Merhaba şarkılar yazdığım adam.Çizgilerini ezberlediğim, sesini, kokunu, yüzündeki mezarları unutmamak için her an yalvardığım, sevilmeyi istediğim,gözlerinde bir saniye dahi olsa kendimi bulmaya muhtaç olduğum,güvendiğim, sevdiğim, öptüğüm, dokunduğum, göz çukurlarımın mimarı,toprak çocuklarının kar meleklerinin ilhamı, gözümden akan izlere sakladığım, korktuğum, kaçtığım, kaldığım, başkasını sevme ihtimalinde kaybolduğum... Merhaba. Bugünü unutma. Aklından çıkmasın hiç.Beni öldürdüğün gün bugün. Tek başıma tabutumu taşıdığım, gözümden akan yaşla mezarımı suladığım gün bugün. Unutma, unutma ki öldürdüğün bu ruhun unutamadıklarına değsin. Saygını yitirme diye bitiriyorum demiştin bana hatırlar mısın? O saygı haklıydın bitmemişti ama dün bitirdin sevgilim. Ağzından çıkan her kelime kanattı dudaklarımı. Sonra baktım kendime birtek dudaklarım değilmiş kanayan, bilmeden, görmeden kanamış her zerrem. Zaten ölmüşüm ki ben, tabutum geç kalmış toprağa karışmaya. Zaten gitmişsin sen konuştuğum eskiden kalan bir adammış. Beni değil başkalarını öpeceksin şimdi. Öptüğün, dokunduğun zerrelerimin acısıyla boğuşurken ben, sen başkasını öpeceksin. Benim öpemediğim yerlerden de o öpsün seni. O dokunsun saçlarına, o ezberlersin çizgilerini, o baksın gözlerinde yitirilenlere... Hala gelsen koşa koşa sarılırım, ciğerlerime çekerim kokunu, öperim yine gözlerinden... Sen gel, gel ki unutmayayım teninin sıcaklığını.Bunu okumayamayacaksın biliyorum. Olur da okursan bir gün bu nasıl veda, hala gel diyorsun deme. Bu benim kendime vedam sevdiğim. Görüşürüz lavinya.Benim kalbime dokundun sıra şimdi başkalarında. Başka hiç kimseleri var etme vakti şimdi. Seni keşfettiğim için mutlu ediyorum bu vedayı. Görüşürüz deli kızım.Kavuşacağız tekrar, biliyorum.
Ara sıra gel sula toprağı. Bazen bir çiçek koy başucuma. Şarkı söyle, söyle ki sesinin huzurunda uyusun et parçalarım. Ben gitme kal dedim. Kalamadığın yerlerin acısın şimdi. Mahrum kalan satırlarım da uyu her gece. Çarşaf olsun yorgan olsun gönlüne.