“Çok sıcak, su içmem gerekiyor."
“Sadece bu kadar var." birkaç damla... ben o birkaç damla ile nasıl susuzluğumu giderebilirim ki şu sıcacık günde. Bazen diyorumki keşke balık olsaydım. Her yer suyla kaplı. Ne kadar güzel... Susuzluk dertleri yok, dün ne yaptıkları hakkında bir fikirleri bile yok, anında unutuyorlar her şeyi. Benim en çok canımı sıkan ama yapmaktan başka çaremizin olmadığı şu banyo işi. Ahh küçük bir balık olsam ne banyo derdim kalırdı ne de şu kafamdaki bit derdi. Ne iğrenç hayvanlar bu bitler. Öyle bir kaşındırıyorki kafa derimi yüzercesine kaşıyasım geliyor. Sadece saçta bulunmakla kalmıyor vücudumuza da sıçrıyorlar. Buna karşılık bulabildiğimiz çözüm ise çamur sürmek. Bulabildiğimiz çamurları her yerimize yedirerek sürüyor ve kaşınmanın dinmesini bekliyoruz. En sevmediğim tarafı ise kaşınmanın dinmesine rağmen çamurla dolaşmak. Su olmadığı için çamurdan arındıramadığım saçlarım zamanla sertleşiyor. Oysa yumuşacık olması ne kadar güzel hissettirirdi. Balık olarak dünyaya gelmeliydim. Dört elementten en sevdiğim olan suya karşı bu uzaklığım beni günden güne daha fazla üzüyor. Denize girerken suya yavaşça dokunun ve onun mükemmelliğini hissedin, denizin içinden gökyüzüne bakın, ne güzel olurdu şimdi gökyüzünün muhteşem görüntüsü... Belki de olmazdı, suya erişimi olanlar için belki de su elementi bu kadar rahatlatıcı gelmiyordur, ya da cidden rahatlatıcı değildir, bilemiyorum ki, ben hiç denize girmedim ama her gece yatakta kurduğum hayaller deniz denen su kütlesinin beni çok rahatlatacağını gösteriyor. Bense hayallerime olan güvenimi sonsuz kılarak her gün suya karşı olan sevgimi arttırıyorum, ne kadar canımı acıtsa da.
~Ceyln
















