ALLAH'IN SIFATLARINA İMAN ETMEK
Ebu Abdullah Muhammed bin İshak ibn Mende (rahimehullah) dedi ki:
"Allah azze ve celle'nin sıfatları hakkında varit olan haberler, Rasulullah ﷺ'den mütevatir olarak ve Allah azze ve celle'nin kitabına muvafık olarak gelmiştir. Halef bu haberleri, sahabe ve tabiinden şu günümüze kadar seleften alıp nesilden nesile aktarmıştır. Bunları yaparken Allah'ın sıfatlarının varlığını, bilmeyi ve onlara iman etmenin gerekliliğini ispat etmişlerdir. Allah'ın kitabında haber verip, Nebi ﷺ'in de bildirdiklerine TEVİL, İNKAR, TEMSİL ve TEKYİF etmeksizin teslim olmak gerekir. Allah azze ve celle, kendisinin ve Rasul'unun ﷺ'in vasıflandırdığı isim ve sıfatlarıyla ezelidir. Bu sıfatlar O'ndan zail olmaz. Her kim Allah'ın sabit olan sıfatlarından bir sıfatını inkar ederse, Allah'ı inkar etmiş olur. Her kim, Allah'ın sıfatlarının muhdes olduğunu, önceden olmayıp daha sonra Allah'ta var olduğunu iddia ederse, Allah'ın sıfatlarını, mahlukatta muhdes olan, zail olan, mahlukatın, yok olmasıyla yok olduğu ve baki kalmadığı sıfatlarına benzetmiş olur. Halbuki Allah azze ve celle, sıfatlarıyla nefsini övmüş, kullarına da bu sıfatlarla O'nu övmelerini emretmiş, Rasulullah ﷺ de bu sıfatları tasdik etmiş ve Allah'ın kendi nefsi, isimleri ve sıfatları hakkında kullarına bildirmiş olduğu muradını açıklamıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Rabbiniz, kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı."
Rasulullah ﷺ dedi ki: Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Ben, zulmü nefsime haram kıldım." Rasulullah ﷺ Allah Teâlâ'nın bu sözünü şöyle açıklamıştır:
"Allah Teâlâ, kendi katında bulunan bir kitaba; "Benim rahmetim, gazabımı geçmiştir" diye yazdı."
TEVİL: Lügat açıdan manası dönmek ve kelamı açıklamak demektir. Lügat manasına baktığımızda kelami tevil etmek, tefsir etmek manasında veya kendisine dönen akıbet manasındadır. Çünkü kelimenin ilk manası dönmek anlamındadır. Müteahhir alimlerin çoğunun istilahında ise tevil kelimesi, bir delilden dolayı lafzın zahir manasından başka bir mana vermektir. Metinde kastedilen de budur.
TEMSİL: Bundan kasıt Allah Teâlâ'nin sıfatlarının mahlukatın sıfatlarına kıyas edilmesidir. "Teşbih" diye de isimlendirilir. Yani Allah Teâlâ'nın sıfatlarını, mahlukatın sıfatlarına benzetmek demektir.
TEKYİF: Bu kelimeden maksat, ister zati olsun ister fiili Allah'ın sıfatlarının keyfiyetini bilmek demektir.
İbn Mende devamla şöyle demiştir;
"Bizim bu zikrettiğimiz şeylerde henüz zikretmediğimiz bütün İsim ve sıfatlara bir delil vardır. Bu isim ve sıfatların teşbih ve temsilden ayırması, sıfatların manaları ve zıtlıklarını bilmekle, niyetle, cahilleri ve batıl ehli nazarında teşbih ve temsile sebep olan yaratan ile yaratılanlar arasın daki bütün her şeydeki farkı bilmekle, Allah'a, isimlerine ve kendisinin ve Rasulullah ﷺ'in vasfettiği sıfatlara iman etmekle olur. Mahlukatın isimleri ile sıfatları, Allah'ın isimlerinde muvafık olmuştur. Ancak mahlukatın muhdes ve fani olması, yaratıcının ise ezeli ve baki olmasından dolayı yaratıcı ile yaratılanlar arasındaki isimler bütün manalarıyla farklıdır. Allah Teâlâ'nın sıfatlarını izhar eden ancak bu sıfatların keyfiyetini idrak etmeyi imkansız kılan şu ayettir: "Onun benzeri gibi hiçbir şey yoktur. O hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir."
Bu faslı zikrettik ki doğru yoldan sapmış, Allah Teâlâ'nın kitabından ve Rasulullah ﷺ'in sözünden çıkmış olanlar, bunlara tutunup da Allah Teâlâ'nın kitabında ve sadık halef alimlerinin, temiz selef alimlerinin Allah Teâlâ ve Rasul'unden naklettiği isim sıfatlarını tevil etmesinler. O selef alimleri ki Allah'ın dinini ve hükümlerini nakletmiştir. Onlar ki tebliğ etmekle emrolunmuş; Allah'ın bütün emirlerini tebliğ etmişledir. Onlar ki Allah Teâlâ'nın kitabındaki tehdidinden kaçınmışlardır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: "İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitab da açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder." Bu yüzden selef halefe, Allah Teâlâ'nın emrettiği gibi emretmiş, bu konuda hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmemişlerdir. Allah Teâlâ bizi, onlara ihsan ile tabi olanlardan eylesin. Hiç şüphesiz O, rahmetiyle buna kadirdir.
Kavvamus Sunne Şeyh İsfahani, el-Hucce fi Beyanil Mehacce, syf. 58-61




















