Fotoğraf 120 yıl önce İstanbul Hamidiye Eftal Hastanesi'nde çekilmiş. Sol ayağından ameliyat olan o dönemin küçük kızı, yine o dönemde tedavi imkânı bulan şanslılardan...
seen from Türkiye
seen from China

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Argentina

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Canada
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from China

seen from T1

seen from Netherlands

seen from Argentina
seen from United States

seen from United States
seen from China
Fotoğraf 120 yıl önce İstanbul Hamidiye Eftal Hastanesi'nde çekilmiş. Sol ayağından ameliyat olan o dönemin küçük kızı, yine o dönemde tedavi imkânı bulan şanslılardan...
Biz Avrupalı filan değiliz. Buz gibi Asyalıyız ve hepsinden üstün olarak da Türk’üz 🇹🇷
Bugün yeniden ziyaret ettiğim ve her gittiğimde bana farklı şeyler katan Ulucanlar cezaevi müzesi..
Bugün pazar.
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
bahtiyarım...
toprak, güneş ve ben...
bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Nazım Hikmet o karanlık, daracık tecrit odaların birinden çıkarıldıktan sonra bu şekilde ifade etmişti hislerini, daha niceleri; ne isyanlarını ne duygularını dile getirdiler burada kim bilir.
O dar koridorlar, yüksek duvarlar, koğuş ve içeride mahkumların eşyaları, tecrit odaları, dönemin gazeteleri, en küçüğünden en büyüğüne bütün detaylar insanı öyle karmaşık duygulara sokuyor ki; dili olsa da konuşsa diyorsun, nelere şahitlik etmiş bu her bir detay. Kimlerin idamlarını, işkencelerini görmüş. Birçok siyasetçi, yazar, şair, din adamı..
İnsanın tüyleri ürperiyor düşündükçe. Yazılan mektuplar, kullanılan kişisel eşyalar, işkence aletleri, bardaklar, tabaklar, çekilen hatıra fotoğraflar duvarlara yazılmış yazılar, bir sürü anıyı görebiliyorsunuz. Birkaç fotoğrafını koydum fakat kesinlikle ama kesinlikle görülmesi gereken bir müze👍🏻
Hz. Musa’nın gösterdiği mûcizeler, Firavun’un kibir duygularını alt-üst etmiş; böylece o, tanrılık davasını bir kenara bırakıp etrafındaki ileri gelenlerden fikir almaya mecbur kalmıştı.
“Dediler ki:
–Onu ve kardeşini biraz burada beklet ve şehirlere toplayıcı vazifeliler gönder; ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa getirsinler!” [Şuarâ 36-37]
O dönemde sihirbazlık çok ilerlemişti. Firavun, bu sebeple yapılan teklifi hemen kabul etti.
Müsabaka günü herkes toplanmıştı. Halk, olacakları izlemek için sabırsızlanıyordu.
“(Firavun’un adamları:)
-Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız! dediler.
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun’a:
–Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir mükâfat vardır, değil mi? dediler.
Firavun cevap verdi:
–Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin; gözde kimselerden olacaksınız!” [Şuarâ 40-42]
Firavun sordu:
–Peki, Musa’ya galip gelebilecek misiniz?
Baş sihirbaz şöyle dedi:
–Biz sihrin son noktasındayız! Bu işi, yeryüzünde bizden daha iyi bilen kimse yoktur! Yani biz, zirvenin de nihâyetiyiz! Öyle ki, gökten bozucu bir güç inmedikçe, onu mutlaka yeneriz. Elbette biz daha güçlü ve kuvvetliyiz!
Musa (as) ise, sihirbazları şöyle ikaz etti:
“Musa (as) onlara:
–Yazık size! Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azâp ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak perişan olur! dedi.” [Tâhâ, 61]
“Bunun üzerine iplerini ve değneklerini atarak:
–Firavun’un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz. dediler.” [Şuarâ 44]
“…(Hz. Musa) bir de baktı ki, büyüleri sâyesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor. Musa, birden içinde bir korku duydu. (Ona):
–Korkma! Üstün gelecek olan kesinlikle sensin! Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun! Yaptıkları sâdece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflâh olmaz! dedik.” [Tâhâ, 66-69]
Bundan sonra Musa (as) kendisini toparladı. İçindeki ürperti zâil oldu:
“Onlar (iplerini) atınca, Musa dedi ki:
–Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.” [Yûnus, 81]
Sihirbazlar, Firavun ve Mısır halkının önünde yere birkaç değnek ve ip atmışlardı. Onlar da kıvrılıp yılan gibi görünmeye başlamıştı. Ancak emr-i ilâhî ile Musa (as) asasını atınca, o, kocaman bir ejderha olup meydandaki bütün sihir aletlerini yuttu. Bunu gören sihirbazlar iman etmişlerdi.
Firavun'un onlara sunacağı makam mevkinin hiç bir önemi yoktu çünkü. Onun zulmünden de korkmadılar.
Bizler bugün çevremize baktığımızda şunu rahatlıkla görebiliyoruz; Allah-u Teâlâ yarattığı her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. Tefekkür etmek için, iman etmek için önümüzde ne kadar çok mucize var. Rabbim! Sen bizlere bu mucizeleri görecek basiret ve iman gücü nasip et. Allahumme amin.
Bir toplumu kalkındırmak isteyen hareket, o güne değil, geleceğe hizmet etmelidir. Tarihte en büyük ve en devamlı olan başarılar, genellikle başlangıçlarında pek kolay anlaşılmamış olan hareketlerdir.
Yıl 1957
Yer Istanbul Şişli
Fotoğraf Ozan Sağdıç
Seyyar Migros