı yanıma gelen bana kalacak yer veren. O günden sonra bende o çeteden oldum. Çete değil ailemdi onlar. Eskilerden kurtulmama yardım ettiler. Yeni bir isim aldım kendime, yeni bir hayat aldım. Abim oldu, ablam oldu hatta babam bile oldu.
Onlarla iyiydim. Mutsuz değildim ama mutluda sayılmazdım. En azından gülüyordum.
Biri vardı önemliydi benim için çok önemliydi. Bazılarımız ona koza diyorduk bazılarımız da çağan. Gerçek adı yoktu çoğu kişinin.
Yıl 2020 kasım ayının 15’idi. Biz kozayla gece yarısı hala konuşuyorduk. Abimdi o benim, bazen babam oluyordu. Bazende ben onun annesi oluyordum. Yaralarımızı sarıyorduk birbirimizin. “Yaralarımı saran küçük kızım” derdi bana her zaman. O gece son kez demişti bana benim haberim olmadan.
Bana son kez “gecelerin her zaman güzel olsun iyileştirici kızım” demişti. Çok geçmeden geldi intihar haberi. Sadece 1 saat dayanabilmişti. Cenazesi bile olmadı. Kimsesizler mezarlığına gömüldü güzel bedeni.
En büyük acımı öbür acılarımı saran kişi hediye etmişti bana.
Az bir süre kaldı 3 yılın ardından buluşacağız kozayla.
İyi ki varsın, iyi ki vardın yaralarımı saran koca adam. -Her zaman yaralarını saracak küçük kızın.